2026'da turizmci "anlam" satacak
- 10.01.2026
- 6 Day
Turizm sektörü uzun yıllar boyunca “tahmin etmeye” dayalı bir anlayışla yönetildi. Sezon beklentileri, doluluk oranları, turist profilleri derken hepsi geçmiş veriler üzerinden yapılan öngörülerdi. 2026'dan itibaren yapay zekâ, turizme bambaşka bir yetkinlik kazandırıyor: Anlama.
Yapay zekâ artık sadece “ne oldu?” ya da “ne olacak?” sorularına yanıt vermiyor. Asıl fark yarattığı nokta turist neden böyle davrandı ve bir sonraki adımda neye ihtiyaç duyacak sorusunda gizli şimdilerde. Yani misarifi kişiselleştirme, lüks değil, standartlaşıyor. Sıkı durun, 2026’da yapay zekânın turizme en büyük katkısı, kişiselleştirilmiş deneyimi ölçeklenebilir hale getirmesi olacak. Eskiden kişiye özel hizmet, yalnızca üst segment otellerin ayrıcalığıydı. Bugün ise yapay zekâ sayesindebir turistin seyahat motivasyonu (dinlenme, keşif, sağlık, gastronomi), harcama eğilimleri, dijital davranışları, hatta seyahat esnasındaki ruh hali anlık olarak analiz edilebiliyor. Aynı destinasyon, aynı otel, aynı şehir… ama her ziyaretçi için farklı bir deneyim.
Bu durum turizmi “kitlesel” olmaktan çıkarıp akıllı deneyim ekonomisine dönüştürüyor. Yani verimlilikten anlamlı verimliliğe... Yapay zekâ, operasyonel verimliliği zaten artırıyordu. 2026’da fark olarak verimlilik maliyet düşürmenin yanında, deneyim kalitesini artırmak için kullanılacak. Peki deneyim kalitesi ne kazandıracak? En konuşmaya değer olanları yazayım; enerji yönetimi sistemleri, doluluk ve hava koşullarına göre kendini optimize edecek.Personel planlaması, yoğunluk tahminlerine göre değil, misafir profiline göre şekillenecek.Şikâyetler reaktif değil, proaktif olarak çözülecek. Bu da turizm işletmelerini “hızlı çözen” misyonundan sorun çıkmadan önce önleyen yapılara yani kriz yönetiminde yetkinliğe ulaştıracak.
Yapay zekânın en az konuşulan ama en kritik katkılarından biri de sürdürülebilirliğin sessiz gücünden yararlanmak olacak. Nasıl mı olacak? Yapay zekâ aşırı turizmi önceden tespit ederek destinasyon yükünü dengeleyecek. Su, enerji ve atık yönetimini gerçek zamanlı optimize edebilecek. Karbon ayak izini ölçmekle kalmayıp azaltma senaryoları da önerecek. Yani sürdürülebilirlik, raporlarda kalan bir hedef olmaktan çıkıp operasyonel bir refleks haline gelecek.
Ama asıl değişim zihinsel olacak. Sektör artık oda satmak ya da paket pazarlamak yerine insanı doğru okumanın yetkinliğine kafa yoracak gibi görünüyor. Kısacası 2026’da turizm sektöründe kazanan insanı anlayanlar olacak.
Işık TUNÇEL
Yapay zekâ artık sadece “ne oldu?” ya da “ne olacak?” sorularına yanıt vermiyor. Asıl fark yarattığı nokta turist neden böyle davrandı ve bir sonraki adımda neye ihtiyaç duyacak sorusunda gizli şimdilerde. Yani misarifi kişiselleştirme, lüks değil, standartlaşıyor. Sıkı durun, 2026’da yapay zekânın turizme en büyük katkısı, kişiselleştirilmiş deneyimi ölçeklenebilir hale getirmesi olacak. Eskiden kişiye özel hizmet, yalnızca üst segment otellerin ayrıcalığıydı. Bugün ise yapay zekâ sayesindebir turistin seyahat motivasyonu (dinlenme, keşif, sağlık, gastronomi), harcama eğilimleri, dijital davranışları, hatta seyahat esnasındaki ruh hali anlık olarak analiz edilebiliyor. Aynı destinasyon, aynı otel, aynı şehir… ama her ziyaretçi için farklı bir deneyim.
Bu durum turizmi “kitlesel” olmaktan çıkarıp akıllı deneyim ekonomisine dönüştürüyor. Yani verimlilikten anlamlı verimliliğe... Yapay zekâ, operasyonel verimliliği zaten artırıyordu. 2026’da fark olarak verimlilik maliyet düşürmenin yanında, deneyim kalitesini artırmak için kullanılacak. Peki deneyim kalitesi ne kazandıracak? En konuşmaya değer olanları yazayım; enerji yönetimi sistemleri, doluluk ve hava koşullarına göre kendini optimize edecek.Personel planlaması, yoğunluk tahminlerine göre değil, misafir profiline göre şekillenecek.Şikâyetler reaktif değil, proaktif olarak çözülecek. Bu da turizm işletmelerini “hızlı çözen” misyonundan sorun çıkmadan önce önleyen yapılara yani kriz yönetiminde yetkinliğe ulaştıracak.
Yapay zekânın en az konuşulan ama en kritik katkılarından biri de sürdürülebilirliğin sessiz gücünden yararlanmak olacak. Nasıl mı olacak? Yapay zekâ aşırı turizmi önceden tespit ederek destinasyon yükünü dengeleyecek. Su, enerji ve atık yönetimini gerçek zamanlı optimize edebilecek. Karbon ayak izini ölçmekle kalmayıp azaltma senaryoları da önerecek. Yani sürdürülebilirlik, raporlarda kalan bir hedef olmaktan çıkıp operasyonel bir refleks haline gelecek.
Ama asıl değişim zihinsel olacak. Sektör artık oda satmak ya da paket pazarlamak yerine insanı doğru okumanın yetkinliğine kafa yoracak gibi görünüyor. Kısacası 2026’da turizm sektöründe kazanan insanı anlayanlar olacak.
Işık TUNÇEL







