• BIST 105.268
  • Altın 163,398
  • Dolar 3,9604
  • Euro 4,6498
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 0 °C

Bir garip İran

Mehmet MÜLAYİM

Temmuz ve Ağustos aylarında İran’ın dev hava yolları Mahan’ın sahip olduğu otellerin ekiplerine eğitim için Tahran’daydım. Ürkek adımlarla gittiğim bu şehirden bambaşka görüşlerle, güzel dostluklarla ülkeye döndüm.

Yabancı TV kanalları Türkiye’yi gösterirken özellikle Fatih’ten kara çarşaflıları, Eminönü camisinden çıkan Aczmendileri izleterek toplumlarında bir algı yönetimi çalışması yapar, bizleri nasıl aşağılamaya çalışıp dünyaya geri, vahşi, medeniyetsiz göstermeye çalışıyorlarsa, benzeri İran içinde yapılıyor. Kendilerinden olmayan herkese yaptıkları gibi. Maksadının ne olduğu bu yazımızın konusu değil. Hepiniz zaten bunun nedenlerini yorumlayabileceğinizi düşünüyorum.

İran’da da benzer bir durum var. TV’de, gazetelerde görünen İran, İran’ın hepsi değildir. Ancak haber değeri taşıyan toplumlara ‘tü-kaka’ algısı yaratılabilecek kısmı hep olumsuz yanlarıdır. Olumlu yanlarını, güzelliklerini gözler önüne sererlerse toplumları sempati duyabilir. Onun için karala dur. Oysa İran 80 milyonun üstünde nüfusu olan ve 2000 (yazı ile iki bin) yıldan daha da gerilere giden kadim bir medeniyetin ve kültürün mirasçısıdır.

Otuz beş yıldan daha uzundur ambargo baskısı altında olan İran halkı, emperyalist batı dünyasının dize getirme, dizlerinin üstüne çökertme çabalarına rağmen bu süre içinde yaşamaya, onuru ile kültürünü korumaya devam etmiştir. Ambargo zordur, hatırlayın, Türkiye’de 1974-1981 yılları arasında benzer bir uygulamaya tabi tutulmuş, Türk kahvesi, margarin ve tüp gaz bulunamayan yıllar hafızalarımızda. Bu ambargolar devletlerin cezalandırılma perdesi arkasında halkların ezilmesi, küçük düşürülmesi, muhtaçlaştırılmasıdır. Nasıl olur da bir devletin yöneticilerinin hataları, ya da sözleri nedeni ile demokrasi ve barış havarisi geçinen devletler o halkları tümden terörist, düşman ilan ederek muhtaç hale gelmeleri için baskı uygular. Batı dünya süzeni.

Iran bu ambargonun etkisi ile aynen bizim o yıllarda yaşadığımıza benzer yokluklar ile onurla ayakta. Halkı ise güler yüzü, sıcak iletişimli, ufacık şeylerden mutluluk duyan misafirperver insanlar. Eğitim ve kültür seviyesi oldukça yüksek. İnsanlar batı dünyasının aksine egolarını yenmiş, alçak gönüllü ve kompleksiz. İşte size en güzel örnek; Eğitimlere otellerin müdürleri ile temizlikçileri beraber katıldılar. Ne müdürlerde şişkin egolar, ne de temizlikçilerde aşağılık kompleksi vardı. Eşit şartlarda tüm grup çalışmalarında benzer katkılarını ve görüşlerini ortaya koyuyor, aynı resme omuz, omuza poz veriyorlardı. Saygı ve sevgileri ise üst-ast ilişkisinde olması gerektiği gibi.

Kadınların müthiş bir özgüven ile hayatın her yerinde olmasına hayran kaldım. Bazı şirketlerde neredeyse etrafta erkek görmüyorsunuz. Taksi şoförlerinde de bayanlar var. İlişkilerinde dini bazı kurallar var, onları zorlamadığınız sürece sizinle gayet medeni ve eşit çizgide iletişim kuruyorlar. Trafikte kadınlar ön planda. Eşi yanında oturuyor, hanım vızır, vızır sıkıntısız şoför Nebahat (Fatma Girik filmi-1960). Ülkede kadınlara değer veriliyor. Silah tüccarlarının pompaladığı saçma savaşlardan birisi olan İran-Irak savaşında 750 binden fazla erkeğini şehit etmiş bir toplum.

Din önemli bir faktör, ancak ezan sesini ya duyarsınız, ya duymaz. Ezan saatlerinde duymak isteyenin duyacağı ses seviyesinde ezan okunur. Cami sayısı ise bizimki ile kıyaslanamayacak kadar az. Doğa sevgileri de yine bizimki ile kıyaslanamayacak kadar kuvvetli. Açık bir parkta sigara içene garip, garip bakarlar ‘Bu adam temiz hava alacağına niye kendini zehirliyor?’ diye. Sigara içen sayısı medeni Avrupa ülkelerinde olandan daha az. Nüfusa oranı herhalde binde bir filandır. Mal kullanma, malın değerini bilme ise ambargolarında etkisiyle, bir şey kullanılmaz olana değin sonuna kadar kullanırlar. Her şeyi yenilemek çok zor. Paran olsa mal yok.

Tüm turizm camiası İranlı turist peşinde. İran, henüz pazarlama tekniklerinde oldukça gerilerde. Etkin uygulanabilecek kurumsal ülke tanıtımının hemen etki göstereceği bir pazar. Ancak bu mülayim insanlara nasıl hizmet vermemiz gerektiği de iyi irdelenmeli. Nasıl Rus, Alman ve İngiliz misafirlerimizin midelerini düşünüyorsak, İranlı misafirlerin de yemek ve içecek alışkanlıklarını çalışmak onları rahatsız etmeyecek noktada hizmetimizi kalitemiz ile birleştirmek lazım. Şu anki durumumuz o değil.

Uzun yıllardır Türk turizm yatırımcılarına, geçmişteki patronlarıma hep söyledim, tekrar söylüyorum. Sektörümüzde risk azaltacak en önemli dev pazar İran’dır. Bu ülkede güçlenen krizlere karşı önlemini almış olur. Bunu uçak düşmeden de söyledim, şimdide söylüyorum. Güçlenme sadece iki kontrat yapmayla da olmaz. Bu iş bizzat İran’a gelerek, burada ortaklıklar, güzel ilişkiler kurarak olur. 

İran’ı ve İranlıyı tüm iş dünyamızın, turizmcilerimizin çok çalışması lazım. Sırları da çok, potansiyeli de. Zamanında Rusya ile iş yapmayı öğrenmemiz nasıl zaman aldı, İran’da zaman alacaktır ama emin olun Rusya’dan daha kolay olacaktır.

Bu yazı toplam 1802 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Tourism Today | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 242 324 79 77 Faks : +90 242 324 79 37