• BIST 89.962
  • Altın 215,561
  • Dolar 5,3717
  • Euro 6,0917
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 8 °C

Melih Yetiş: Almanya pazarı Türkiye’nin olmazsa olmazıdır

Melih Yetiş: 
Almanya pazarı Türkiye’nin olmazsa olmazıdır
Röportaj: Burcu Gökşen / Tourism Today Dünya Turizm Örgütü’nün yaptığı araştırmalar, 2020 yılında dünyada gezen Alman turist sayısının...

Röportaj: Burcu Gökşen / Tourism Today Dünya Turizm Örgütü’nün yaptığı araştırmalar, 2020 yılında dünyada gezen Alman turist sayısının 153 milyona ulaşacağını ve Almanların dünya turizm pazarından alacakları yüzde 9.8’lik payla liderlik koltuğuna oturacağını gösteriyor. Dünya turizm pazarı için önemli bir müşteri olan Almanlar, Türkiye pazarının da lideri durumunda. Almanya, son 10 yıldır Türkiye’ye en fazla turist gönderen ülkeler arasında birinci sırada yer alıyor, Türkiye Alman seyahat pazarının en çok talep ettiği ülkeler arasında başı çekiyor.  Almanya’dan Türkiye’ye en fazla turisti ise Alman seyahat endüstrisinin önemli aktörü TUI getiriyor. TUI’nin Türkiye Ürün ve Kontratlar Müdürü Melih Yetiş ile Alman pazarını masaya yatırdık. “Almanya, Türkiye’nin en istikrarlı pazarı olduğunu 2012 sezonunda gösterdi” diyerek Alman pazarının Türk turizmi için önemini vurgulayan Melih Yetiş pazarda yaşanan tüm gelişmeleri, Almanların değişen taleplerini, beklentilerini Tourism Today’e  anlattı.

2012 sezonu için değerlendirmelerinizi alabilir miyiz? TUI Alman pazarında 2012’yi nasıl kapatacak?  2012 bizim açımızdan beklediğimiz bir sene oldu. 2011’de çok iyi bir yıl yaşamıştık. 2012’de de aynı sayıları hedefleyen uçak planlamamızı yapmıştık. Kriz beklentisine rağmen uçaklarda en ufak bir değişiklik yapmadık.  Erken rezervasyon döneminde beklediğimiz tarzda ciddi kayıplar yaşandı. Aldığımız tedbirlerle bu sıkıntıyı aşmaya çalıştık. Temmuz başında, Ağustos sonunda ve ortalarında geçen sene ile aynı sayıları yakaladık. Sezon sonu hedeflediğimiz sayıları ise Ağustos ortası gibi yakalamış olduk. Batı Avrupa pazarında Yaz ev Kış en istikrarlı pazar olduğunu Almanya 2012 sezonunda gösterdi.  Almanya pazarı Türkiye’nin olmazsa olmazıdır. Zor dönemlerde, kriz dönemlerinde de istikrarını sürdüren, hafif bir sarsıntı geçirse de kendini toplayan çok istikrarlı bir pazardır. Almanya pazarında geçen seneyi başa baş yakalayıp geçen seneki sayıların yüzde iki-üç puan üzerine çıktık. Sezonu tek haneli artıda kapatıyoruz. Bunu yaparken de marketing anlamında ciddi efor sarf ettik. Teknolojiye 2012 yıllında ciddi bütçeler ayırdık. Akıllı telefonlara ve tablet bilgisayarlara rezervasyon alacak sistemler kuruldu. Hantal sejour sistemlerin yerine hızlı, dijital booking sistemler geliştirildi. Bunlar 2012’de çok hızlı devreye soktuğumuz teknolojik gelişmeler oldu. Bu tarz booking sistemlerin devreye girmesiyle hızlı rezervasyon alır hale geldik. “En istikrarlı pazar olduğunu Almanya 2012 sezonunda gösterdi.” TUI son yıllarda müşterilerinin beklentilerine uygun geliştirdiği konseptler ile ön plana çıkıyor. 2013 sezonu için de özel konseptler oluşturuldu mu? 2013’e geçerken yedi farklı konsept geliştirildi. Konseptler hedef kitle ve hedef kitlenin ihtiyaçları önceden belirlenerek oluşturuldu. Bunlara göre satış ve marketing sistemleri hazırlandı. Bu konseptlere ve ihtiyaçlara göre otelleri belirleyerek anlaşmalar yaptık. 