Dijital dil, bazen sadece bireysel bir alan değil; ülke markasının da vitrinidir
- 31.12.2025
- 16 Day
Dijital dil, bazen sadece bireysel bir alan değil; ülke markasının da vitrinidir
“Dijital vicdan” yılın kelimesi seçildi. Bu kelime bana en çok, sorumluluk kavramını yeniden düşünmemiz gereken bir dönemin içinde olduğumuzu hatırlattı.
Turizm gibi küresel algıyla beslenen bir sektörde dijital dil, artık yalnızca bireysel bir ifade alanı değil; ülke markasının da sorumlu, dengeli ve adil biçimde temsil edildiği bir vitrin. Ancak dijital dünyada sorumluluk, çoğu zaman söylemekle sınırlı kalıyor. Bir cümle kurmak, bir duruş sergilemek, bir tepki vermek yeterliymiş gibi hissediliyor. Oysa gerçek sorumluluk, söylenenle yetinmeyip sonuç üstlenmeyi de gerektiriyor.
Benim için “dijital vicdan”, yalnızca teknolojinin etik kullanımıyla sınırlı değil. Bir yönüyle de mesafenin verdiği cesareti, klavyenin arkasında kolaylaşan yargıyı ve sorumluluğun giderek ekrana havale edilmesini anlatıyor. Dijital ortamda herkes çok net, çok kararlı ve çoğu zaman oldukça iddialı. Ancak iş yüz yüze gelmeye, karar almaya ve sonuç üstlenmeye geldiğinde ton hızla değişiyor.
Dijitalde söylenenle sahada yapılan arasındaki mesafeyi fark edebilme hâli… Klavyede kolayca kurulan cümlelerin; karar masasında, marka kurgusunda ve yüz yüze temas anında aynı sorumlulukla taşınıp taşınmadığını sorgulama becerisi…
Turizm ve konaklama sektörü için bu ayrım fazlasıyla tanıdık. Çünkü bu sektör, ekranlardan değil; temastan, deneyimden ve güven ilişkisinden besleniyor. Bir yorumu yazmak kolay. Bir memnuniyetsizliği büyütmek basit bir hamle. Ama aynı misafirle göz göze gelindiğinde ya da aynı karar bir markanın, bir projenin geleceğini etkilediğinde, o kelimelerin arkasında durmak her zaman mümkün olmuyor.
Sorumluluk dediğimiz şey; bir markayı nasıl konumladığınızda, bir projeyi hangi niyetle geliştirdiğinizde ve kısa vadeli kazanımlar yerine hangi değerleri tercih ettiğinizde kendini gösterir. Bu nedenle etik duruş; yalnızca dijital platformlarda ya da operasyonun yoğun anlarında değil, strateji kurarken, marka yaratırken ve geleceği tasarlarken de aynı tutarlılıkla korunabildiğinde kıymetlidir.
Yeni yıla girerken Shine Hospitality olarak beklentimiz; daha yüksek sesler ya da daha hızlı tepkiler değil. Daha tutarlı duruşlar, daha bilinçli ifadeler ve temasın değerini unutmayan bir sektör anlayışı. Zira dijital dünyada iz bırakmak kolaydır. Asıl mesele, o izi yüz yüze geldiğimizde de aynı sakinlik, aynı sorumluluk ve aynı saygıyla taşıyabilmektir.
Yeni yılın; söylenenle yapılanın örtüştüğü, hızın değil niyetin hatırlandığı ve dijital vicdanın yalnızca klavyede değil, sahada da karşılık bulduğu bir yıl olması dileğiyle.
Sevgilerimle
Ayça BİLGİN
Shine Hospitality Kurucusu
Marka Konumlama ve Proje İşletme
& Geliştirme Danışmanı







