The argument in favor of using filler text goes something like this: If you use any real content in the Consulting Process anytime you reach.

  • img
  • img
  • img
  • img
  • img
  • img

Get In Touch

Güncel Haberler
Otel
Acente
Destinasyon
Vacation
Havacılık
Cruise
Teknoloji
Spor
Sağlık
Sanat

Otelcilik eğitiminde görmezden gelinen gerçekler: Matematik, finans ve hayatın bedeli

Otelcilik eğitiminde görmezden gelinen gerçekler: Matematik, finans ve hayatın bedeli

Otelcilik meslek liseleri ve yüksekokulları, yıllardır sektörün ihtiyaçlarını karşılamak üzere gençleri yetiştirdiğini iddia ediyor.  
Ancak sahaya baktığımızda, bu okulların verdiği eğitimin otelcilik sektörünün gerçekleriyle örtüşmediğini görüyoruz. 


Öğrencilik eğitimi alarak, mezun olduklarında, misafir karşılamayı, rezervasyon sistemini, servis düzenini biliyor olabilirler; fakat işin en kritik tarafı olan matematik, finans ve para yönetimi konusunda neredeyse hiçbir donanıma sahip değiller. Daha da önemlisi; mezun oldukları fakülteye giriş sınavında matematik soru sayısı, puanı ve etkisi yok denecek seviyede.

Matematik neden yok denilecek kadar az?

Otelcilik okullarında meslek okulu düşüncesi ile olsa gerek, matematik dersleri genellikle formalite düzeyinde veriliyor. Oysa otelcilik, rakamların üzerine kurulu bir sektör.

Doluluk oranı %70 mi? %85 mi? Bu fark, işletmenin kaderini belirler.  

Ortalama günlük oda fiyatı (ADR) ile RevPAR arasındaki ilişkiyi bilmeyen bir yönetici, aslında otelin gerçek performansını ölçemez.  

Bir gala yemeğinde maliyet hesabı yapılmazsa, şatafatlı görünen bir gece ertesi gün kasada zarar olarak yazılır.  

Matematik, otelcilikte sadece ders kitabındaki formüller değil; hayatta kalma aracıdır. Ancak okullarda bu bilinç kazandırılmadığı için mezunlar, sahaya çıktıklarında doluluk var ama para yok paradoksuyla yüzleşiyor.  

Finansal Okuryazarlık: Sektörün görmezden geldiği anahtar

Finans okuryazarlığı, otelcilikte en az misafir memnuniyeti kadar önemlidir.  Çünkü; Nakit akışı ile kâr aynı şey değildir. 

Kâr yazıp batmak mümkündür.  

Unit economics dediğimiz kavram, otelin her bir odasının gerçekten para kazandırıp kazandırmadığını gösterir. 

Doluluk oranı yüksek ama maliyetler kontrolsüzse, işletme hacim büyütürken zararını da büyütür.  

Runway hesabı yapılmazsa, kriz dönemlerinde otel birkaç ay içinde kapanabilir.  

Ne yazık ki otelcilik okullarında bu kavramlar öğretilmiyor. 

Öğrenciler mezun olduklarında, ilk bordrolarını alıyor ve iş dünyasının sert gerçekleriyle yüzleşiyorlar.

Yanlış sözleşmeler, kötü ortaklıklar, nakit sıkışıklığı… 

Bunları okulda değil, pahalı bedeller ödeyerek sahada, iş hayatlarında öğreniyorlar.  

Sektöre yansıyan sonuçlar sektör ve iş değiştirme oluyor

Bu eğitim boşluğu, otelcilik sektöründe şu sonuçları doğuruyor.

Okullu hazırlıksız otel çalışanları ve geleceğin yönetici adayları.

Mezunlar, finansal tabloları okuyamıyorlar, nakit akışını bilmiyorlar. Tüm bu yönetsel bilgileri sahada öğreniyorlar.

Yetersiz, bilgisiz ekipler ile işletmelerin ömrü de kısa olur.

Doluluk oranı yüksek otellerin bile birkaç yıl içinde battığını görmek mümkün, örnekleri çokça var.

İş gücü kaybı.

Eğitimde finansal bilinç verilmediği için çalışanlar, kendi ekonomik geleceklerini de yönetemiyor. 

Dünyadan örneklere bakarsak; Norveç’in 2+2 modeli, iki yıl okul + iki yıl işletmede çıraklık üzerine kurulu. Öğrenci daha 18 yaşında gerçek iş deneyimi kazanıyor. 

