The argument in favor of using filler text goes something like this: If you use any real content in the Consulting Process anytime you reach.

  • img
  • img
  • img
  • img
  • img
  • img

Get In Touch

Güncel Haberler
Otel
Acente
Destinasyon
Vacation
Havacılık
Cruise
Teknoloji
Spor
Sağlık
Sanat

Turizmin başkentine küresel sorumluluk tapusu

Turizmin başkentine küresel sorumluluk tapusu

Kasım 2026’da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın (COP) Antalya’da gerçekleşecek olması, takvime düşülmüş bir uluslararası etkinlik duyurusundan çok daha fazlasıdır.

Antalya'nın yıllardır hasret kaldığı şehrin geleceğini, vizyonunu ve şehir planlama önceliklerini doğrudan etkileyecek tarihi bir dönüm noktasındayız. Nasıl ki EXPO 2016 bir vitrin işlevi gördüyse, 
COP31 2026 bunun birkaç katı büyüklüğünde bir “küresel vitrin” anlamına geliyor. Bu tarihi buluşmanın önemini kavramak için Antalya’nın iki temel karakterine bakmakta fayda var.

Birincisi, dünya turizminin en yüksek hacimli merkezlerinden biri olması ikincisi ise iklim krizinden en çok etkilenen Akdeniz kuşağında bulunması. Dolayısıyla 
COP31 2026 Antalya için “sürdürülebilir şehir olgunluğunu” uluslararası topluma kanıtlama sahnesidir. Peki küresel iklim zirvesi, Antalya İçin neden kritik? Tüm meslek gruplarının elini taşın altına koyabileceği birkaç öneriden bahsetmek istiyorum. Her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan Antalya, COP zirvesiyle birlikte “deniz-kum-güneş” yerine sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm ve iklim liderliği ile anılma fırsatı yakalıyor. Bu değişim, turizm stratejisinden uluslararası yatırımlara kadar geniş bir etki yaratacak. Öte yandan sürdürülebilir turizme geçiş için güçlü bir politika baskısı da gelecek. Kısacası Aralık aylarında bile sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerine çıkması, kuraklık tehdidi, orman yangınları... Antalya iklim krizinin gerçek zamanlı laboratuvarı.

COP’un şehirde yapılması, şu alanlarda zorunlu dönüşümü de beraberinde getirecek:
- Konaklama sektöründe karbon sıfır hedefleri
- Atık yönetimi ve su verimliliği standartlarının yükselmesi
- Doğaya duyarlı turizm rotalarının yaygınlaşması.
- Ulaşımda elektrikli dönüşümün hızlanması
- Şehrin altyapı kapasitesinin test edilmesi gibi maddeler…

dahasını da sıralayabilirim ama öncelik ve ivedilikli olanlar bunlar.

Antalya, COP sırasında 60 bini aşkın misafiri, delegasyonu ve basın mensubunu ağırlayacak. Bu durum konaklama altyapısını, ulaşım sistemlerini, toplu taşımanın çevreci kapasitesini ve havalimanı trafiğini doğrudan ölçecek bir sınav olacak. Antalya’nın mevcut kentleşme yapısı, doğrusal kıyı şeridine sıkışmış bir yaşam alanından hızla genişleyen bir metropole evrildi. 
COP31 2026, bu dönüşümü “plansız büyüme” yerine “stratejik sürdürülebilirlik” eksenine sokmak için güçlü bir fırsat. Bu doğrultuda yeşil koridorlara ve gölge adalara ihtiyacımız var. Bir yandan da artan sıcaklıklar şehir içinde ısı adası etkisini artırdığından planlamacılar COP’a giden süreçte kent parklarını birbirine bağlayan “yeşil koridor” ağını hızlandırsa ne güzel olur hatta yaya ulaşımı odaklı gölgelikli cadde tasarımları da yapılırsa tadından yenmez.

Ve tabi Akdeniz'de zengin endemik bitki türleri ile su dostu peyzaj düzenlemeleri marka şehir olmamız adına bence çok etkili olabilir. Olmazsa olmaz tüm ulaşımın yeniden kurgulanması şart. Şu koşullarda Antalya hâlâ otomobil odaklı bir kent. 
COP31 2026 ile acil olarak elektrikli araç şarj altyapısının yaygınlaştırılmasını şart. Raylı sistem hatlarının COP öncesi genişletilmesi zorunlu. Bisiklet yollarının kesintisiz hatlara dönüştürülmesi mümkün.

Turizm bölgelerine karbon nötr shuttle sistemleri planlanabilir. Afet riskli alanlarda dirençli kentleşme, orman yangınları ve su kıtlığı, Antalya için doğrudan şehir planlama sorunları arasında. COP süreci, doğa tabanlı çözümlerin (yeşil duvarlar, yağmur hasadı sistemleri, yangın tampon bölgeleri) planlara entegre edilmesini hızlandıracaktır.

Turizmin başkenti için stratejik avantajlardan bir tanesi de “Yeşil Diplomasi”. 
COP31 2026’nın Antalya’ya sağlayacağı en görünmez ama en güçlü kazanım şehrin iklim diplomasisinde bir merkez haline gelmesi olabilir. Bu ne demek? Öncelikle uluslararası fonların Antalya’ya yönelmesini sağlayabilir. Hayaldi gerçek oldu diyebiliriz. Ardından yeşil teknoloji firmalarının kentte Ar-Ge yatırımı düşünmesi nasıl güzel olur. Bir akademisyen olarak en çok da üniversite–belediye–özel sektör arasında sürdürülebilirlik konsorsiyumlarının oluşmasını niyet edebilirim.

COP31 2026, Antalya’nın Akdeniz çanağında Barcelona, Nice, Tel Aviv gibi kentlerle rekabet edebilecek “sürdürülebilir marka kent” kimliğini güçlendirme şansıdır. COP toplantıları genellikle küresel ölçekte iklim politikalarını belirledi şu ana kadar. Ancak Antalya için bu zirve yerel dönüşümün ateşleyicisi bir gelecek planlayıcısı olabilir. Neden olmasın!

Turizmin başkenti, iklim krizinin gölgesinde geleceğini yeniden tanımlamak zorunda. Antalya’nın önünde dünyada nadir görülen bir fırsat 
COP31 2026. Bu organizasyon, Antalya’nın şehir planlamasını, turizm modelini, ulaşım stratejilerini, ekonomik yönelimlerini, doğa koruma yaklaşımlarını köklü biçimde etkileyeceğine inanıyorum. Küresel sorumluluk tapumuzu almalıyız. Kentimizin kaderini belirleyeceği zamana az kaldı yerinizi ayırın.

Işık TUNÇEL