The argument in favor of using filler text goes something like this: If you use any real content in the Consulting Process anytime you reach.

  • img
  • img
  • img
  • img
  • img
  • img

Get In Touch

Güncel Haberler
Otel
Acente
Destinasyon
Vacation
Havacılık
Cruise
Teknoloji
Spor
Sağlık
Sanat

Gerçek çalışanlar: Hologram Çalışanlara karşı Bölüm II

Bu bölüm, geçtiğimiz hafta kaybettiğimiz değerli büyüğüm Avni Aker’in aziz hatırasına ithaf edilmiştir. Kendisi yıllardır her yazımı incelikle takip eder, değerlendirmeleri ve görüşleriyle bana ışık tutardı. Bu devam yazısını da merakla bekliyordu.
Saygı ve rahmetle anıyorum.

İlk yazı içeriğindeki tarif ve sınıflandırmaların sonrasında şimdi artık sıra ‘Hologram Çalışanlar’ konusunu derinleştirmeye geldi. Yaklaşık on yıl önce başlayan bu kavramsal yolculuğun ikinci bölümünde, ‘gerçek çalışan’ olgusunu daha yakından ele alacağız.

İlk olarak kimlik tarifini daha da netleştirelim. İşletmelerimizde, “Çalışanlar” denildiğinde genelde mesleğe başlangıç seviyesindeki, diğer bir deyişle alt seviyedeki çalışanlar grubu algılanır ki, bu yanlıştır. Garson da bir çalışandır, genel müdür de; muhasebe müdürü de veyahut cankurtaran da. Dolayısıyla “gerçek çalışanlar” ve “hologram çalışanlar” kıyaslamasına görev, unvan, pozisyon farkı gözetmeksizin herkes girer.

Önemli olan, hizmet üretimine katkıda bulunmak ve fayda yaratmak açısından “kim nerededir, nasıl, hangi rolü üstlenmektedir”, onu görmektir. Genel Müdür vardır, Departman Müdürü vardır, “gölge” eder; meydan görevlisi vardır, servis elemanı vardır, “parlayan güneşin” ta kendisidir.

İşte tam bu noktada gelin başarılı işadamı, yazar; Jack Welch’e kısaca bir kulak verelim. Bugün 81 yaşında olan Welch, 1981-2001 yılları arasında başkanlığını yaptığı GE (General Electric) şirketini yönettiği süre zarfında, şirket değerini % 4000 (dört bin) oranında arttırmış ve halen rekor niteliğini koruyan 417 milyon dolarlık işten ayrılış tazminatı ile emekli olarak tarihe geçmiştir.

İnsan kaynağına ve insan kaynağı yönetimine verdiği önem herkes tarafından bilinen Welch, kariyerinin başarıya giden yoldaki yapılanmasını da, her fırsatta birlikte çalıştığı ekibe mal etmiş ve bir keresinde kazanmaya giden yolu şöyle tariflemiştir.

Bir elinizde su şişesi, diğerinde gübre taşıyın. Tohum halindeki çalışanlara su verin, bahçenin büyümesini izleyin. Arada yabani otlar göreceksiniz. Bunları kesin, toprağınızı çapalayın ve sonuçta muhteşem bir bahçeniz olsun.

Welch’in “yabani otları” ile “hologram çalışanlar” tanımlaması, kurumların içerisindeki zafiyetin ana kaynağı olan insan davranışlarıyla birebir örtüşmektedir. Başarı için “yabani otlardan (hologram çalışanlardan)” kurtulmak gerekmektedir.

“Hologram çalışanları”, “Gerçek çalışanlardan” nasıl ayırt edebiliriz? 

Gerçek çalışanlar “olumlu” düşünür, hareketlerinde “sebep-sonuç” ilişkisi vardır; Hologram çalışanlar ise “olumsuz” düşünür, günlük yaşar, “Hatice” ile uğraşırlar, “neticeden” ise zaten çok uzaktırlar.

Gerçek çalışanlar çözüm üretir, ertelemez, sonunu düşünürler; Hologram çalışanlar “bahane üretir”, havuç varsa koşar, sorumluluk varsa kaçarlar.

Gerçek çalışanlar “etkindir”, rol alırlar; hologram çalışanlar “edilgendir”, rol keserler.

