Turizmin yeni dili; deneyim, dijitalleşme ve insan odaklılık
- 2.12.2025
- 45 Day
Turizmin yeni dili; deneyim, dijitalleşme ve insan
odaklılık
2025 yılı itibarıyla Türkiye
turizm ve otelcilik sektörü, küresel sahnede dikkat çekici bir konuma
ulaştı.
2024’te 62,2 milyon turisti
ağırlayan Türkiye, dünya sıralamasında dördüncü sıraya yerleşti. Turizm geliri
61,1 milyar dolara ulaşırken, 2025 hedefi 70 milyon turist ve 70 milyar dolar
gelir olarak belirlendi. Ancak bu başarı hikâyesinin sürdürülebilirliği,
yalnızca rakamlarla değil, sektörün iç dinamikleriyle de doğrudan ilişkili.
Bu dönüşümün anahtarı insan, teknoloji ve kültürdür.
Bugünün turizm profesyoneli
artık sadece operasyonel başarıyla değil, deneyim tasarımı, dijital yetkinlik
ve ilişki yönetimiyle öne çıkıyor. Sektörün geleceği şu üç temel eksende
şekilleniyor:
Dijitalleşme ve akıllı çözümler
Yapay zekâ destekli
rezervasyon sistemleri, kişiselleştirilmiş deneyimler ve veri odaklı pazarlama
artık olmazsa olmaz.
Çeşitlilik ve kapsayıcılık
Cinsiyet eşitliği, kuşaklar
arası işbirliği ve kültürel çeşitlilik, sadece etik bir duruş değil, aynı
zamanda verimliliğin ve yaratıcılığın da kaynağıdır.
İnsan odaklı liderlik
Kurumsal samimiyet, ekip
bağlılığı ve sürdürülebilir başarı için liderlerin sadece yöneten değil, ilham
veren figürler olması gerekiyor.
Peki, sektör olarak biz neleri yapmıyoruz?
Bu soruyu sormadan, geleceğe
dair hiçbir strateji gerçekçi olamaz. Çünkü bazı temel eksiklikler, sektörün
potansiyelini sınırlıyor:
Ülkemizdeki genç işsizliğiyle yüzleşmiyoruz
Türkiye’de 15-24 yaş arası
genç işsizlik oranı %18’in üzerinde seyrediyor. Milyonlarca genç, iş ararken
umutlarını yitiriyor. Oysa turizm ve otelcilik sektörü, doğası gereği genç iş
gücüne en açık alanlardan biri. Ancak ne yazık ki, bu potansiyeli değerlendirmek
yerine, düşük maliyetli iş gücü arayışıyla başka ülkelerden vasıfsız gençleri
istihdam etmeye yöneliyoruz. Bu tercih, kısa vadede
maliyet avantajı gibi görünse de, uzun vadede sektörel kaliteyi, hizmet
standardını ve en önemlisi Türk misafirperverliğinin ruhunu zedeliyor. Çünkü turizm sadece bir
hizmet değil, bir kültür aktarımıdır. Bu kültürü taşıyacak olanlar da bu
toprakların insanlarıdır.
Eğitim ve yetiştirme modellerini güncellemiyoruz.
Gençlerimizi sektöre
kazandırmak için gereken eğitim modelleri hâlâ eski paradigmalara
dayanıyor. Oysa bugünün turizm çalışanı; dijital okuryazar, çok dilli,
kültürel zekâya sahip ve deneyim odaklı olmalı. Bu yetkinlikleri
kazandıracak hibrit eğitim sistemlerine, sektör üniversite iş birliklerine ve
sahada öğrenmeye dayalı programlara acilen ihtiyaç var.
İşin ruhunu koruyamıyoruz.
Turizmde işin ruhu dediğimiz
şey, sadece prosedürlerle değil, aidiyetle, anlamla ve değerle inşa
edilir. Ancak düşük ücret politikaları, mevsimlik istihdamın belirsizliği
ve kariyer gelişimi eksikliği, çalışan bağlılığını zayıflatıyor. Bu da
hizmet kalitesini doğrudan etkiliyor.
Kültürel mirası taşıyacak insan kaynağını
geliştirmiyoruz.
Türk misafirperverliği,
sadece bir davranış biçimi değil; bir değer sistemidir. Bu değerleri
içselleştirmiş, yerel kültürü bilen, empati kurabilen çalışanlar olmadan bu
miras yaşatılamaz. Oysa biz, bu mirası taşıyacak gençleri sektöre
kazandırmak yerine, maliyet odaklı çözümlere yöneliyoruz.
Ne Yapmalıyız?
Genç işsizliğiyle mücadeleyi
sektörel sorumluluk haline getirmeliyiz. Mesleki eğitimleri
dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve deneyim tasarımı ekseninde yeniden
yapılandırmalıyız. Gençlere sadece iş değil,
gelişim ve karar alanı sunmalıyız. Türk misafirperverliğini
taşıyacak insan kaynağını stratejik öncelik haline getirmeliyiz.
Geleceği birlikte inşa etmek
Turizm sektörü, Türkiye’nin
ekonomik lokomotiflerinden biri. Ancak bu lokomotifin sürdürülebilir
şekilde ilerleyebilmesi için sadece dış pazarlara değil, iç potansiyele de
bakmamız gerekiyor. Gençlerimizi dışlamak yerine, onları geleceğin turizm
liderleri olarak yetiştirmek, hem ekonomik hem kültürel bir zorunluluktur. Çünkü
işin ruhu, sadece hizmette değil; insanda, ilişkide ve birlikte üretmede
saklıdır. Ve bu ruhu korumak, ancak birlikte mümkündür.
Nevzat Ahmet ÇELEBİ







