• BIST 92.227
  • Altın 213,402
  • Dolar 5,3190
  • Euro 6,0419
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 5 °C

Bir gün bu güzel rüyadan uyanacağız

Bir gün bu güzel rüyadan uyanacağız
Tren hızlandıkça vagonların penceresinden görebildiklerimiz azalıyor. Birçok detayı fark etmeden hızla yol alıyoruz  'rekorlar kırmak' uğruna... Gün...
Tren hızlandıkça vagonların penceresinden görebildiklerimiz azalıyor. Birçok detayı fark etmeden hızla yol alıyoruz  'rekorlar kırmak' uğruna... Gün gelip bu rüyadan uyandığımızda yaşadığımız toprakların üzerindeki değerleri ne kadar hoyratça kullandığımızı fark edeceğiz. Tıpkı yıllar önce turizmde yıldızı parlayan İspanya gibi. 40 yıl önce kaleme alınmış aşağıdaki makaleyi bizimle ilgili birçok konuya değinmesi dolayısı ile sizinle paylaşıyorum.

İspanya'ya bu yıl, ülkenin nüfusu kadar 34 milyon turist  gelecek. Bu gelmiş geçmiş en büyük kavimler göçü anlamına geliyor. Ancak bu ekonomik mucize gelişmiş ve az gelişmiş bölgeler arasındaki uçurumu büyütmüş ve taban fiyatları ise ölçüsüz biçimde yükselmiş durumda. Çok karışık katmanlardan tatilciler ise her geçen gün daha fazla yerlileri dışlayan, kalburüstü bir statüye kavuşmuş durumda. Bu cennet ülkeyi son 10 yılda 200 milyondan fazla insan ziyaret etti. Sadece 1972 yılında 32 milyon ziyaretçi geldi. Bunların 3,3 milyonu Alman'dı. Kısa bir süre öncesine kadar coğrafi ve politik engellerden dolayı izole bir şekilde Avrupa'nın kıyısında varlık gösteren bu ülke tüm zamanların en büyük kavimler göçünün hedefi haline geldi. Mallorca adasının turistik merkezlerinde kilometre kare başına 15.000 insan sıkışık vaziyette toplanmakta. Bu rakam Münih şehrinin tam 6 katı. Palma'nın havalimanı trafiği yaz döneminde New York Kennedy havalimanınınkine eşit. Bir zamanların 12 balıkçı köyü günümüzde tüm UNO ülkelerinde bulunan otellerin yarısından fazlasını barındırıyor. Costa Brava'da bulunan Lioret de Mar'da tatil zamanı dışında 5.000 kişi yaşarken 1973 yılı kayıtlarında 213 pansiyon ve otel tespit edildi. Uno istatistiklerinde dünyanın 1 numaralı tatil destinasyonu olan ispanya 73 yılında tarihinin en büyük işgalini yaşıyor. Yılsonunda ülkeye, ülke nüfusu kadar yani 34 milyon insan ziyaret etmiş olacak. 1980 yılında yetkililer 50 milyon insan bekliyor ülkeye. İspanya'ya tatile giden Almanların sayısı, İtalya ve Avusturya'nın altında kalmasına rağmen her sene artıyor. Araştırmalara göre tatil planlamasında paranın önemi olmasaydı, tatil için Almanların 1 numaralı tercihi olurdu. Klasik tatil ülkesi olarak İtalya'nın imajı azalırken güneş ve Flamenko vaat eden ve ucuz charter seferleri artan İspanya Almanların eski özlemlerinin çekim merkezi konumunda bulunuyor. Seyahat analizlerine göre 72 yılında ispanya tatilcilerinin yüzde 41'i her zaman İspanya'da tatil yapmayı hayal ediyordu. Doğal zenginliklerden mahrum bu ülkede güneş ve folklor satışı en önemli endüstri haline geldi. Sadece geçen yıl turizm yoluyla 2,5 milyar dolar gelir elde edildi. Bu rakam İspanya'nın cari açığının  %90'nı kapatabiliyor. 2 yıl önce Enformasyon ve Turizm Bakanı turizm sayesinde Marshall palanıyla kendilerinden esirgenen parayı kazandıklarını dile getirdi. Güneşe aç kuzeyliler İspanya ekonomisinin en hızlı yükselişini sağladılar. 10 yıl içinde GSMH 2 kat arttı. 67 – 71 yılları arasında kişi başı gelir 43,8 % arttı. Costa Brava'nın merkezi Barcelona'da milyoner sayısı geçen yıla göre 400 kişi artış sağladı. Tüm bu gelişmelere rağmen ülkenin tanınmış gazetecilerinden Alfanso Garcia Ramos " aramızda bazıları turizmin El Dorado olduğunu, gökyüzünden para yağdığına inanıyorlar. Ancak bu bir rüya ve herkes bir gün rüyadan uyanacaktır. Birçok turizmci için bu rüya gerçekle karşı karşıya kaldıklarından sona eriyor. Kuş cıvıltısının yerini beton makinalarının gürültüleri, doğa manzarısının yerini betondan bir dünya, masmavi denizin yerini ise, doğrudan denize boşaltılan atık sular sonucu kirli bir görüntü alıyor.

