• BIST 102.160
  • Altın 234,713
  • Dolar 5,5605
  • Euro 6,2998
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 7 °C

Canavar Medya 2

Oktay KÖYLÜ

Kitle iletişim araçlarının çok fazla gelişmemiş olduğu 19. yüzyılda Büyük Burjuvazi’nin (1*) sömürgeleştirme siyasetinde kendi "kültür misyonerlerini" (2*) nasıl kullandıklarını hepimiz kitaplarda okuduk, biliyoruz...

Günümüzde misyonerler ile medya yer değiştirdi. (Artık misyonerler sömürgelere yollanmıyor. Onun yerine gazeteci, TV muhabiri vb kılığında ajanlar var.) Büyük Burjuva, Medyayı hem kendi hem de diğer halklara karşı ekonomik sömürüyü kolaylaştırmak hem de daha fazla kar etmek amacıyla daha yoğun ve daha gizli bir tarzda kullanmaya başladı. Bu yönüyle günümüz (İnternet, Sinema, TV, Basın vb.) kitle araçlarının en önemli özelliği "İletişime" hizmet etmesi değil etmemesi bilakis, iletişimi önlemeleridir.

"Görüntü kültürünün tiranlığıyla" gerçek dışı bilgi verme ya da yalanı gerçek gibi gösterme" sanatının uzmanı olan Büyük Burjuvazi Medyadır.

İletişim Özgürlüğü
İletişim özgürlüğü “haber alma özgürlüğü” ile sınırlıdır. Bunun anlamı: ancak iletişim araçlarının mülkiyetini elinde bulunduran tekellerin yaydığı tek yanlı haberlere ulaşma "özgürlüğüdür." Medya ideolojik-kültürel bombardıman mekanizmalarını harekete geçirerek "Beyin yıkamayı" amaçlamakta ve insanların sadece boş zamanlarını değil, her yönüyle kendilerini topyekün esir almayı hedeflemektedir. İletişim kavramı özünde çift yönlü bir akışı, yani karşılıklı etkilenmeyi ve etkilemeyi kapsamaktadır. Ancak son 13-14 yıldır bilgi akışı çift yönlü bir akış içeriyor. 14 yıl öncesine kadar "Tek yönlü" olan bu bilgi akışı egemen sınıfların elindeki belli merkezlerden kitlelere doğru olmaktadır. İletişimdeki bu tek yönlülük "kitle"yi de yığına" dönüşmüştür.

Anamalcılık(3*)
Yalnız dördüncü değil, hatta yasama, yürütme ve yargıdan da etkili birinci güç olarak toplumun başına çöken medyayı daha yakından incelemek ve açıklamak gerekir. Günümüzde Anamalcılığın tüketimi sürekli körükleme eğilimi tam bir tüketim çılgınlığına yol açmıştır.

Anamalcılığın çelişkileri derinleştikçe, halk içindeki kimlik bunalımı da derinleşmekte ve kitleler yeni arayışlar içine girmektedir. Rockçılar, repçiler, ülkücüler, simsiyahlar (hep siyah giyinenler), motorcular, solcular ve daha onlarcası...

Kadının ve cinselliğin medya eliyle son derece seviyesiz bir tarzda kullanılması ve pazarlanması, yine sıkça gösterilen binlerce korku ve cinayet filmleri çocukluktan başlayarak ruh sağlığını bozmaktadır.

Teknolojinin gelişmesi, buna bağlı olarak kitle iletişim araçlarının gelişmesi ve toplumun her alanına yayılmasıyla bu araçları elinde bulunduran egemen sınıfların işleri biraz daha kolaylaşmıştır. Bu iletişim ağı ile tekeline aldığı bazı gelişmiş ülkeler: Sanat, spor, seks, vb. araçları kullandırarak veya uyuşturucuya göz yumarak kitleleri uyuşturup kontrol altına almaya çalışıyor.

Müzik
Bugün bu kültürel yozlaşmanın en net göstergelerinden birisi de müzik dünyasında yaşanmaktadır. Pop salgını genelde bütün halklara yayıldı. Daha önce devlet eliyle pohpohlanan Arabesk kısa zamanda geniş yığınları etkisi altına aldı. Temel felsefesi “Yasak” veya “İmkansız Aşk”, kadercilik ve şükretme olan bu akım kitlelerin sosyal hayattan kopmasında da önemli rol oynadı...

Yabancı bestelere Türkçe söz uydurmakla başlayan bu akım basit ritmlerle, uydurma sözlerle, cinselliğin iç içe geçtiği video kliplerle doruğa ulaşan Türk Popu zararsız görünümü altında toplumsal yozlaşmada temel taşlardan biri haline getirildi. Bunların kitlelere verdiği mesajları örnekleyecek olursak: "...12’den vuracağım, eveleme geveleme, böl beni, bandıra bandıra ye beni, kız hepsi senin mi..."

(Bir de Pavarotti fıkrası anlatırsam daha da iyi anlaşılacak: “Dünyanın en ünlü (Modern ) opera ses sanatçılarından, rahmetli Pavarotti, Anadolu turnesine çıkmış ve konser vermektedir. Belediye başkanı olan adamımız salonda ailesiyle beraber birinci sırada oturmaktadır. İlk parça bittiğinde adamımız (Ona "Temel” diyemeyeceğim zira ben de Karadenizliyim) ve çocuklar herkes gibi alkışlayacağına sağ elini yumruk yapıp baş parmağını işaret ve orta parmaklarının arasından çıkararak tutup Pavarotti’ye sallayarak bilinen o hareketi yaparken, bir yandan da Pavarotti’ye doğru bağırmaktadır. Pavarotti bunun üzerine konsere ara verir. Adamımız ve ailesi güvenlik görevlileri eşliğinde konser binasından dışarı çıkartırlarken Pavorotti adamımızı odasına çağırıp yaptığı bu hareketi neden yaptığını sorar: Adamımız şöyle cevap verir: Pavermotti abi! Ben vallahi (bu esnada hareketi yine yapar) senden sadece bir şarkı isteğinde bulundum ama sanırım yanlış anladın be pavermatik abim. Pavarmotti : "Ya kardeşim böyle istekte bulunur mu insan! Ne şarkısı isteği bu peki?Adamımız cevap verir: "Parmağında yüzükler, kolunda bilezikler... var ya o şarkı işte be Pavermotticim ya..." Hadi bi söyle de neşemizi bulalım.

Saygı ve sevgilerimle,

Oktay KÖYLÜ

Dipnotlar:
1* Burjuva İkiye bölünmüştür. Sermaye kuvvetini temsil edenlere Büyük Burjuvazi ve orta hallilere de küçük burjuvazi denilmiştir.)

2*Misyoner:Bu kelime ile Misyonerlik, dar anlamıyla herhangi bir dini öğretiyi yabancı ülkelerde yaymakla yükümlü din görevlilerini tanımlamada kullanılır. Daha geniş anlamıyla ise başkalarını belirli bir öğretiye, özellikle dini bir öğretiye ikna etmeye çalışan, onları bu öğretiye çekme amacını üstlenen kişiler.

3*Anamalcılık: Anamala dayanan ve kâr amacı güden üretim düzeni, sermayecilik, kapitalizm.

Kaynak:
1-Medya gerçeği /Tüm zamanlar yayıncılık/Noam Chomsky
2-Canavarlaşan Medya /Yorum Yayıncılık

Bu yazı toplam 1806 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Tourism Today | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 242 324 79 77 Faks : +90 242 324 79 37