2013’te geçen yıllara göre en büyük farklılık burada oluştu bizim açımızdan. Aile, life style, güneş-deniz-kum, eğlence, termal ve sağlık turizmi, doğa turizmi… Bu bizim 2013 ve gelecek yıllar için oluşturduğumuz çok önemli konseptler. TUI Almanya olarak gelecek turizmini biz bu konseptler temelinde dizayn ettik . Konseptler hangi kriterlere göre belirleniyor? İki sene önce Almanya’da yaklaşık bir buçuk sene süren ve on binlerce potansiyel turisti kapsayan pr çalışmaları yapmıştık. Anketler yapıldı, sorular soruldu. Soruların özeti şuydu:  “Bizden ne istiyorsunuz?  Tur operatörü olarak size nasıl bir tatil paketi sunalım? Nerelerde yanlış yapıyoruz, neleri düzeltelim, neleri iyileştirelim?” Bu sorularının cevabını aradık. Ciddi feedback’ler aldık. Pazarda tatile çıkmak isteyen misafirin kendi özeline uygun hedef konseptleri belirledik, hızlı booking sistemleri geliştirdik. hantal ve ağır sistemlerin dışında kontratları imzaladığımız andan itibaren iki saat ya da bir gün sonra satışa hazır hale gelecek sistemler geliştirdik. “Almanlar, doğa içinde, daha küçük ölçekli, daha indivudial bir turizm konseptine odaklanmış durumdalar.” Alman pazarında tatil eğilimleri ve beklentileri genel olarak hangi noktalara odaklanmış durumda? TUI bu beklentilere nasıl cevap veriyor? Almanlar kendileriyle baş başa kalabilecekleri, doğa içinde, daha küçük ölçekli, daha indivudial bir turizm konseptine odaklanmış durumdalar. Olay sadece otelde bitmiyor, otelde de başlamıyor. Daha evlerinden çıkarken beklentileri başlıyor. “Havaalanına kolaylıkla ulaşayım, problemsiz bir şekilde check in yapayım. Uçağıma bindiğimde rahat bir koltukta oturayım, uçağım zamanında kalksın, indiğim zaman check in desk’ine zamanında gideyim” şeklinde birçok beklenti mevcut. Yani artık tatil dediğinizde sadece otel anlaşılmıyor. Bizim sunduğumuz tatil konsepti de misafirimiz evinden çıkarken başlıyor. Transferi, havaalanına gelişi, check’ini, uçağında iyi hizmet alması, Türkiye ile ilk temasında info desklerde karşılanması, güleryüzlü hizmet alması, soğuk içecek ve soğuk havlu ikram edilmesi, lüks, klimalı soğutulmuş aracına binmesi, hızlı bir şekilde transferi… Bunların hepsi bir bütün. İşte biz bu bütünlüğü yaratmaya çalışıyoruz. Otelde tatilini tamamladığı zaman dönüşü de aynı şekilde olmalı. Bütün detayların yer aldığı bir hizmet paketi oluşturuyoruz, üst düzey kalite hizmet standartlarının tüm bu detaylarını da 7 farklı konseptimizin içine entegre ediyoruz. Anlaşma yaptığınız otelleri belirlerken hangi kriterlere dikkat ediyorsunuz? Biz sadece otel ile ticari bir anlaşma imzalamıyoruz. Misafirin konaklayacağı süre içindeki hizmet standartları ile ilgili ayrıca bir de kalite-konsept bir anlaşma imzalıyoruz. Bu anlaşma dahilinde otel partnerimiz bize kaliteli hizmet standardı taahhüdü veriyor. Geleceğin turizminin temeli bu bakış açısı üzerine kurulu. Biz de bunu sağlamaya çalışıyoruz. Tam da bu noktada TUI Holly ödüllerini sormak istiyorum. Misafir memnuniyeti esasına dayalı anket çalışmaları sonucunda TUI her yıl en iyi 100 oteli belirliyor. Sorulan anket sorularında hangi kriterler baz alınıyor? Tamamen misafir memnuniyeti kriterleri esas alınarak bu ödüller veriliyor. Misafirin otele adım atmış olduğu andan itibaren check in ile birlikte başlayan 24 saat yaşadığı süreç ile ilgili herşeyi kapsayan farklı başlıklarda kriterler mevcut. Misafirin o otel için ödemiş olduğu fiyat ve almış olduğu hizmet arasındaki memnuniyete göre vermiş oldukları cevaplar ile doğru orantılı olarak değerlendirmeler yapılıyor.  