• BIST 108.615
  • Altın 145,221
  • Dolar 3,4955
  • Euro 4,1321
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 15 °C

Turizminin doluluk dışındaki 4 büyük derdi

Mehmet MÜLAYİM

2016 ve 2017 yılları turizm sektörünün doluluk derdi, devletten ‘Ohh’ dedirtecek bir destek görmeden sektörün kendi başına ortaya koyduğu çabalar ile geçip gidiyor. Sorun çözülmüş değil. Karşılaştırmaları vasat bir yıl sayılacak 2015 ile değil de sektörün gelmiş, geçmiş en vahim yılı 2016 ile yaparak moral kazanmaya çalışıyoruz.

Hemen hemen her turizmci sektörünün ve işinin yanı sıra dış politika, iç politika, ekonomi haber ve bilgilerini yakinen takip eder, doğru veya yanlış kendine göre analiz ve yorumlar hale geldi. Şu an Türkiye ile diğer dünya ülkelerinin ilişkilerini personeli ile birlikte en yakından takip edenler kuşkusuz ki turizm sektörü.

Malumunuz olacağı üzere diğer ülkelere her söylenen söz, her yapılan hareketin birinci derecede ve en hızlı etkilediği sektör turizm. Son iki yılda tüm yaşananlar turizmin doluluklar ve ciro anlamında belini fazlasıyla büktü. Artık baston yetmiyor, durumu siz anlayın.

Doluluklara konsantre olmuşken diğer sorunlar hızla göz ardı edildi. Hızla düşen gelirler yatırımcı ve işletmecileri kemer sıkmak zorunluluğunda bıraktırdı. Hatta kemerlerde delik açacak yer bile kalmadı.

Oteli doldurmak evet bir dert, ama doluluk sağladığınızda da dertler bitmiyor. Ucuza ve panik halinde doldurmak diğer sorunları görmezden getirtmiyor.

1 – Personel Erozyonu
Turizm sektöründe çalışanların neredeyse 75% lik bölümü asgari ücrete oldukça yakın gelir düzeyi olan kişilerdir. Bunun yanı sıra özellikle tatil beldesi olan bölgelerde çalışılan süre maksimum sekiz aylarda.

Bu zorlu gelir şartlarının yanı sıra 2016’da işletmeler sezonluk çalışan sayılarını 30% ve üstünde azaltmış, Kışın kadroda tutukları ‘Çekirdek Kadro’ tabir edilen çalışan sayılarını bile yarı yarıya inmiş durumda.

Turizmde yıllardır bu zorlu şartlarda çalışan emekçiler ‘Güvendikleri dağlara kar yağınca’ sektörden umutlarını keserek diğer sektörlere yönelmiş, kendilerini ve gelirlerini sektör dışı işlerde garanti altına alma çabalarına girmişlerdir.

Yüksek sezon başlangıcı ile oteller deneyimli çalışanlarını tekrar göreve çağırdıklarında onların artık orada olmadığını, o deneyimli, dil bilen, iş bilen personelin sektörü bıraktığını gördü. Sezonun ortasını geçtik ve halen santralci, resepsiyonist, servis elemanı gibi pozisyon açığı olan onlarca otel biliyorum. İşsizliğin 15% lerin üzerine tırmandığı şu zamanlarda bu çalışanların bulunamaması yaşanan ‘Personel Erozyonu’ yani diğer sektörlere kayan deneyimli turizm personelinin sektörden umudu kesmesi kaynaklıdır.

Varsayalım ki 2-3 sene sonra işler düzeldi, o personel geri dönecek mi? Hayır dönmeyecek. İşletmelerin sıfırdan, çok geç olmadan şimdiden yeni sadık kadroları nasıl kuracağının planlamasını yapması gerekli.

2 – Hizmet Standartlarında Bozulma
Otel müşterileri 2015 yılında ödediklerinin neredeyse yarısına tatile geliyorlar. Yüklü vergilendirme ile artan alkollü içki, içecek, yiyecek vs. maliyetlerini de üstüne ekleyin.

