• BIST 93.297
  • Altın 208,435
  • Dolar 5,3165
  • Euro 6,0196
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 5 °C

Elindekinin değerini bilmezsen el alır!

Mustafa KARASELVİ

Skål Antalya toplantısında kendisini tanıma fırsatı bulduğum kıymetli Arkeolog Prof. Dr. Havva İşkan Işık Hanımefendi, bizlere yıllardır başucu kitabı gibi Antalyamızın batısının en başında bulunan antik dünya medeniyetlerinin başında gelen Likya’nın başkenti Patara’yı yeniden hatırlattı ve yeniden tanıttı. Kendisinin harika sunumunu izlerken, anlatılanlar karşısında maalesef boğazım düğümlendi. Yaşadıkları, gördükleri ve duydukları karşısında her şeyden önce bir dünya insanı olarak içim ezildi.

Öncelikle Prof. Dr. Havva İşkan Işık’ı sizlere kısaca tanıtmak isterim; kendisi halen Arkeoloji Bölümü Başkanı, uzun yıllar boyunca Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu üyeliği ve başkanlığı yapmış, “Yılın Kadını”, “Yılın Kadın Akademisyeni” ve “Uluslararası Rotary Üstün Meslek İnsanı” gibi çok sayıda ödül almıştır. Prof. Dr. Jale İnan’ın öğrencisi olarak Lyrbe antik kentinde başlayan kazı yolculuğunun asıl durağı ise 1988 yılından bu yana çalıştığı Patara olmuştur; 2009 yılından itibaren Patara Kazılarının başkanlığını yürütmektedir.

Şimdi ise, kumlar altında kalan, kuzeyi bugün Gelemiş köyü içinde kalan, Tanrı Apollon ile Aziz Nicholaus’un yani Noel Baba’nın doğdukları toprakları, yani Patara’yı yeniden tanıyalım; Kent, Doğucasarı Akropol suru ile Alakür Tepesi'ndeki Batı Suru arasında ve güneyde Limanağzı'nda yükselen Kurşunlutepe ile kuzeyde kente giriş konumundaki Kısık Geçidi arasında 10 km2'lik bir alanı kaplamaktadır. Xanthos vadisinde denize açılabilecek tek yer olması nedeniyle tarih boyunca önemli bir kent olma özelliğini her çağda devam ettirmiş olan Patara'nın Likçe yazıt ve sikkelerde adı Pttara olarak geçer. Hellenistik ve daha sonraki dönemlerde Patara, Arap kaynaklarında ise Batara olarak anılır.

Dünyanın kendi özgün malzemesi ile ayağa kaldırılabilecek nitelikteki tek feneri sayılabilecek Patara Deniz Feneri’nin üzerinde bulunan yazıt; Fener’in, Roma İmparatoru Nero tarafından MS 64/65 yılında yaptırıldığı göstermektedir. Dünyanın en eski deniz feneri Mısır’daki İskenderiye olarak biliniyor; ancak fenerden geriye tek bir yapı taşı yok. Ayakta kalan en eski deniz feneri ise İspanya’nın La Coruña kentinde bulunuyor. Ancak bu fener 18. yüzyılda kapsamlı onarımlar geçirdiği için orijinalliğini büyük oranda kaybetmiş. Üstelik Patara Deniz Feneri, La Coruña’dan yaklaşık 50 yıl daha eski. Patara Deniz Feneri’nin yapı taşlarının da tamamı duruyor, sadece ayağa kaldırılması gerekiyor.

Ve tabiî ki Aziz Nikolaus yani Noel Baba; Aziz Nikolaos, MS 270 civarında, Likya medeniyetinin başkenti olan Patara’da dünyaya gelmiştir. Daha sonra başpapaz olarak Myra’ya (Demre) gelip yerleşiyor ve hayatının sonuna kadar bu kilisede görev yapıp, muhtemelen MS 343/344 yılında vefat ediyor.

Ve yüzyıllar sonra, kendi topraklarımızdan çıkmış olan, marka marka diye kendimizi paralayıp bulamadığımız bu çağda, 1900’lü yıllarda Coca Cola, Amerikalı çizer Thomas Nast’ın çizip son şeklini verdiği Noel Baba’yı kendi reklamlarında kullanarak bir marka yarattı. Bu marka ve sembol dünya da öylesine ticari ve duygusal etki yarattı ki; sadece Noel günü yani 24 Aralık tarihinde tüm dünyada 194 Milyar Dolarlık harcama yapıldı. Tüm dünya bu markadan payına düşeni aldı. Noel Baba öylesine bir ticari marka ki; Amerika, Finlandiya ve diğer Avrupa Ülkeleri, Noel Baba’nın Hemşehrileri olduğu konusunda birbirleri ile kıyasıya bir yarış içerisindeler. Hatta naaşının da, İstanbul’un fethinden sonra Papalığa bağlı papazlar tarafından İtalya’nın Bari kentine kaçırılıp, orada adına bir kilise yapıldığı da bilinmektedir. 

Hülasa, yıllardır elimizin altındaki markaların kıymetini bilemezken, yıllardır kendimize bir sembol ararken, Noel Baba’yı el’e kaptırdık, Patara Deniz Feneri’ni ise yıkıntılarından kurtarıp yeniden inşa edilmesini bir türlü başaramadık. Üstüne bir de; dışarıda, orada, burada marka ve sembol aradık durduk.

Kültür ve Turizm Bakanlığının kapatılıp, 'kültür' bölümünün Milli Eğitim Bakanlığı'na, 'turizm' bölümünün ise üçü bir arada toplanacak olan Maliye Ekonomi Kalkınma Bakanlığı'na devredileceğinin konuşulduğu bu günlerde umarım, Türkiye Cumhuriyeti’nde görev yapan koca yürekli devlet adamlarımız, bu çığlıklara kulak verir ve elimizin altındaki markaları yeniden hayata döndürebiliriz.

Bu yazı toplam 3522 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Tourism Today | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 242 324 79 77 Faks : +90 242 324 79 37