Bu çalışma TUI dışında bir şirketin yönetimi, kontrolü ve değerlendirmesinde yapılıyor. Anket sorularına verdikleri cevapların değerlendirilmesiyle birlikte sonuçlar bize ulaşıyor. “Artık kaliteli bir yeme içme, temiz oda yeterli olmuyor. Otelin çevreye bakış açısı da çok ciddi bir etken” En iyi otellerin belirlenmesinde etkili olan kriterlerde son yıllarda öne çıkan değerler var mı? Artık kaliteli bir yeme içme, temiz oda yeterli olmuyor. Otelin çevreye bakış açısı da çok ciddi bir etken.  Çevreye duyarlılık, temizlik sistemleri, arıtma sistemleri, otelin çevresindeki hayvanlara bakış açısı tatil bütünlüğü açısından çok önem arz eden kriterler haline geldi. TUI partnerlerimiz artık bu duyarlılığı gösteriyor. Artık pek çok otelde kedilerin beslendiği, veterinerler tarafından sağlık kontrollerinin yapıldığı kedi evleri ve hayvan barınakları kurulmaya başlandı. Bunlar tatil paketi içinde otel ile ilgili memnuniyeti tetikleyen çok önemli kriterler olarak ön plana çıkmış durumda.  Bir yıl boyunca o oteller marketing anlamında özel ödül logolarıyla kataloglarda ve booking sistemlerinde yer alıyorlar. Oteller bu özelliğini de ön plana çıkarıyor ve tercih ediliyorlar. “Türkiye’nin otel kapasitesini arttırmadan önce turizmde önceliklerini belirlemesi gerekiyor.  Bunun içerisinde olmazsa olmaz noktayı ben toplu ulaşım olarak görüyorum.” TUI olarak Almanların  otel memnuniyetlerini ölçümleyen anketlerin dışında Türkiye’ye bakışlarını ortaya koyan çalışmalar  da yapıyor musunuz? Biz çok sık ekstern şirketlerle pr çalışmaları yapıyoruz. Daha önce de söylediğim gibi Almanya’da sokağın sesine kulak verecek sistemler geliştirdik ve geliştirmeyi sürdürüyoruz.  Yıllar önce halkın nabzının tutmak için bir anket yapıldı, bu anketin amacı şuydu:  Türkiye’ye gelmemiş potansiyel Alman turisti bulmak ve şu soruları sormak: Türkiye’ye gittin mi? Türkiye’ye gitmeyi düşünür müsün? Bu soruların sorulduğu milyonlarca Alman Türkiye’ye henüz gelmediğini ama Türkiye’ye gelmeyi düşündüğünü söyledi. Türkiye ile ilgili pozitif düşünceleri olan, on beş milyona yaklaşan Alman Türkiye’ye tatile gelebilirim cevabını verdi.  Yapılan başka bir anketle ise Türkiye tatilinden memnun olmayan Almanlar tespit edilerek memnuniyetsizliklerinin nedenleri araştırıldı. Anket çalışmasının sonuçları şu başlıklar altında toplandı:  Türkiye’ye bir daha asla gelmem diyenlerin yüzde altmış küsuru ortak bir noktada birleşti, yüzde otuz beşe yakını ikinci önemli bir noktada birleşti. Geriye kalan kısım ise üç başlıkta toplandı: Türkiye’ye bir daha asla gelmem diyenlerin şikayetleri sokakta yaşamış oldukları sıkıntılardan kaynaklanıyordu. Hanutçuluk, yapmış oldukları alışverişin sonucunda kazıklandıklarını öğrenmeleri gibi. Para harcadığı her noktada Alman bir şekilde bir rahatsızlık yaşamış. Kazıklanmış, rahatsız edilmiş, kendini güvende hissetmemiş. Bir daha asla Türkiye’ye gitmem diyen yüzde otuz beşlik kısmın birleştiği ortak nokta ise çevreye