• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 20 °C

Nektarın peşinde koşan arıcılar

Nektarın peşinde koşan arıcılar
Balın serüvenini birçokları bilmez. Masamızdaki şifa kaynağının eşsiz bir oluşum süreci vardır. Bu öyle bir süreçtir ki, arılar yıl boyu nektarın...

Balın serüvenini birçokları bilmez. Masamızdaki şifa kaynağının eşsiz bir oluşum süreci vardır. Bu öyle bir süreçtir ki, arılar yıl boyu nektarın izini sürer, milyonlarca çiçeğe konar, binlerce km yol kat eder ve kovanı balla doldurur. Peteklerden bal taşar, arıcı kovana kat atar ve arılar durmaksızın çalışmaya devam eder.

Neredeyse bir yıldır İstanbul'un balları üzerine belgesel çekimlerimizi sürdürüyoruz. Bu metropolün benzersiz bir floraya sahip olduğunu, endemik bitkilerinin hızlı yapılaşmaya kurban gitseler de hala var olabildiklerini ve arıcıların şehrin ormanlarında bal peşinde koştuklarını pek çok insan bilmez.

İstanbul'un hala ormanlık bölgeleri olan Sarıyer, Çatalca, Çekmeköy, Beykoz, Kartal, Şile, hatta Adalar'da arıcılar kovanlarını balla dolduruyor. Bu bölgelerde var olan ıhlamur, akasya, kestane, püren gibi çiçeklerin balları ve adalarda üretilen çam balı dikkate değer. Balın insan sağlığı için benzersiz faydası olan bir besin katkısı olduğu düşünüldüğünde, sürekli tüketiminin önemi ortaya çıkıyor.

Belgesel çekimlerimiz boyunca röportaj yaptığımız bilim insanlarının balla birlikte diğer arı ürünlerinin insan sağlığına faydası üzerine araştırma yaptıklarını öğrendik. Bu araştırma sonuçları yayınlandığında hepimiz bal ve diğer arı ürünleri olan polen, propolis, arı sütü ve hatta arı zehrinin ne kadar faydalı olduğunu kesin olarak görmüş olacağız. Özellikle propolisin hepimizi şaşırtacağına dair tüyolar aldığımızı yazabilirim.

Arı Platformu

Ülkemiz 4 milyona yakın kovan varlığıyla dünyada önemli bir yere sahip ancak geliştirmemiz gereken noktalar var. Bunlardan en önemlisi kovan başına üretimi arttırmak. Kimi ülkelerde 64 kg olan kovan başına üretim Türkiye'de 20 kg'a bile ulaşamıyor. Bu noktada üretim tekniklerinin geliştirilmesi gerekliliği ortaya çıkmakta. Nitekim İstanbul Kalkınma Ajansı 2010 Mali Destek Programı kapsamında "Bal ve Diğer Arı Ürünleri ile Sağlıklı Yaşam Platformu" projesi çerçevesinde kurulmuş olan Arı Platformu(www.ariplatformu.org) benzer amacı taşıyor. Hem halkın hem de arıcıların bilinçlenmesi ve doğru bal tüketiminin özendirilmesi hedefleniyor. Sektörün sorunlarına parmak basmak ve bu sorunları çözmek yolunda adımlar atılıyor. İşte bu adımlar arasında bal ve diğer arı ürünlerinin bilim insanları tarafından araştırılması, konuyla ilgili belgesel ve kitap çalışmaları yapılması ve İstanbul'un ballı bitkilerinin toplandığı bir herbaryum oluşturulması var.

Herbaryum bitki kütüphanesi olarak açıklanabilir. İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nde bulunan herbaryum, geçmişten bugüne Türkiye'de yetişmiş bitkilerin saklandığı ve bilimsel olarak sınıflandırıldıkları bir kütüphane. Bitkilerin preslenip, kurutularak saklandığı herbaryumda, proje kapsamında oluşturulmakta olan ballı bitkiler bölümü için, İ.Ü. Eczacılık Fakültesi Farmasötik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Neriman Özhatay ve ekibi benzersiz bir çalışma yürütüyorlar. İstanbul'da bal üretilen ilçelerde dağ tepe dolaşıp, arıların nektar aldıkları bitkileri topluyorlar. Bitkilerin toplandığı yerlerin coğrafi koordinatları işaretlenip, fotoğrafları çekilip, bilimsel özellikleri kayıt edildikten sonra herbaryuma yerleştirilmek üzere, işlemlerden geçiriyorlar.

Belgesel çekimlerimiz boyunca bal dışındaki diğer arı ürünleri olan polen, arı sütü, propolis ve hatta arı zehrinin önemini anladık. Ne var ki, arıcıların birçoğu bu ürünlerin üretimine girmiyor. Üretimi yapan kimi arıcıların da teknik hataları var. Yapılan seminer ve eğitimlerle bu sorunların giderileceğine şüphe yok.

Çekimlerimizin Türkiye'de de devam edeceğini ve balın ülkemizin endemik bitki çeşitliliği düşünüldüğünde ne kadar kıymetli olduğunu belirtmek gerekir. Arının nektar topladığı bitki çeşidi ne kadar fazlaysa, balın kıymeti de o derece artıyor. İşte bu nedenle arıcılar, Anadolu'da çiçek peşinde dolaşıyorlar. Ayçiçek, üçgül, çam, narenciye gibi hakim çiçek topluluklarının yılın belli dönemlerinde belli bölgelerde açıyor olması, arıcıları da o bölgelere çekiyor. Böylece kovanlar hızla doluyor ve arının bala taşıdığı çiçek polenleri artıyor.

Bal üzerine son zamanlarda yapılan çalışmalar, bu besin katkısının öneminin çok daha iyi anlaşılacağının izlenimini vermekte. Öyle ki, bal turizminin gelişmemesi için hiçbir neden yok. Ülkemizin benzersiz coğrafyasında, kovanların konuşlandığı çiçekli bölgeleri hem keşfedip hem de bal tadımı yapmanın keyfini sadece yerel turistler değil, yabancı turistler de çıkarmalı.

Bu haber toplam 314 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Tourism Today | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 242 324 79 77 Faks : +90 242 324 79 37