Gerçek çalışanlar “satranç oyuncusu” gibidir, görevlerinin zincirleme etkisini ve sonrasında gelecek hamleleri hesaplarlar; hologram çalışanlar ise “tavla oyuncusu” gibidir, günün onlara getirdiğine göre duruşlarını alırlar, başarılı olmaları için “şans faktörü” önemlidir, zar gelirse oynarlar.

Gerçek çalışanlar proaktiftir; kar, yağmur, fırtına fark etmez, işlerini yaparlar; Hologram çalışanlar reaktiftir, çabuk demoralize olurlar, problemler yakar toptur, ilk fırsatta kahve molasına kaçarlar.

Gerçek çalışanlar çevrelerine enerji verir, anahtar kelimeleri performans ve gelişimdir; Hologram çalışanlar düşük enerjilidir, anahtarları yoktur, “pas” ararlar ya da işlerine gelmeyen her konuyu pas geçerler.

İşe Alım: Gerçek mi, hologram mı? An kritik aşama

Peki, hal böyle iken, başarı formülünün içinde büyük harflerle duran “EKİP” kurgusunu, “gerçek çalışanların” çoğunlukta olduğu bir modelde nasıl yaratacağız, “hologram çalışanlardan” nasıl uzak duracağız? 

Bu zor soruya bir cevap olarak, bu kez otellerimizdeki işveren-çalışan ilişkisini, “İşe alım süreci” noktasından yakın plana alalım. Bu süreç, adayların değerlendirilmesinde “gerçek” mi, “hologram” mı sorusuna cevap bulabileceğimiz en öncelikli aşamadır ve iyi değerlendirilmesi gerekir.
Çünkü yanlış bir işe alım, sadece yanlış bir tercih değil; tüm ekibin enerjisini, kültürünü ve geleceğini doğrudan etkileyen maliyetli bir hata olabilir.

İşe Alım: Gerçek mi, hologram mı? En kritik aşama

- İş görüşmesi kalitenizi arttırın, adayınızla sadece “görüşmüş olmak” için değil, “gerçekten” görüşün. Sakın ola ki siz de “hologram mülakatçı” olmayın, soracağınız ucu açık sorularla adayınızın derinliğini (ya da sığlığını) ölçmeye çalışın. Unutmayın, görüştüğünüz kişi sizi, kurumunuzu ve yarın bir parçası olacağı ekibini temsil edecek, oluşturduğunuz zincirin bir halkası olacak.


- Adayın son çalıştığı yerlerle ilgili detay sorular sorun. Mesela “son çalıştığınız otelin kaç odası vardı?” sorusunun yuvarlak bir cevabı yoktur. Bu soru, çalışılan yeri tanımayan zihniyetleri hızlıca ele verir. Öğrenmek için çaba sarfetmeyen, aidiyeti olmayan ve büyük resme uzak kişiler size getirse de, günün sonunda sadece sıkıntı getirir.

- Görev pozisyon ne olursa olsun bağımsız referans kaynaklarıyla görüşmeyi sakın eksik etmeyin. Referans görüşmeleri olmaksızın yapılacak işe alımlar her zaman sürprizlere gebe olup, siz farkında bile olmadan bu kez “otelinizin referanslarını” kötü duruma düşürebilir.

Özetle; önemli olan “nicelik” değil, “niteliktir”. Eksik ama nitelikli kadro; fazla ama niteliksiz kadrodan bin kat daha iyidir.

Bugün geldiğimiz nokta
Bugün artık verimliliğin değil, görünürlüğün alkışlandığı bir dönemden geçiyoruz. Rakamlar büyüyor, ekranlar parlıyor, süreçler hızlanıyor - fakat “gerçek çalışan” sayısı azalıyor.

Ve bu gidişatı durdurmanın yolu çok açık: Çalışanı paydaşlaştıran, değerini görünür kılan ve kurum hedeflerine ortak eden bir kültür inşa etmek.

Aksi halde “gerçek(ten) çalışanlar”, kurumların içindeki en kritik azınlık olmaya devam edecek.

İşte bu nedenle, serinin üçüncü ve final bölümünde şu soruyu birlikte soracağız: “Gerçek çalışanın son çağı mı başladı?”

Kıssadan Hisse:

“Birinci sınıf yöneticiler, birinci sınıf çalışanları işe alır.
İkinci sınıf yöneticiler ise, üçüncü sınıf çalışanları…”

Leo Calvin Rosten
Amerikalı yazar ve senarist
(1908–1997)


Erdal DALKILIÇ
Green Room Solutions | Founder & Platform Leader
Hospitality Operations & Profit Solutions Expert