‘Avrupa Kültür Başkenti’ masalında derin derin uyumaya devam
01.04.2010
Yazı Boyutu :
2010 Avrupa Kültür Başkenti projesi kapsamında AB dışı şehirler sınıfında Ukrayna'nın başkenti Kiev ile yarışan İstanbul, Brüksel'de yapılan jüri toplantısında başkent seçilmesinin üzerinden neredeyse 3.5 sene geçti. Bu dönem içerisinde İstanbul’un en önemli konusu, neredeyse bu kültür başkenti halleri oldu. Yerel yönetimlerden devlet erbabının yüksek kademelerine kadar herkes İstanbul Avrupa Kültür Başkenti mevzusunu dillerine dolayıp, yaptıkları her açıklamada, İstanbul’un kaderini değiştirecek kadar! yoğun bir çaba içerisinde olduklarını fazla fazla vurguladılar. Hal böyle olunca sadece İstanbul’da yaşayanlar değil, Türkiye’nin dört bir köşesinde yaşayan insanları da bir merak sardı. Ya da benim dikkatimi çektiği için bana öyle geliyor.
O dönemde büyük bir heyecanla Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’la bir röportaj yaptım. 2007 yılının son ayıydı. Bakan beyin Antalya’ya gerçekleştirdiği ziyaretlerden birinde yarım saatlik bir görüşme ayarlayabildik. O zaman bu görüşme bana çok mantıklı gelmişti neredeyse hiçbir cümlede tek bir açık bile yakalamak mümkün değildi. Bakan Günay, İstanbul’un sahip olduğu bütün değerlerle zaten bir Avrupa şehri olduğunu söylüyor , bu dönem içerisinde kültür ve sanat çalışmaları kadar o dönemde Avrupa’dan ve Türkiye’den gelecek bir çok ziyaretçi için gerekli olacak altyapı çalışmalarına da hız vereceklerini söylüyordu. O kadar inandırıcı bir konuşması vardı ki, her ne kadar AKP ‘li olsa da, AKPli zihniyeti henüz bu bakana geçmemiş diye içimden geçirmesem yalan olur. ( Zira onunla görüştüğümüz ilk dönemde yeni bakan olmuştu. )Konuşmamıza da bir de şu cümleleri ekledi; ‘İstanbul'un Avrupa Birliği tarafından " Avrupa Kültür Başkenti" seçilmesini beklemeden, biz İstanbul ile ilgili üzerimize düşeni yapmaya başlasaydık keşke. Yıllar önce başlamamız gerekirdi çalışmalara. Geç kalındı. İstanbul ile ilgili 60 yıl geç kalındı.Ama Türkiye'de bir söz vardır 'Zararın neresinden dönerseniz dönün kârdır' diye. Bu açıdan önümüze bir takvim konulmuş oluyor. 2010'a kadar biz İstanbul'u Avrupa Birliği projesi çerçevesinde dünyaya bir kültür merkezi olarak tanıtmak konusunda, şimdiye kadar ihmal ettiğimiz ödevlerimizi hızla yapmaya çalışacağız. Bu meclisin ilk çıkardığı yasa 2010 İstanbul Kültür Başkenti yasası oldu.Biz bunu birinci mesele olarak getirdik.İstanbul 10 milyonu aşmış nüfusu ile koskoca bir şehir. Kocaeli'nden başlayıp Trakya'ya kadar uzanan bir şehir. Bu büyük alanı hayal ettiğimiz gibi düzenlememiz mümkün değil ama en azından tarihi İstanbul'da ve çevresinde çok önemli iyileştirmeler yapacağız. ‘ İnsan ister istemez biraz umutlanıyor. Zararın neresinden dönsek kardır gerçekten diye…Saflık işte…
Şu an kendi kendime şunu söylüyorum keşke 2010’a hiç gelmeseydik de, İstanbul ile ilgili hayallerimiz devam etseydi. Bu hayallerin ilk yıkılış anı , İstanbul’un 7 farklı yerinde gerçekleştirilen hani o çok görkemli ve insanı büyüleyen kutlamaların yapıldığı an var ya, hani Tarkan’ı ve Zara’yı karşımızda bulduğumuz o büyük an… Gerçekten çok değişik bir deneyim oldu hepimiz için. Ben bu kadar iyi bir açılış beklemiyordum. Misafir umduğuna değil, bulduğuna razı olur hadisesi, o an büyük bir felsefeye dönüştü benim için. Tabiî ki amacım kimseyi küçümsemek ya da zevkler beğeniler tartışmasına girmek değil ama durum gerçekten garip. Kültür ve sanat için özel bir şeyler yapılacak beklentisinden anladığımız ve yaratıcılığımızı had safhada kullandığımız o doruk noktası bu muydu diye sormak için bile artık geç, maalesef buymuş. Yaşadık gördük.
İşin diğer bir ilginç yanı, bu dönemde besteci ve piyanist Fazıl Say’ın son eseri İstanbul Senfonisi’nin dünya prömiyeri İstanbul’da değil Dortmund’da yapıldı. Sanatçı dakikalarca ayakta alkışlandı. Bu senfoniyi İstanbul’da yaptırmayanların açıklaması da gayet basit ‘ bütçede anlaşamadık.’ Bütçeniz sadece orkestra masrafların talep edildiği özel bir konseri karşılamaya yetmiyorsa, işinize gelmediği için durumun üzerini kapatacaksanız ve sadece lafta kalacaksa bu Avrupa Kültür Başkenti durumu, bu kadar bütçe nereye gidiyor o zaman.
Hadi İstanbul Senfonisi’ni bu ülkede yapamadınız, başka ne yapacaksınız? Yok mu hiç bütçede anlaştığınız özel bir proje. Onu da geçtim açılış dışında yapılan ya da yapılacak başka bir şey var mı? Organizasyonlar için neredeyse yarım milyon avroluk bütçe ayrıldı. Elini taşın altına sokmuş gibi gözükenler, çok çalışıyoruz İstanbul’u baştan yaratıyoruz diyenlerin, dahiyane fikirlerine ( işin icraat kısmını çoktan geçtim) umarım 2010 yılında biraz olsun anlaşılır biçimde şahit olabiliriz.
Cahilliğime verin ama ben hala 2010 olayından bir şey anlamadım ve bu kadar büyük bir bütçenin nereye harcandığı ya da harcanacağı konusunda en ufak bir fikre de sahip değilim. Eskiden AKP’den rahatsız olurdum, şimdi ise AKP zihniyetinin hızla yayılmasından…. Gandi’nin bir sözü vardır. ‘Bir insan gerçekten uyuyorsa onu uyandırabilirsiniz ama eğer o kişi uyumuyor da, uyuyor taklidi yapıyorsa dünyanın bütün çabalarını sarf etseniz de nafiledir uyandıramazsınız'' Bu ülkede bürokrasi engeli yüzünden işini hakkıyla yapamayanlar ile bürokrasinin işini bilenleri! arasındaki uçurumda, 2010 sonuna kadar derin derin uyumaya devam.