Otelcilik eğitiminde görmezden gelinen gerçekler: Matematik, finans ve hayatın bedeli
- 5.01.2026
- 12 Day
Otelcilik eğitiminde görmezden gelinen gerçekler: Matematik,
finans ve hayatın bedeli
Otelcilik meslek liseleri ve
yüksekokulları, yıllardır sektörün ihtiyaçlarını karşılamak üzere gençleri
yetiştirdiğini iddia ediyor. Ancak sahaya baktığımızda, bu
okulların verdiği eğitimin otelcilik sektörünün gerçekleriyle örtüşmediğini
görüyoruz.
Öğrencilik eğitimi alarak,
mezun olduklarında, misafir karşılamayı, rezervasyon sistemini, servis düzenini
biliyor olabilirler; fakat işin en kritik tarafı olan matematik, finans ve para
yönetimi konusunda neredeyse hiçbir donanıma sahip değiller. Daha da önemlisi;
mezun oldukları fakülteye giriş sınavında matematik soru sayısı, puanı ve
etkisi yok denecek seviyede.
Matematik neden yok denilecek kadar az?
Otelcilik okullarında meslek
okulu düşüncesi ile olsa gerek, matematik dersleri genellikle formalite
düzeyinde veriliyor. Oysa otelcilik, rakamların üzerine kurulu bir sektör.
Doluluk oranı %70 mi? %85
mi? Bu fark, işletmenin kaderini belirler.
Ortalama günlük oda fiyatı
(ADR) ile RevPAR arasındaki ilişkiyi bilmeyen bir yönetici, aslında otelin
gerçek performansını ölçemez.
Bir gala yemeğinde maliyet
hesabı yapılmazsa, şatafatlı görünen bir gece ertesi gün kasada zarar olarak
yazılır.
Matematik, otelcilikte sadece
ders kitabındaki formüller değil; hayatta kalma aracıdır. Ancak okullarda
bu bilinç kazandırılmadığı için mezunlar, sahaya çıktıklarında doluluk var ama
para yok paradoksuyla yüzleşiyor.
Finansal Okuryazarlık: Sektörün görmezden geldiği
anahtar
Finans okuryazarlığı, otelcilikte en az misafir memnuniyeti kadar
önemlidir. Çünkü; Nakit akışı ile kâr aynı şey değildir.
Kâr yazıp batmak
mümkündür.
Unit economics dediğimiz
kavram, otelin her bir odasının gerçekten para kazandırıp kazandırmadığını
gösterir.
Doluluk oranı yüksek ama
maliyetler kontrolsüzse, işletme hacim büyütürken zararını da
büyütür.
Runway hesabı yapılmazsa,
kriz dönemlerinde otel birkaç ay içinde kapanabilir.
Ne yazık ki otelcilik
okullarında bu kavramlar öğretilmiyor.
Öğrenciler mezun
olduklarında, ilk bordrolarını alıyor ve iş dünyasının sert gerçekleriyle
yüzleşiyorlar.
Yanlış sözleşmeler, kötü
ortaklıklar, nakit sıkışıklığı…
Bunları okulda değil, pahalı
bedeller ödeyerek sahada, iş hayatlarında öğreniyorlar.
Sektöre yansıyan sonuçlar sektör ve iş değiştirme
oluyor
Bu eğitim boşluğu, otelcilik
sektöründe şu sonuçları doğuruyor.
Okullu hazırlıksız otel
çalışanları ve geleceğin yönetici adayları.
Mezunlar, finansal tabloları
okuyamıyorlar, nakit akışını bilmiyorlar. Tüm bu yönetsel bilgileri sahada
öğreniyorlar.
Yetersiz, bilgisiz ekipler ile işletmelerin ömrü de
kısa olur.
Doluluk oranı yüksek
otellerin bile birkaç yıl içinde battığını görmek mümkün, örnekleri çokça var.
İş gücü kaybı.
Eğitimde finansal bilinç
verilmediği için çalışanlar, kendi ekonomik geleceklerini de
yönetemiyor.
Dünyadan örneklere bakarsak; Norveç’in
2+2 modeli, iki yıl okul + iki yıl işletmede çıraklık üzerine kurulu. Öğrenci
daha 18 yaşında gerçek iş deneyimi kazanıyor.
Japonya’nın KOSEN modeli ise
gençleri erken yaşta pratik becerilerle donatıyor.
Bu ülkelerde mesleki eğitim,
sadece bilgi değil; karar verme, risk alma ve sorumluluk üstlenme üzerine
kurulu.