karşı olan duyarsızlık, çevrenin, denizlerin kirletilmesi. Türkiye’ye gelip de bir daha asla gelmem diyen yaklaşık yüzde 95 oranında Alman’ın Türkiye’ye gelmek istememesinin nedeni bizlerden kaynaklanıyor, öncelikle bizden kaynaklanan sorunları çözmemiz gerekiyor. Bu bakış açılarının yarattığı olumsuzluklar Türk turizminde hangi noktalarda kendini gösteriyor sizce? Bu oran böyle olduğu sürece de her şey dahilden geriye dönüş olmaz. Neden her şey dahil  deyip otelleri ve tur operatörlerini suçlamak bu işin çaresi değil ve bu işin içinden de böyle çıkmak mümkün değil.  Almanların yüzde 60’ı ben dışarıda kazık yiyorum diyorsa, biz toplu ulaşımı, altyapıyı geliştiremiyorsak, işte bu noktada her şey dahili neden ortadan kaldıramıyoruz sorusunun cevabını aramamız gerekiyor. Ne yazık ki bu imajımızdan dolayı milyonlarca insanı kaybediyoruz. Son dönemde özellikle Antalya turizminde tartışılan konuların başında yatak arzındaki sürekli artış geliyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerinizi alabilir miyiz? Otel kapasitesindeki artışın bir şekilde yavaşlatılması gerekiyor. Mevcut standartların, kalitenin biraz daha iyileştirilmesi, çizginin yukarı çekilmesi, eski, atıl kalmış, teknoloji anlamında geride kalmış otellerin kendini yenilemesi, altyapının ve çevrenin geliştirilmesi  yeni otellerin yapılmasından bizce daha önemli.  Otellerin turizmden pay alabilmesi için çevrenin ve alt yapının gelişmesi gerekiyor.  Bizim de üzerinde çok önemli durduğumuz toplu ulaşımın gelişmesi çok önemli. Toplu ulaşım olmadan siz istediğiniz kadar yeni oteller yapın. Ulaşım ağını olması gerektiği gibi kuramazsanız kimse turizm pastasından yeterli payı alamaz. Antalya bölgesine, Belek’e, Kemer’e, Lara’ya bakın… Misafirin bir bölgeden diğerine gitmesi için maalesef taksiye mahkum bırakıyoruz.  Türkiye’nin otel kapasitesini arttırmadan önce, önceliklerini turizmde belirlemesi gerekir.  Bunun içerisinde olmazsa olmaz noktayı ben toplu ulaşım olarak görüyorum. Toplu ulaşımın turizme entegre edilmesi gerekir. TUI’nin Ege Bölgesi’ne yönelik operasyonlarının son dönemde ivme kazandığını görüyoruz. Ege Bölgesi’ne bakışınızı öğrenebilir miyiz, bölgede yeni yatırımlar planlıyor musunuz? Ege’ye olan ilgimiz çok ciddi boyutta. Grup olarak Dalaman, Fethiye, Sarıgerme, Marmaris bölgesinde operasyonumuz vardı. Dört sene önce Ege’nin kuzeyini de programımıza aldık. İzmir ADB ve Kuşadası’na ciddi bir şekilde odaklanmaya ve oradaki kapasitemizi arttırmaya başladık. Sun Express ile uçuş operasyonunda çok yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Ege’de ilk İzmir ADB ve Kuşadası bölgesinde çok büyük olmasa da belli bir potansiyelle kış operasyonuna başlıyoruz. Bu da bizim Ege bölgesine bakışımızın artmış olduğunu gösteren önemli bir kriter. TUI grup olarak konseptlerimizi Ege’ye de entegre ediyoruz, yeni yatırımlar yapıyoruz.   Fethiye’de 2014 te başlayacak Sensimar couple concept yatırımımız var.  2013’te Sarıgerme’de life style tarzı puravida konseptimiz devreye giriyor. Bu yatırımımız üst düzey gelir grubuna hitap ediyor,  hem couple hem de family konseptini kapsıyor.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Tourism Today | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 242 324 79 77 Faks : +90 242 324 79 37