Güneşin Kültür Tekeli-İspanya'nın faydasına mı?

İspanya için de uyanma vakti uzak olmasa gerek. Turizmden elde edilen gelir anarşik bir sarhoşluğa neden oldu. Yeni endüstrisinin bacaları konumundaki oteller tarlalardaki yabani otlar gibi göğe yükselmekte, yekeleri gibi 4 bir yana dağılmaktadır. Kuzeybatı dışındaki tüm sahil bandını işgal eden ve güneşin tekelinde bulunan kültür gelişimi İspanyolların yararına mı? Birçok İspanyol için bu cevap evet olabilir. Özellikle ülkeye para getiren ama ülkeyi ileri götürmeyen yabancı yatırımcılar için. Çünkü turizmin gölgesinde büyüyen zengin – fakir uçurumu yüzünden gelişmiş ve az gelişmiş bölgeler arasındaki fark büyüyor ve sosyal patlamaların fitili ateşleniyor ve kısa zamanda para etmeyen her şey yok ediliyor. Costa Del Sol'un sadece birkaç kilometre uzağında içerilere doğru bakıldığında orta çağdan kalma köyler gözlemlenebiliyor. Malaga'nın kırsal kesimlerindeki evlerin üçte birinde su bulunmuyor. Çoğunda elektrik de yok. Buralarda kişi başı gelir 1000 mark civarında, sahildeki rakamların sadece üçte biri. Tatil merkezlerinde bulunan banka şubelerinde hala imza yerine parmak izi ile işlem yapan köylülere rastlamak mümkün. Turistik merkez Nerja'dan sadece 6 km uzakta Frigiliana köyünde binek hayvanlar hala ana ulaşım aracı olarak kullanılmakta. Denizden 15 km içerdeki Olias köyü dış dünya ile sadece bir stabilize yol ile bağlı bulunmakta ve aylardır otobüs seferleri durdurulmuş durumda. Bundan dolayı köy boşalmış durumda. Köyün sakinleri inşaatlarda çalışmaktadır. Bir zamanların balıkçı barınağı Torre de Mar'da 4.000'den fazla inşaat işçisi bulunuyor. Kanarya adasının tarımla uğraşan nüfusunun %15'i hizmet sektörüne kaymış durumda. Turizm merkezlerinin çevresindeki tarlalar kaderine terk edilmiş durumdadır. Köylüler inşaatlarda tarladakinden daha fazla para kazanıyorlar ve Almanya ve Fransa'daki gibi köyde kalanların gelişimi için katkı sağlayacakları beklense de zeytin, domates, badem ve çilek gibi tarım ürünlerinin toplanması makinalarla mümkün olmuyor. Tenerrifa'da özellikle ekin, patates, sebzeler ve mısır ekilen Zona de Madiania bölgesi terk edilmekte. Sadece çalışanlar değil küçük toprak sahipleri de turizm merkezlerine göç ediyor. Gözleri kör durumda olan yerel makamlar gözlerinin önünde turizmden sonra en önemli endüstri kolunun yok olmasına seyirci kalıyorlar. Sadece Tenerrifa'da geçen yıl yaklaşık yarım milyon ziyaretçinin beslenmesi gerekiyordu. Yerel tarım ürünleri yeterli olmayınca çok pahalı olan ithalata yönelmek zorunda kaldılar. Bu yüzden oteller yemekten sonra misafirlerine Kaliforniya şarabı sunarken, birkaç km uzaklıktaki meyve bahçeleri kurumaya terk edilmiş durumda. Adanın kendi bağları olduğu halde, işletilmediğinden şarap Anakaradan gelmekte.

