The argument in favor of using filler text goes something like this: If you use any real content in the Consulting Process anytime you reach.

  • img
  • img
  • img
  • img
  • img
  • img

Get In Touch

Güncel Haberler
Otel
Acente
Destinasyon
Vacation
Havacılık
Cruise
Teknoloji
Spor
Sağlık
Sanat

Turizmde parlak rakamlar, karanlık sorular!

Turizmde parlak rakamlar, karanlık sorular!

Turizm sektörü yılın son günlerinde yine her zamanki gibi manşetlerde. Ama bu kez “rekor gelir”, “yüksek doluluk” ya da “sezon erken başladı” haberleriyle değil. Turizm büyüyor evet; fakat nasıl büyüdüğü artık en az ne kadar büyüdüğü kadar önemli.

Resmî Gazete’de yayımlanan ve kamuoyunda “10+
1” olarak anılan çalışma düzenlemesi, sektörün uzun süredir halının altına süpürdüğü bir gerçeği gün yüzüne çıkardı. Turizmin görünmeyen yüzü hâlâ emek üzerinden şekilleniyor. Haftalık izin hakkının fiilen ortadan kalkması, sezon gerçekleri gerekçesiyle meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Bu düzenleme, turizmi insan odaklı bir hizmet sektörü olmaktan çıkarıp salt operasyonel bir alana indirgeme riskini barındırıyor. Şu soruyu sormak zorundayız: Yorgun, tükenmiş, sosyal hayatı askıya alınmış bir çalışanla sürdürülebilir turizm mümkün mü?

Sektör temsilcileri personel bulamamaktan yakınıyor. Gençler turizmi tercih etmiyor. Nitelikli iş gücü hızla başka alanlara yöneliyor. Tüm bunların ardından çözüm olarak çalışma sürelerini uzatmak, izin günlerini azaltmak; sorunu çözmekten çok derinleştiriyor. Çünkü mesele sayısal değil, yapısal. Öte yandan tabloyu tamamen karamsar okumak da haksızlık olur. Küresel turizm verileri, seyahat talebinin tüm ekonomik belirsizliklere rağmen güçlü seyrettiğini gösteriyor. Türkiye özelinde Antalya başta olmak üzere birçok destinasyonda doluluk oranları yüksek, rezervasyon akışı canlı. İç turizmde de 2026 arifesinde bayram ve yaz beklentisi sektöre moral veriyor. Ancak tam da bu noktada bir çelişkiyle karşı karşıyayız; turizm gelirleri artarken, bu gelirin insana, çevreye ve yerel yaşama nasıl yansıdığı hâlâ net değil.

Dünya artık "daha çok turist” söyleminden uzaklaşıyor. Avrupa şehirleri aşırı turizmi sınırlıyor, destinasyon yönetimi kavramı güçleniyor, karbon ayak izi ve yerel halkın yaşam kalitesi turizm politikalarının merkezine yerleşiyor. Biz ise hâlâ sezonu kurtarmaya odaklı, günübirlik çözümlerle ilerliyoruz.

Turizme sadece döviz kazandıran bir sektör olarak bakmamak gerek. Turizmin bence en değerli özelliği toplumsal ayna olmasıdır. Çalışma koşullarımızı, çevreye bakışımızı, kentlerimizi nasıl kullandığımızı ve geleceği nasıl planladığımızı gösterir. Bugün yaşanan tartışmalar bize turizmin artık nicelikle değil, nitelikle sınandığını gösteriyor.

Önümüzde iki yol var. Ya kısa vadeli kazanç uğruna insan kaynağını yıpratmaya devam edeceğiz ya da turizmi çalışanı mutlu, çevreyle uyumlu, yerel değerleri koruyan bir kalkınma aracı olarak yeniden tanımlayacağız.

Gerçek soru şu; turizm büyüsün mü istiyoruz, yoksa sağlıklı büyüsün mü?

Cevabı rakamlar değil, aldığımız kararlar verecek.

Işık TUNÇEL