*Biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Üniversitede müzik eğitimi aldığım dönemden itibaren İngiltere’de farklı türdeki müzik organizasyonlarında çalıştım.2001 yılından bu yana da Glyndebourne Festivali’nin genel direktörüyüm. İngiltere’nin en güzel bölgelerinden biri olan Sussex’de yaşadığım ve opera konusunda ülkenin en ses getiren organizasyonlardan birisinde olduğum için kendimi gerçekten çok şanslı hissediyorum.
* Glyndebourne Festivali’nin kuruluşundan bugüne nasıl bir aşama kaydettiğinden ve festivalin öneminden bahsedebilir misiniz?
John Christie ve Audrey Mildmay 1934 yılında Glyndebourne’u 2 haftalık bir festival olarak düzenlediklerinde, en iyinin her zaman her yerde yapılabileceğine inanıyorlardı. Bu düşünce onların yol gösterici prensiplerinden biriydi. Bu düşüncenin izleri 75 sene sonra Glyndebourne’u uluslararası arenada bir mihenktaşı haline getirdi. Christie ailesinin oluşturduğu bu önemli kültüre katkı yapan başarılı bir jenerasyonun dışında bugünde aynı başarıyı devam ettiren genç yetenekli insanlar var. John ve Audrey’in torunu Gus Christie gibi… Glyndebourne ününü ve itibarını operanın muhteşem isimlerine ve yaratıcı yeteneklere borçlu. Onların başarısının ve festivalin gücünün genç yetenekleri beslediği ve güçlü bir etki yarattığına inanıyorum. Festival repertuvarında da değişiklikler ve yenilikler var tabiî ki, festival çağdaş barok eserleriyle daha da gelişiyor.
*Festival’in 75. yılı için ne söylemek istersiniz? Glyndebourne 2009 sezonunda yıl dönümünü, festivalin kuruluş yılındaki ilk yapımları olan Purcell ve Handel ile kutluyor. The Fairy Queen ve yenilenmiş haliyle Giulio Cesare… Festivalde üç yeni eser var bu sene. The Fairy Queen’in yanı sıra Rusalka (Antonin Dvorák ) ve Giuseppe Verdi’nin Falstaff eseri…Festivalin kapanışı ise ``Tristan und Isolde`` ve ``L’elisir d’amore `` ile olacak.
*Bu sene festival programı nasıl? Festivaldeki eserlerden ve festival için hazırlanan yeniliklerden bahseder misiniz?
Bu sene festivalde 6 eser var; Falstaff (Giuseppe Verdi) , Giulio Cesare (Georg Frideric Handel) , The Fairy Queen (Henry Purcell), Rusalka (Antonin Dvorák), L’elisir d’amore (Gaetano Donizetti), Tristan und Isolde (Richard Wagner). Festival döneminde Glyndebourne 2009 ile ilgili iki yeni kitap çalışması var. Bunlardan ilki 2 Nisan’da yayınlanacak olan Midsummer Nights (Quercus) . Önemli yazarların övgüyle bahsettiği bu kitap Jeanette Winterson tarafından hazırlandı, operadan esinlenen kısa hikayeler içeriyor. Festival başladığında bir başka kitabı daha göreceğiz; ``Glyndebourne: A Visual History.`` Glyndebourne’un son 40 senelik çalışmalarından özel kareler sunan 400 fotoğraf ve illüstrasyondan oluşuyor. Çok özel bir koleksiyonun yer aldığı bu çalışmanın text kısmı Sir George Christie tarafından yazıldı. Düzenlemesini ise Brigitte Lardinois ve Val Williams birlikte yaptı. Kitapların yanı sıra 4 CD’lik bir de kayıt çalışması var. Yine Glyndebourne’nun özel arşivinden, 1963 festivalinden ``Pelléas and Mélisande`` , Vittorio Gui yönetiminde Denise Duval ve Hans Wilbrink (Mart 09) ile birlikte… Ve 2006 festivalinden Fidelio… Mark Elder yönetiminde, başrollerde Anja Kampe ve Torsten Kerl ile birlikte (Nisan 09). Ayrıca Hänsel und Gretel ve L’incoronazione di Poppea’nın DVD’leri de önümüzdeki yıl çıkacak.
*Sizce festivaller seyahat ve turizm hareketleri üzerinde nasıl bir etkiye sahip?
Festival boyunca , bölgedeki otellere ve yatak kahvaltı veren yerlere olan talep oldukça artıyor. Genellikle tek gecelik konaklama talep eden ziyaretçiler yoğunlukta. Ama birkaç farklı eseri izlemek için gelen ziyaretçiler, birden fazla gece konaklamayı tercih edebiliyor. Glyndebourne kırsal bir bölge ve festival zamanı toplu taşıma araçları , taksi ve tren yoğunlukları da elbette artıyor. Bu dönemde iş gücü ihtiyacı da artıyor. Restaurantlar hareketleniyor. Ayrıca festivale katılan sanatçılar, burada bulundukları süre boyunca ev kiralıyorlar. Kısaca toparlamak gerekirse festival süresince burada ciddi bir hareketlilik yaşandığını söyleyebiliriz.
*Festivalin yerli ve yabancı ziyaretçi potansiyeli nasıl? Ülkenin hemen her şehrinden ziyaretçinin festivali izlemek için geldiğini söyleyebilirim. Ama ağırlık tabiî ki yakın bölgelerden gelen ziyaretçilere ait. Ayrıca festivale yurtdışından olan ilgi de çok büyük, uluslar arası ziyaretçi rakamları oldukça yüksek. Veriler yıldan yıla değişiyor. Özellikle Avrupa, Asya ve Amerika’dan gelen ziyaretçilerin festivale oldukça büyük bir ilgisi var.
*Bu sene festivaldeki yeni eserlerden biri de Falstaff. Ve Falstaff’ta Fenton rolünü Grammy ödüllü Türk Tenor Bülent Bezdüz seslendiriyor. Falstaff hakkında ne söylemek istersiniz?
Glyndebourne festivalinin 75 yıllık tarihi boyunca birçok kez Falstaff sahnelendi. Bu sene eser müzik direktörümüz Vladimir Jurowski tarafından yönetilecek. Her zaman gurur duyduğumuz konulardan biri de Glyndebourne’un çok özel yeteneklerle birlikte çalışma konusundaki geleneğini devam ettiriyor olması. Bu nedenle Bülent Bezdüz’ün ilk kez bu yaz bizimle birlikte olmasından ve festivalde söyleyeceğinden dolayı büyük memnuniyet , onur duyuyoruz. Kendi kuşağının en heyecan uyandıran genç tenorlarından biri.
*Daha önce Türkiye’ye geldiniz mi? Türkiye’deki bildiğiniz ya da takip etme şansı bulduğunuz bir festival var mı?
Türkiye’yi defalarca ziyaret etme şansını yakaladım. Çoğunlukla ailemle tatilimi geçirmek için geldim ülkenize. Bundan birkaç yıl önce Aydınlanma Çağı Orkestrası’nda (Orchestra of the Age of Enlightenment ) çalışırken , Istanbul Müzik Festivali’ne katılmıştık. Bu orkestranın Türkiye’deki ilk konseriydi ve bizim için oraya davet edilmek çok büyük onurdu.