1 metre küp su için 17 mark.

Ada yerlileri yabancıların para getirmesinin yanında ciddi miktarda paralara da mal olduğunu fark ettiler. Su miktarı 10 yılda 510 arttı. Ancak su kaynaklarının dengesiz güç dağılımından öte eşit paylaşımı mümkün olmuyor. Lanzarote'de duş ve havuzlar için harcanan sudan dolayı suyun metreküpü 17 marka ulaştı. Bazı oteller su sorununu kendi imkanlarıyla çözerken, imkansızlıktan dolayı ada sakinleri susuz kalmış durumda. Su sorunu hale hazırda tanker gemileri ile çözülmektedir.

Turizmin yükü yerel makamların gücünü aşıyor. Devasa tatil komplexleri her ne kadar binlerce insana istihdam sağlasa da, temelde harcamalar yerel idarelerin gelirlerinden yapılıyor.

Kanarya adalarına yıllardır daha fazla okul gerekiyor. Okuryazar olmayanların oranı 8 – 12 % arasında değişiyor. Bu anakaranın 4 katı fazlası. Doğum oranı ise 1000'de 30 ile yine Anakaranın üstünde.

Ancak yerel makamlar okul yerine turistlerin yerli kum yerine tercih ettikleri altınsarısı kumlarla koyları doldurmak amacıyla yaklaşık 8,6 milyon mark harcadılar. Puerto de la Cruz sahili örneğin binalarla doldurulduktan sonra aynı miktarda para denizden kara elde etmek için harcandı.

Otel ve apart sahiplerinin ise bu maliyetlere katılması gerekmiyor. Onlar sadece kendilerini ilgilendiren altyapı için (elektrik, su ve kanalizasyon gibi) ödeme yapmak durumundalar

Kirlilikten mustarip Costa del Sol sahillerin ıslahı için 99 milyon mark gerekiyor ve bu yüzden Turizm devleri de artık ellerini ceplerine atmaları gerekiyor. Araştırmalara göre 3 yıl içerisinde gerekli ıslah çalışmaları yapılmazsa geriye dönülmez sonuçlar ortaya çıkacak.

Hale hazırda tüm otel ve apartlardan her gün oluk oluk arıtılmamış atık su denize akıtılmakta, az sayıda balıkçıda kanalizasyon eksikliğinden geceleri kovalarla çözüm üretiyorlar.  Tore del Mar'da bir şeker fabrikası Şubat ve Haziran ayları arasında, çok kötü kokan atıklarını denize boşaltırken, deniz açıklarında binlerce insanın kanalizasyonu yine denize akmaktadır. Yıllık 15 ila %20 arasındaki havatrafiği artışı nedeniyle havalimanları sürekli büyütülmekte.

Her ne kadar tatilcilerin çoğunluğu hala kendi araçları ile seyahat etse de (1972'de 8,5 milyon araç) otoban bağlantısı 450 km'den 3.000 km'ye uzatılacak.

Kuşkusuz yatırımlar daha fazla turist, daha fazla turist daha fazla yatırım sağlıyor ancak halka faydası ise beklentilerin çok altında.

