Turizmin başkentine küresel sorumluluk tapusu
- 27.11.2025
- 51 Day
Turizmin başkentine küresel sorumluluk tapusu
Kasım 2026’da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın (COP)
Antalya’da gerçekleşecek olması, takvime düşülmüş bir uluslararası etkinlik duyurusundan
çok daha fazlasıdır.
Antalya'nın yıllardır hasret kaldığı şehrin geleceğini, vizyonunu ve şehir
planlama önceliklerini doğrudan etkileyecek tarihi bir dönüm noktasındayız.
Nasıl ki EXPO 2016 bir vitrin işlevi gördüyse, COP31 2026 bunun birkaç katı
büyüklüğünde bir “küresel vitrin” anlamına geliyor. Bu tarihi buluşmanın
önemini kavramak için Antalya’nın iki temel karakterine bakmakta fayda var.
Birincisi, dünya turizminin en yüksek hacimli merkezlerinden biri olması
ikincisi ise iklim krizinden en çok etkilenen Akdeniz kuşağında bulunması.
Dolayısıyla COP31 2026 Antalya için “sürdürülebilir şehir olgunluğunu”
uluslararası topluma kanıtlama sahnesidir. Peki küresel iklim zirvesi, Antalya
İçin neden kritik? Tüm meslek gruplarının elini taşın altına koyabileceği
birkaç öneriden bahsetmek istiyorum. Her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan
Antalya, COP zirvesiyle birlikte “deniz-kum-güneş” yerine sürdürülebilirlik,
yeşil dönüşüm ve iklim liderliği ile anılma fırsatı yakalıyor. Bu değişim,
turizm stratejisinden uluslararası yatırımlara kadar geniş bir etki yaratacak.
Öte yandan sürdürülebilir turizme geçiş için güçlü bir politika baskısı da
gelecek. Kısacası Aralık aylarında bile sıcaklıkların mevsim normallerinin
üzerine çıkması, kuraklık tehdidi, orman yangınları... Antalya iklim krizinin
gerçek zamanlı laboratuvarı.
COP’un şehirde yapılması, şu
alanlarda zorunlu dönüşümü de beraberinde getirecek:
- Konaklama sektöründe karbon
sıfır hedefleri
- Atık yönetimi ve su
verimliliği standartlarının yükselmesi
- Doğaya duyarlı turizm
rotalarının yaygınlaşması.
- Ulaşımda elektrikli
dönüşümün hızlanması
- Şehrin altyapı kapasitesinin
test edilmesi gibi maddeler…
dahasını da sıralayabilirim ama öncelik ve
ivedilikli olanlar bunlar.
Antalya, COP sırasında 60 bini aşkın misafiri, delegasyonu ve basın mensubunu
ağırlayacak. Bu durum konaklama altyapısını, ulaşım sistemlerini, toplu
taşımanın çevreci kapasitesini ve havalimanı trafiğini doğrudan ölçecek bir
sınav olacak. Antalya’nın mevcut kentleşme yapısı, doğrusal kıyı şeridine
sıkışmış bir yaşam alanından hızla genişleyen bir metropole evrildi. COP31 2026,
bu dönüşümü “plansız büyüme” yerine “stratejik sürdürülebilirlik” eksenine
sokmak için güçlü bir fırsat. Bu doğrultuda yeşil koridorlara ve gölge adalara
ihtiyacımız var. Bir yandan da artan sıcaklıklar şehir içinde ısı adası
etkisini artırdığından planlamacılar COP’a giden süreçte kent parklarını
birbirine bağlayan “yeşil koridor” ağını hızlandırsa ne güzel olur hatta yaya
ulaşımı odaklı gölgelikli cadde tasarımları da yapılırsa tadından yenmez.
Ve tabi Akdeniz'de zengin
endemik bitki türleri ile su dostu peyzaj düzenlemeleri marka şehir olmamız
adına bence çok etkili olabilir. Olmazsa olmaz tüm ulaşımın yeniden
kurgulanması şart. Şu koşullarda Antalya hâlâ otomobil odaklı bir kent. COP31 2026 ile acil olarak elektrikli araç şarj altyapısının yaygınlaştırılmasını
şart. Raylı sistem hatlarının COP öncesi genişletilmesi zorunlu. Bisiklet
yollarının kesintisiz hatlara dönüştürülmesi mümkün.
Turizm bölgelerine karbon
nötr shuttle sistemleri planlanabilir. Afet riskli alanlarda dirençli
kentleşme, orman yangınları ve su kıtlığı, Antalya için doğrudan şehir planlama
sorunları arasında. COP süreci, doğa tabanlı çözümlerin (yeşil duvarlar, yağmur
hasadı sistemleri, yangın tampon bölgeleri) planlara entegre edilmesini
hızlandıracaktır.
Turizmin başkenti için
stratejik avantajlardan bir tanesi de “Yeşil Diplomasi”. COP31 2026’nın
Antalya’ya sağlayacağı en görünmez ama en güçlü kazanım şehrin iklim
diplomasisinde bir merkez haline gelmesi olabilir. Bu ne demek? Öncelikle
uluslararası fonların Antalya’ya yönelmesini sağlayabilir. Hayaldi gerçek oldu
diyebiliriz. Ardından yeşil teknoloji firmalarının kentte Ar-Ge yatırımı
düşünmesi nasıl güzel olur. Bir akademisyen olarak en çok da
üniversite–belediye–özel sektör arasında sürdürülebilirlik konsorsiyumlarının
oluşmasını niyet edebilirim.
COP31 2026, Antalya’nın Akdeniz
çanağında Barcelona, Nice, Tel Aviv gibi kentlerle rekabet edebilecek
“sürdürülebilir marka kent” kimliğini güçlendirme şansıdır. COP toplantıları
genellikle küresel ölçekte iklim politikalarını belirledi şu ana kadar. Ancak
Antalya için bu zirve yerel dönüşümün ateşleyicisi bir gelecek planlayıcısı
olabilir. Neden olmasın!
Turizmin başkenti, iklim
krizinin gölgesinde geleceğini yeniden tanımlamak zorunda. Antalya’nın önünde
dünyada nadir görülen bir fırsat COP31 2026. Bu organizasyon, Antalya’nın şehir
planlamasını, turizm modelini, ulaşım stratejilerini, ekonomik yönelimlerini,
doğa koruma yaklaşımlarını köklü biçimde etkileyeceğine inanıyorum. Küresel
sorumluluk tapumuzu almalıyız. Kentimizin kaderini belirleyeceği zamana az
kaldı yerinizi ayırın.
Işık TUNÇEL







