• BIST 116.841
  • Altın 161,853
  • Dolar 3,7823
  • Euro 4,6622
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 3 °C

TURİZM, YEREL TOPLUMUN KATILIMI OLMADAN SÜRDÜRÜLEBİLİR Mİ?

Sevgi BOZ

Bu sorunun yanıtını hemen baştan verelim. Hayır! Sürdürülemez...

Bilindiği gibi sürdürülebilir turizm, turizme kaynak olan özgün bölgesel - yerel özelliklerin, doğal ve kültürel değerlerin koruma - kullanma dengesi içerisinde geliştirilmesine, çekiciliklerinin devamını sağlamaya yönelik bir planlama ve uygulama anlayışıdır. Bu anlayış içerisinde yapılan çalışmaların her aşamasının doğal olarak toplumsal sorumluluk, ekonomik verimlilik ve ekolojik duyarlılıkla ele alınması beklenmektedir.

Ancak görüyoruz ki, teoride yaygın kabul gören bu yaklaşımın, pratikte yeterli karşılığı yoktur. Özellikle ekonomik beklentilerle kısa sürede ulaşılmaya çalışılan gelişim hedeflerinde ekolojik kaygılar gibi toplumsal sorumluluklar da sıklıkla ertelenmekte, göz ardı edilebilmektedir. Merkezi yönetimce alınan, yukarıdan aşağıya empoze edilen kararlarla planlanan ve yönlendirilen turizm faaliyetlerinde, yerel toplumlar dışlanmaktadır. Bu durum yerel toplumun kendi yaşam alanında gerçekleştirilen değişime ve gelişime duyarsız kalmasını ve zaman içerisinde yabancılaşmasını beraberinde getirmektedir. Sonrasında ise dahil olmadığı bu değişim sürecinin baskısıyla yaşam alışkanlıkları da farklılaşmaktadır. Oysa sürdürülebilir turizmde, yerel halkın kendisi ve yaşam biçimi de bir çekim unsuru olarak  turistik ürünün tamamlayıcısıdır. Ve korunmalıdır. 

Yapılan araştırmalar ve projeler kanıtlamıştır ki; sahip olduğu doğal ve kültürel dokusu ile turist çeken bir yörenin özgün niteliği, o yörede yaşayan toplum üyelerinin, yakın çevrelerine ilişkin bilgi, beceri ve duygusal bağlarını geliştirebildikleri sürece  devam edebilir. Yani yerel halk, yaşadığı yörenin ayırıcı özelliklerini bilmek, önemini kavramak, bu özel yörede yaşamanın ayrıcalığını hissetmek ve sahiplenmek durumundadır.

Yerel halkın tutumlarının önemsenmediği ve kararların dışında tutulduğu bir turizm gelişiminin, uzun vadeli bir başarıyı yakalaması mümkün görülmemektedir. Tarihi ve doğal çevrelerin dondurulmasıyla veya yerli halkın katılımını, marjinal turizm hizmetlerinde çalışmaya indirgeyen yatırım ve işletme politikaları ile de çekiciliği sürdürebilmek olanaksızdır.

Dolayısıyla turistik yörelerin geliştirilmesine yönelik çalışmaların, plan ve projelerin, yöre halkının dahil olduğu bir çerçevede ele alınması zorunludur.  Turizm faaliyetlerinin geleneksel yaşantı ile bağdaştırılması ve turizm kaynağı olan ayırıcı özelliklerin uzmanlar  ve bölge halkının ortak çalışmaları ile  belirlenerek korunması ve geliştirilmesi sağlanmalıdır. Böyle bir ortak çalışma, yöre halkının, hem doğal, hem de kültürel olarak sahip oldukları özgün değerler konusunda bilinçlenmesi bakımından eşsiz bir eğitim olanağı da yaratacaktır.

Ortak çalışma, hem yöredeki bilgi birikimini, hem de uzmanların bilimsel birikimini kullanarak, kültürel ve ekolojik devamlılığı amaçlamalıdır. Çalışmanın araştırma ve planlama gibi tüm aşamalarına karar organları, özel ilgi grupları, yöre halkı temsilcileri ve ilgili uzman gruplarının aktif katılımı sağlanmalıdır. Her yöre kendi şartlarına  göre değerlendirilmeli, başka yörelerden çözüm aktarılmamalıdır. Bilinen, daha önce denemiş çözümler değil, yerel, özgün, geleceğe dönük, yaratıcı çözümler geliştirilmelidir

Ve… Doğal olarak bu çalışmalarda amaç, kısa  sürede en fazla turisti ağırlamak değil, bölge halkının benliğini kaybetmeden yaşam standardının yükseltilmesi ve mutluluk düzeyinin artırılması olmalıdır. Deneyimler gösteriyor ki,  turizm, 3 yıldızlı toplumlarda, 5 yıldızlı oteller inşa edilerek sürdürülemiyor.

N. Sevgi BOZ

Bu yazı toplam 447 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Tourism Today | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 242 324 79 77 Faks : +90 242 324 79 37