• BIST 105.711
  • Altın 163,456
  • Dolar 3,9592
  • Euro 4,6522
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 3 °C

Türkiye’de Rusya Baharı ve Avrupa Riski

Mehmet MÜLAYİM

Rusya ile olan krizimizi büyük bir hızla çözecek görünüyoruz. Bu ekonomik yaşamımız için zaten olması gereken, hatta bu kriz asla yaşanmaması gereken bir durumdu. Neyse eskileri deşip sinirimizi bozmayalım. Yaşandı ve hepimize büyük ders oldu.

Şimdi bu kadar etkili olmasa da başka büyük bir tehdit kapımızda!

Rusya ile bizim barışmamız ve iyi ilişkiler kurmamız Avrupa Topluluğu ülkeleri, NATO üyeleri ve ABD’nin işine gelmeyen bir durum. İstekleri pokerde elimizde sadece onların verdiği beş benzemez, hadi en fazla döper oyun kağıtları olsun. Flush Royal hep onlarda olsun, bizim şansımız asla olmasın. Onlara kendimizi mahkum hissedelim. Bu sadece turizm gelirleri açısından değil, ihracat, politika, savunma ve kültür gibi her noktada. Yani kısmi ambargo diyelim buna. Ya bizlesin, ya değilsin, bizle olsan bile unutma asla bizden değilsin.

Hiçbir zaman Avrupa Birliği üyesi olmayacağız, öyle bir durum olsa dahi Türk halkının bu konuda olumlu görüş vereceğinden emin değilim. Türk halkı ‘Ben Avrupalıyım.’ demez, ‘Ben Türküm.’ der. O zamanda o potaya giremezsin. Bize yıllardır gösterilen bu çürük AB üyeliği havucu ile oyunu hep onların kuralları ile oynamamız istendi.

Rusya ile yapılan son görüşmelere AB basınının verdiği tepkiler enteresan. İstiyorlar ki, Türkiye AB üyesi olan komşuları dışında hiç kimse ile iyi olmasın. O tavırda bize uymamalı. Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün bize miras bıraktığı düstur bizim yol göstericimiz olmalı ‘Yurtta barış, dünyada barış.’ (Kalkışmada bu sözü kirletenlere lanet okuyorum.) Bizim güçlenmemiz, evlatlarımıza müreffeh ve barış içinde bir Türkiye Cumhuriyeti bırakmamızın tek yolu güvenli topraklarda, silaha daha az yatıran, kan dökülmeyen, eğitime ve kültüre daha çok yatıran, kültürüne, örf ve adetlerine sahip çıkan bir ülke haline gelmemiz. O da komşularla sıfır sorunu yakalarsak olabilir.

Kısa zaman önce manşet olan, Avusturya’da günlük haberlerin kayar yazı ile havalimanında aktığı tabelada gözüken "Türkiye tatili Erdoğan’ı desteklemekten başka bir şey değil." yazısını anımsayalım. Bu yazıdaki duygu ve siyasi görüş tüm Avrupa’ya hızla yayılabilir. Avrupa’da güçlenerek yükselen ırkçı dalga uzun süredir artmakta. Bunun ticaretimizi etkilemesinin mümkün olmadığını kimse iddia edemez. Zaten bizden çok da haz almayan Avrupa vatandaşlarının yıllardır doğamıza, denizimize, hizmetimize, tesislerimize ve çok ucuz fiyatlarımıza alternatif bulamadığından geldiği ülkemize karşı devletlerin agresif olumsuz algı kampanyası yürütmeleri içten bile değil.

Bu durumda 2017 yılı için Rusya’dan olacak geri kazanımı Avrupa’dan kaybedebilir ve yine umduğumuz düzelmeyi yaşayamayabiliriz. Bunun önüne geçmenin yolu ise asla fiyatları kırarak gelecek potansiyeli iyice ucuzlatmak, kalitesizleştirmek ve turizmi sadece yabancı şirketlerin sahibi olduğu uçakların işine yarayan, ülke ekonomisine, yatırımcımıza, personelimize ve tüccarımıza katkısı olmayan duruma düşürmek asla değildir.

Bu tehlikenin çözümü 2017 yılı için Rusya’dan esen bahar rüzgarlarının rehavetine kapılmadan, 2016 yılında gösterdiğimiz agresif pazarlama tutumuna dünyadaki tüm mümkün pazarlarda arttırarak devam etmek, turizme yeni kapılar açmaktır. Önümüzdeki sezon için kendisini Rusya ve kimi Avrupa pazarlarının garantisi altında hisseden turizmci yine büyük risk altındadır. Yelpazedeki yaprakların sayısını arttırmaz, pazar çeşitliliği arttırmazsak bu risk her zaman devam eder, yatakta yastığa başımızı huzurla koyamayız. 

Bu yazı toplam 1534 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Tourism Today | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 242 324 79 77 Faks : +90 242 324 79 37