Japonya’nın KOSEN modeli ise gençleri erken yaşta pratik becerilerle donatıyor. 

Bu ülkelerde mesleki eğitim, sadece bilgi değil; karar verme, risk alma ve sorumluluk üstlenme üzerine kurulu.  

Bizde ise hâlâ sözel mi sayısal mı? Tartışmalarıyla öğrencilerin geleceği şekillendirilmeye çalışılıyor. 

Oysa otelcilik eğitimi, çocuklara meslekler ne yaparı ezberletmek yerine, rakamların ve paranın davranışlarını öğretmeli.  

Ne öğretilmeliydi?

Para bir sonuçtur; süreç ise değer üretmektir.  

Nakit akışı, kârdan farklıdır.  

Sözleşme okumak bir yetişkinlik testidir.  

Müzakere, kavga değil; netlik ve sınır koymaktır.  

Terfi, sadece çok çalışmakla değil, doğru işin doğru yerde görünür olmasıyla gelir.  

Kurum içi siyaset vardır; soğukkanlılık, delil ve doğru zamanlama gerekir.  

Otelcilik okullarında finansal okuryazarlık ve matematik, ek ders değil, hayatta kalma dersi olmalı. 

Çünkü otelcilik sektörü, sadece misafir ağırlamak değil; aynı zamanda, bir çok konuda rakamları ve parayı yönetmek demektir. 

Eğitim bu gerçeği görmezden geldiğinde, hayat öğretir. 

Ama hayatın dersleri pahalıdır, bedeli de ağırdır.

Gerçek para, gerçek zaman, gerçek itibar kaybı.  

Türkiye’de otelcilik okullarından mezun olan gençlerin istihdam durumu

TÜİK’in 2024 yükseköğretim istihdam göstergelerine göre, ön lisans mezunlarının kayıtlı istihdam oranı %66,4, lisans mezunlarında ise %75 seviyesinde.  

Ancak turizm ve otel işletmeciliği mezunları, tıp veya mühendislik gibi alanlara kıyasla daha düşük istihdam oranına sahip. 

Bu durum, mezunların sektörde iş bulma sürecinde zorlandığını gösteriyor.  

Üniversite mezunlarının genelinde yaklaşık %25 işsizlik oranı bulunuyor.

Bu oran turizm ve otelcilik bölümlerinde daha yüksek seyrediyor.  

Otel kapanış ve doluluk oranları

Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre, 2025 Mart ayında otel doluluk oranı %26,79’a kadar geriledi.

Bu, pandemi sonrası en düşük seviye.  

Haziran 2025’te ise doluluk oranı %57,8 olarak kaydedildi.

Önceki yıllara göre düşüş yaşandı.  

Doluluk oranı yüksek olsa bile maliyet yönetimi zayıf olan otellerin birkaç yıl içinde kapanması sık rastlanan bir durum. 

Bu da eğitimde finansal okuryazarlık eksikliğinin doğrudan işletme ömrünü etkilediğini kanıtlıyor.  

Turizm gelirlerinin dağılımı

Türkiye’nin 2025 üçüncü çeyreğinde turizm gelirleri 24,3 milyar ABD Doları oldu.

Yılın ilk üç çeyreğinde toplam gelir 50 milyar ABD Dolarına ulaştı.  

Gelir dağılımı

Paket turlar %33,6  

Yiyecek & İçecek %19,9  

Uluslararası taşımacılık %11,1  

Konaklama harcamaları ise toplam gelir içinde %17,3 artış gösterdi. 

Bu tablo, otel işletmelerinin turizm gelirlerinden aldığı payın sınırlı olduğunu, asıl gelirin paket tur ve yeme-içme sektöründe yoğunlaştığını ortaya koyuyor.  

Bu veriler ışığında bakarsak;

Otelcilik mezunlarının istihdam oranı düşük, işsizlik riski yüksek.  

Doluluk oranları dalgalı, finansal yönetim eksikliği nedeniyle otel kapanışları sık yaşanıyor.  

Turizm gelirlerinin dağılımında otellerin payı sınırlı, bu da işletmelerin sürdürülebilirliği için finansal okuryazarlığın kritik olduğunu gösteriyor.  

Yazının başında vurguladığım eğitim eksiklikleri, bu somut verilerle birleştiğinde, otelcilik eğitiminin yalnızca misafir ağırlama değil, finans ve matematik temelli bir hayatta kalma eğitimi olması gerektiğini güçlü biçimde ortaya koyuyor.  

Nevzat Ahmet ÇELEBİ