Bir otelin kapıdan giren müşterisine zararına hizmet vermemesi gerekir. Hiçbir işletme ‘Söğüt gölgesi’ değil. Bu durumda da kısıtlamalar önce personel sonra yiyecek, içecek ve enerji giderlerini etkiliyor. Eksik personel sayıları, zayıf büfeler ve kimi saatlerde kapanan klimalar yıllardır rakip destinasyonlarla baş etmemizi sağlayan güçlü yönlerimizi hızla zayıflatıyor. Bedava olan güler yüzü personel eksikliğinde hışı çıkmış ekiplerden beklemek bile güçleşiyor.

Müşteri ‘Ben 2015 yılında bu işletmeye iki katı fiyata gelmiştim, bu hizmet iyi çok şükür’ demez. Daha önce hangi servisi ve hizmeti alıyorsa yine aynı hizmeti ister. Aksi halde imajınızı hızla kaybeder ve işler düzelse de siz yine geriye gittiğiniz fiyatlarla kalırsınız.

3 – Renovasyon ve Yenilemelerin Ertelenmesi
Akdeniz’in en genç otel portföyüne sahiptik ama artık genç değiller. Yaşanan sıkıntılar bakım-onarım giderlerinin köküne kadar kısılmasına en ufak boya ve tamirattan bile kaçınılır hale gelinmesine neden oldu. Tesisler hızla yaşlanıyor, tıpkı bakımsız bir araba gibi.

Yatırımcılar, düşen gelirler ile hemen, hemen tüm renovasyon ve yenilemeleri durdurdu. Zaman geçiyor, oteller yıpranıyor. Bu yıpranan ve bakımsız kalan otellerle eski fiyatlarımıza nasıl tekrar geri döneriz? Devletin otellere sıfır faizli ve uzun vadeli çok ciddi yatırım ve yenileme kredileri açması gerekiyor. Açılacak bu kredilerinde yatırımcılar tarafından başka yerlere değil, direkt tesislerinin yenilenmesine harcadığı denetlenmeli ve kontrol altında tutulmalı.

4 – İmaj
Ülke imajımız ‘Uygun fiyatlı iyi tatil’ destinasyon imajından hızla ‘Ucuz fiyatlı kötü tatil’ destinasyonuna devşirebilir. Bunun önlemi hızla alınmalı.

Peki nasıl? Ülke imajı bir tek tanıtım faaliyetleri, reklam, kaliteli hizmet filanla maalesef olmuyor. 3 tarafı denizlerle, dört tarafı dış mihraklarca çevrelenmiş ülkemizde siyasilerin her söylediği ve attığı adım ülkenin tüm ekonomisini olumlu veya olumsuz etkilediğinden, sektör hemen nezleyi kapı veriyor.

Sektör ile ilgili yazarken çok fazla siyasete girmek istemiyorum, ne de olsa bu sektör hepimizin. Ancak siyasi olarak ezilelim, boyun bükelim de demiyorum, ama dilerdim ki politikacılar söylemlerde meslekleri gereği ve üstlendikleri sorumlulukları ile daha politik cümleler sarf ederken, unutulan ve kıvrak zekâ isteyen belagat ustalığı ile yol alsın, diğer ülkelere siyasi mesajlarını iletirken ülkenin dostane imajını bozmayacak dil kullansın.

Önümde 2017 Temmuz havalimanı girişleri. Hangi ülke ile siyasi sıkıntı yaşadıysak o ülkelerden gelen kişi sayısı tepetaklak. 2016’ya göre artış gösteren pazarlarda ise fiyatlar yerlerde…

Dilerim sektör olarak yatırımcılarımız ve çalışanlarımız için tüm sıkıntılarımızı en kısa zamanda bertaraf ederiz.

Mehmet Mülayim

HTL Consultants

Kurucu Danışman & Eğitmen

‘Profesyonel Otel Satış ve Pazarlaması’ ve ‘Otel mi? Tımarhane mi?’ kitapları yazarı

Bu yazı toplam 1428 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Tourism Today | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 242 324 79 77 Faks : +90 242 324 79 37