Turizmden elde edilen gelirlerin sadece %30 ila %40'ı ülkede kalırken, geriye kalanı ithalattan ve yabancı sermayedarlardan dolayı yurtdışına gitmekte. Yani Anapara geldiği yere gidiyor. 1971 yılında ekonomistler Costa del Sol'da bu gerçeği araştırmak isterken yetkili bakanlık tarafından engellendiler. Yabancı sermayenin ülke turizmi içindeki oranı ya bilinmiyor ya da bilinmek istenmiyor. Adını saklı tutan bir yetkili bu oranı %60 olarak tanımlıyor. Özgürlükler konusunda cimri olan yerel makamlar yabancı sermaye akışı konusunda ise şaşırtıcı şekilde liberal davranmaktadır. Yasa gereği yabancılar yerel şirketlerin en fazla %50'sine ortak olabiliyorken, özel uygulamalarla bu oran çok daha fazla olmakta. Aynı şekilde otel yapımı için çok rahat krediler verilmekte. Yabancı sermayedarların çok büyük miktarda toprak satın almaları (özellikle büyük mülk sahiplerinden) hiç şaşırtıcı değil.

Büyük yerel firmalarda ellerinden geldiği kadar turizmde söz sahibi oluyorlar. İspanyol bankalar da büyük turistik merkezler inşa ettiler.

Torre del Mar'da olduğu gibi başka bölgelerde de yerel turizm patronları ellerinde güç bulundurmaktalar. Lloret de Mar Belediye Başkanı aynı zamanda belediye binasının karşı çaprazında 3 yıldızlı bir otelin sahibidir. Buna benzer şekilde 5 ada temsilciliği  Tenerrifa'nın güneyinde, Granadilla'da turistik amaçlı yatırım gerçekleştirmek istiyorlar.Uluslararası bir otelin personel müdürünün de ifadesiyle orada yaşananlar bazen vahşi batıyı hatırlatıyor. Güçlü olan haklı oluyor.

Ve zayıf olan "İspanyol" mülk, otel, emlak bürosu ya da acenta  sahibi olmayan ancak kazanç paylaşımında seyirci olabiliyor. Turistik gelişmeden dolayı herşeyin fiyatı arttı,arsa spekülasyonu ise utanç veri bir duruma ulaştı. Torre del mar gibi yerlerde arsa fiyatları 10 yılda yüzde bin arttı.

Sahilde tatil yapmak isteyen İspanyol aileler ikinci sınıf vatandaş gibi görülmekte.

Birçok İspanyol her köşe başında okuna gelen "Frankfurter Würstchen", "Deutsche Ecke", "Winer Terrassen" gibi isimlerden dolayı kendisini kendi evinde yabancı gibi hissediyor.

Geleneksel olarak misafirperver olan birçok yerli insan günümüzde yabancılara aralarına hissedilebilir bir mesafe koydular. Günlük gazetelere yabancı şirket isimleri ve yabancı dilde yazılan işaretlerle ilgili şikayetler yağıyor. Rehberlerin kilise ziyaretlerinde daha az bağırmaları talep edilebiliyor.

Kaybolmaya yüz tutan misafirperverlikten daha önemli olan ise İspanyol toplumunun bir değişim süreci geçirmesi. Yaşamanın ve var olmanın yeni bir şekli. Aile baskısından kurtulmaya başlayan ve turistler gibi bikini giyen ve eve erken saatte gitmek zorunda kalmayan kadınların bazı arkaik dönem davranış şekillerinden kurtuluşları söz konusu olabilir ancak buradaki kazançta çok fazla değil. Papazlarında etkisinin azaldığı görülmekte. Örneğin Calella gibi turistik bir merkezde bir önceki yaz ayında ayine katılma oranı kışa göre %26 azalıyor.

Arz talep dengesizliği şimdiden kendini belli ediyor. Geçen yıla göre ilave yatak sayısı %50 artarken, yolcu sayısı sadece % 5 arttı. Ve talep doyduğunda Torre del Mar gibi yerlerde çalışan toplumun 570'i işsiz kalacak.

Ne yazık ki sadece çok az İspanyol ekonomist ve işveren önlerindeki tehlikenin farkında!..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Tourism Today | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 242 324 79 77 Faks : +90 242 324 79 37