Turizmde İnsan Kaynakları Zirvesi ve yansımalar
- 24.12.2025
- 23 Day
Turizmde
İnsan Kaynakları Zirvesi ve yansımalar
Turizmde
İnsan Kaynakları Zirvesi’ne 2003 yılında kurulan Tüm Gastronomi Yöneticileri
Derneği adına katıldım. Turizm otelcilik programlarında uzun yıllar öğretim
görevlisi olarak çalışmış, aynı zamanda sektörde birçok işletmede seminerler ve
mesleki eğitimler vermiş ve hala bir otel yöneticisi olarak biri olarak
düşüncelerimi paylaşmaya gayret ettim.
Turizm Mezunları Federasyonu tarafından Antalya’da düzenlenen Turizmde İnsan
Kaynakları Zirvesi’nde paylaşılan bilgiler, dile getirilen sorunlar ve çözüm
önerilerinin sektöre önemli artılar kazandıracağına inancım tamdır. Zirve
vesilesiyle bu konudaki görüşlerimi siz değerli okurlarla paylaşmak istiyorum.
Yiyecek-İçecek departmanı (F&B), turizm sektöründe istihdamı en yoğun ve
aynı zamanda en yüksek sirkülasyonuna sahip departmandır. Bu sirkülasyonun tek
bir nedenden kaynaklanmadığını; mevsimsellik olması, genç istihdam ağırlıklı
olması, eğitimden yönetime, ücret politikalarından çalışma koşullarına ve
lojman imkanlarına kadar uzanan çok boyutlu bir sorunlar zinciriyle karşı
karşıyadır.
Öncelikle uzun yıllar eğitimci olarak görev yapmış biri olarak, okullarda
verilen uygulamalı eğitimin yetersizliğinden çok üzgünüm. Gençlerimiz
slaytlardan, sembolik uygulamalardan ve teorik anlatımlardan dersleri
kavrayamadan mezun oluyorlar. Bu durumda sahaya çıktıklarında ciddi uyum
sorunlarıyla baş başa kalıyorlar. Bu durum daha işin başında mesleki özgüveni
zedeliyor ve sektöre olan bağlılığı azaltıyor. Açıkça ifade ediyorum ki,
gençlerimize bu mesleği işin başında yeterince sevdiremiyoruz.
F&B departmanında önemli bir sorun ise departmanın tam bir kimlik
kazanmamış olması. Aynı görev ve sorumluluk, bir işletmede “Food & Beverage
Manager” olarak tanımlanırken, başka bir işletmede “Servis Müdürü”, “Maître
d’Hotel” ya da “Restoran Şefi” olarak karşımıza çıkıyor. Bu karmaşa,
çalışanların sağlıklı bir kariyer planı yapmasını zorlaştırıyor ve mesleğin
kurumsal algısını zayıflatıyor.
İşverenlerin ve yöneticilerin F&B departmanından doğal olarak yüksek başarı
ve misafir memnuniyeti bekleniyor. Ancak aynı oranda insan kaynağına yatırım
yapılmadığından gelecek sezonlarla ilgili endişelerim var. Misafir
memnuniyetini doğrudan etkileyen bu departmanlarda, nitelikli personel olmadan
sürdürülebilir başarıdan söz edilemez.
Sektörde son yıllarda sıkça karşılaştığımız bir diğer sorun olarak, personelin
aynı gün içinde birden fazla otelde çalışmak zorunda kalması. Sabah bir otelde, akşam başka bir otelde görev
yapan çalışanlar doğal olarak yorgun düşüyor ve bu yorgunluk, sunulan hizmetin
kalitesini doğrudan etkiliyor. Bu durum yetersiz ücret politikasından
kaynaklanmaktadır.
Turizm sektöründe işin mevsimsel yapısı ve hayat pahalılığı temel bir sorun.
Altı ay çalışan, diğer altı ay gelir elde edemeyen bir personelin yıllık
ortalama kazancı yarı yarıya düşüyor. Bu ekonomik tablo, turizmin gençler için
uzun vadeli bir kariyer seçeneği olmaktan uzaklaşmasına neden oluyor.
Bir diğer temel sorunumuz otellerde adaletli olmayan yönetim şeklidir. Otel
işletmelerinde bazı departmanların yönetsel olarak korunduğunu, buna karşın
F&B gibi operasyonel departmanların sürekli eleştirilen ve baskı altında
tutulan bir yapıya sahip olduğunu söylüyorum. Bu yaklaşımın çalışan
motivasyonunu düşürdüğünü ve sirkülasyonu artırdığı gerçeğini kabul etmeliyiz.
Son yıllarda personel açığını kapatmak amacıyla Asya ve Afrika’dan yabancı iş
gücü istihdamının arttığını biliyoruz. Makul ve sınırlı sayılardaki yabancı
personel istihdamına karşı değilim. Ancak aşırıya kaçan uygulamaların, Geleneksel Türk misafirperverliği kültürüne
zarar verdiğini ve kendi gençlerimizin işsiz kalmasına yol açtığını kabul
etmeliyiz.
İnsan kaynakları açısından yalnızca personel bulma sorunu yaşamıyoruz, aynı
zamanda bulduğumuz personeli koruyamama sorunumuzda
var. İş başı yapanlara işbaşı uyum eğitimi, oryantasyon eğitimi, meslek
standartları ve iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri yeterince verilmiyor. Bu
eğitimleri vermeden doğrudan iş yoğunluğunu içine giren bir personel adeta
afallamakta ve uyum sorunu yaşamaktadır. Otel işletmelerinde personelin işten
ayrılması ilk 15 gün çok fazladır. Ayrıca lojman imkânlarının yetersizliği ve
bazı yöneticilerin ego odaklı yaklaşımları da personel sirkülasyonunu
tetiklemektedir.
Otel sahibi ve üst yöneticilerin her şeyi devletten beklemesi doğru değildir.
Evet, turizm çalışanlarına yönelik kapsamlı bir yasal düzenleme artık
kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Bir işveren yaz kadrosunu kışında devam ettiremez. Bu konuda gecikmeden bir yasal düzenleme yapılmalı.
Ancak bu yasa çıkmadan da işverenlerin ve profesyonel yöneticilerin kendi
sorumluluk alanlarında yapması gereken çok önemli işler bulunmaktadır.
“Mükemmel tesisler ancak kaliteli hizmetle taçlanırlar”
Aydın ÖZDEMİR