Bizde ise hâlâ sözel mi
sayısal mı? Tartışmalarıyla öğrencilerin geleceği şekillendirilmeye
çalışılıyor.
Oysa otelcilik eğitimi,
çocuklara meslekler ne yaparı ezberletmek yerine, rakamların ve paranın
davranışlarını öğretmeli.
Ne öğretilmeliydi?
Para bir sonuçtur; süreç ise
değer üretmektir.
Nakit akışı, kârdan
farklıdır.
Sözleşme okumak bir
yetişkinlik testidir.
Müzakere, kavga değil; netlik
ve sınır koymaktır.
Terfi, sadece çok çalışmakla
değil, doğru işin doğru yerde görünür olmasıyla gelir.
Kurum içi siyaset vardır;
soğukkanlılık, delil ve doğru zamanlama gerekir.
Otelcilik okullarında finansal okuryazarlık ve matematik, ek ders değil,
hayatta kalma dersi olmalı.
Çünkü otelcilik sektörü,
sadece misafir ağırlamak değil; aynı zamanda, bir çok konuda rakamları ve
parayı yönetmek demektir.
Eğitim bu gerçeği görmezden
geldiğinde, hayat öğretir.
Ama hayatın dersleri
pahalıdır, bedeli de ağırdır.
Gerçek para, gerçek zaman,
gerçek itibar kaybı.
Türkiye’de otelcilik okullarından mezun olan gençlerin istihdam durumu
TÜİK’in 2024 yükseköğretim
istihdam göstergelerine göre, ön lisans mezunlarının kayıtlı istihdam oranı
%66,4, lisans mezunlarında ise %75 seviyesinde.
Ancak turizm ve otel
işletmeciliği mezunları, tıp veya mühendislik gibi alanlara kıyasla daha düşük
istihdam oranına sahip.
Bu durum, mezunların sektörde
iş bulma sürecinde zorlandığını gösteriyor.
Üniversite mezunlarının
genelinde yaklaşık %25 işsizlik oranı bulunuyor.
Bu oran turizm ve otelcilik
bölümlerinde daha yüksek seyrediyor.
Otel kapanış ve doluluk oranları
Kültür ve Turizm Bakanlığı
verilerine göre, 2025 Mart ayında otel doluluk oranı %26,79’a kadar geriledi.
Bu, pandemi sonrası en düşük
seviye.
Haziran 2025’te ise doluluk
oranı %57,8 olarak kaydedildi.
Önceki yıllara göre düşüş
yaşandı.
Doluluk oranı yüksek olsa
bile maliyet yönetimi zayıf olan otellerin birkaç yıl içinde kapanması sık
rastlanan bir durum.
Bu da eğitimde finansal
okuryazarlık eksikliğinin doğrudan işletme ömrünü etkilediğini
kanıtlıyor.
Turizm gelirlerinin dağılımı
Türkiye’nin 2025 üçüncü
çeyreğinde turizm gelirleri 24,3 milyar ABD Doları oldu.
Yılın ilk üç çeyreğinde
toplam gelir 50 milyar ABD Dolarına ulaştı.
Gelir dağılımı
Paket turlar
%33,6
Yiyecek & İçecek
%19,9
Uluslararası taşımacılık
%11,1
Konaklama harcamaları ise
toplam gelir içinde %17,3 artış gösterdi.
Bu tablo, otel işletmelerinin
turizm gelirlerinden aldığı payın sınırlı olduğunu, asıl gelirin paket tur ve
yeme-içme sektöründe yoğunlaştığını ortaya koyuyor.
Bu veriler ışığında bakarsak;
Otelcilik mezunlarının
istihdam oranı düşük, işsizlik riski yüksek.
Doluluk oranları dalgalı,
finansal yönetim eksikliği nedeniyle otel kapanışları sık
yaşanıyor.
Turizm gelirlerinin
dağılımında otellerin payı sınırlı, bu da işletmelerin sürdürülebilirliği için
finansal okuryazarlığın kritik olduğunu gösteriyor.
Yazının başında vurguladığım
eğitim eksiklikleri, bu somut verilerle birleştiğinde, otelcilik eğitiminin
yalnızca misafir ağırlama değil, finans ve matematik temelli bir hayatta kalma
eğitimi olması gerektiğini güçlü biçimde ortaya koyuyor.
Nevzat Ahmet ÇELEBİ







