• BIST 105.268
  • Altın 163,398
  • Dolar 3,9604
  • Euro 4,6498
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 0 °C

Almadan vermek Allah’a mahsus

Mehmet MÜLAYİM

Sektörümüzde yaşanan hızlı personel ve yönetici değişimi işletmelerin orta ve uzun vadeli planlar yapmasında, krizlerde dayanıklı ve güçlü durmasında en büyük engel.

Her yönetici içinde bulunduğu ve sorumluluğunu taşıdığı kısa dönemde ‘Ne yapabilirim? Eğer kalırsak o zaman ileriye bakarız.’ kaygı ve düşüncesinde. Hal böyle olunca ne hizmet standartları, ne satış ve pazarlama, ne konsept, ne de işletmenin başarısı ileriye dönük büyük adımlar atabiliyor. Güdük, günü kurtaran bakış açıları ile işletmeler kısır kalıyor. Bu durumdan yöneticileri ve personeli tek başına sorumlu tutmak topu taca atmak olur.

Şu dönemde dahi başarılı, krizden karlı çıkan tesisler yok mu? Elbette var. Hem de birçok. Kimisi ise kapısını açamadı. İşte o başarılı tesislere dönüp baktığımızda çoğunun ortak özelliği işletmesine güvenen, sahiplenmiş ve yaptığı işe değer katan, katmaya çabalayan yönetici ve çalışanları olması. İşletme sahiplerinin de bu değerdeki yönetici ve çalışanlarına iyi günde, kötü günde kol kanat germesi, değer vermesi.

Yatırımcı ‘İşletmem başarısız.’ diye hayıflanmamalı, önce kafasını iki elinin arasına alıp düşünmeli ve kendisine ‘Ben çalışanlarımın işyerimi sahiplenmesi için onlara ne taahhüt ettim, onlardan olan sadakat beklentimi karşılayacak ben neler yaptım? Onlardan sadakat beklerken, ben çalışanlarıma sadık olduğumu onlara ispatladım mı?’ diye sormalı.

Almadan vermek Allah’a mahsustur. O zaman ne bir yatırımcı, ne de yönetici çalışanlarından sadakat ve değer katmayı bir şey vermeden bekleyemez. Şimdi duyar gibi oluyorum ‘Maaş veriyoruz ya.’ denildiğini. Maaşı herkes veriyor, vermeseydiniz bari… Hizmet sektöründe de maaşlar ahım, şahım değildir, karın tokluğunun bir tık üstü ancak. Siz eğer çalışanlarınıza maaşlarının yanında değer, eğitim, motivasyon, sosyal imkan ve tesisler, iyi lojmanlar, takdir, saygı ve sevgi vermiyorsanız işte o zaman bu kriz dönemlerinde ne yapacağım diye kara, kara düşünürsünüz. Çünkü sizin için, sizinle birlikte elini taşın altına koyacak, size saygı ve sevgi duyan ekipleriniz yoktur. Sizinle birlikte kaygılanacak, sizinle birlikte sevinecek ekipler yaratamamışsınızdır. Personelinizle aranızdaki tüm ilişki sadece ve sadece maddi çıkardır.

Çalıştığı işletmede yöneticisinden, bahçıvanına her çalışan benzer beklentiler içindedir. O işletmenin kendisine vereceği maaş zaten genelde ucu, ucuna geçinmesini ya sağlıyordur, ya da sağlamıyor. O zaman neler arar?

Her şeyden önce çalışanlarına ve müşterilerine, daha doğrusu insanlara sevgi ile yaklaşan bir yönetim arar. Sonra saygı, yaptığı iş ne olursa olsun kendisine ve gösterdiği emeğe saygı arar. Huzurlu, dedikodusuz, arapsaçına dönmemiş yönetim şekli arar. Yaşadığı ve çalıştığı arka alanlarda kendisine olan saygının bir göstergesi, bakımlı, temiz, düşünülmüş yaşam alanları arar, iyi sosyal imkanlar arar. Ve de son olarak çalıştığı işletmenin kendisine, yaşamına katacağı değerler, eğitimler, motivasyon birliktelikleri arar. Çalıştığı işyerinin kendisinin kişisel ve mesleki gelişimine katkı sunmasını arar. Kısaca önce bizim kendisini düşünmemizi ister, sonrasında da o bizi düşünmeye başlar.

Şüphesiz her yerde olduğu gibi ekiplerimizden de çiğ süt emmişler çıkmıyor mu? Çıkıyor, ama bu diğer kalanlara hak ettikleri özeni, sevgiyi ve saygıyı göstermememiz için neden olamaz.

Bu yazı toplam 2187 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Tourism Today | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 242 324 79 77 Faks : +90 242 324 79 37