Otelcilikte kurumsallaşma: Kavramdan gerçeğe, söylemden sisteme
- 12.01.2026
- 4 Day
Otelcilikte kurumsallaşma: Kavramdan gerçeğe,
söylemden sisteme
Türkiye otelcilik sektörü,
son yıllarda hızla büyüyen, çeşitlenen ve uluslararası rekabetin içine çekilen
bir yapı haline geldi. Ancak bu büyüme, beraberinde bir kavramı da sıkça
gündeme taşıdı: Kurumsallaşma.
Ne yazık ki bu kelime, sahada çalışanlar için çoğu zaman ya bir yönetim
sunumunun başlığı ya da bir danışmanın PowerPoint’inde yer alan soyut bir hedef
olarak kaldı. Peki gerçekten nedir kurumsallaşmak? Ve daha önemlisi,
Türkiye’deki otelcilik sektörü için ne ifade eder?
Kurumsallaşma tanım değil, davranış biçimidir
Kurumsallaşmak, sadece
unvanlar dağıtmak, prosedür kitapçıkları bastırmak, hiyerarşi kurmak değildir.
Otelcilikte kurumsallaşmak;
misafir memnuniyetini sürdürülebilir kılmak, çalışan bağlılığını artırmak,
operasyonel verimliliği sistematik hale getirmek demektir.
Yani kurumsallaşma, bir
otelin ruhuna işlemiş davranış biçimidir. Ve bu davranış, sadece üst
yönetimde değil, resepsiyondan mutfağa, housekeeping’ten teknik servise kadar
her noktada hissedilmelidir.
Sahadaki gerçek kurumsallaşma yukarıda başlar
Türkiye’de birçok otel
zinciri veya bağımsız işletme, kurumsallaşma sürecine “yukarıdan” başlar. Genel
Müdür atanır, yardımcıları belirlenir, direktör unvanları dağıtılır. Eğitimler
planlanır, prosedürler yazılır, organizasyon şemaları çizilir. Ama çoğu zaman
bu dönüşüm, sahadaki personele ulaşmaz.
Kat görevlisi hâlâ sabah
vardiyasına yetişmek için servis beklerken, resepsiyonist hâlâ sistemle oda
takibi yaparken, “kurumsallaşma” sadece toplantı odasında konuşulan bir kavram
olarak kalır.
Patron genetiği ve kurumsallaşma direnci
Otelcilik sektöründe patronların büyük kısmı, işletmeyi sıfırdan kurmuş,
cesaretle büyütmüş, risk almış insanlardır.
Bu insanlar, doğal olarak kontrolü elinde tutmak isterler.
Danışmanlar geldiğinde, “aile
anayasası” gibi kavramlar önerildiğinde, bu öneriler çoğu zaman dirençle
karşılanır.
Çünkü sahada yaşanan gerçek,
teorik modellerle örtüşmez.
Bir patron için
kurumsallaşma, kontrolü kaybetmek gibi algılanabilir.
Oysa doğru sistem
kurulduğunda, kontrol değil kaos azalır.
Kurumsallaşmanın yanlış algısı bürokrasi ve maliyettir
Sektörde kurumsallaşma çoğu
zaman şu şekilde algılanır
Daha fazla müdür = daha fazla
maaş yükü
Daha fazla prosedür = daha
yavaş operasyon
Daha fazla toplantı = daha az
iş
Bu algı, ne yazık ki birçok
otelin kurumsallaşma sürecini sekteye uğratır. Çünkü sistem kurmak, bürokrasi
yaratmak değildir. Sistem kurmak, işin akışını sadeleştirmek, sorumlulukları
netleştirmek, ölçülebilir hale getirmektir.
Yeni kavram çevik sistemleşmedir
Artık kurumsallaşma yerine
yeni bir kavramı konuşmalıyız: Çevik, hızlı, çözümsel sistemleşme. Otelcilikte
bu; misafir şikayetinin tek bir tuşla ilgili departmana ulaşması, personelin
vardiya planının dijital olarak takip edilmesi, satın alma sürecinin şeffaf ve
izlenebilir olması demektir.
Yani mesele unvan değil,
işleyen sistemdir.
Mesele prosedür değil, çözüm
üretme hızıdır.
Mesele danışman değil,
sahadaki çalışanla kurulan bağdır.
Ders niteliğinde gerçekler
Kurumsallaşma, sahaya inmezse
sadece vitrin olur.
Unvanlar değil, işleyen
süreçler verimlilik getirir.
Patronun cesareti, sistemle
birleşirse sürdürülebilir başarı doğar.
Eğitim, sadece sunum değil;
davranış değişikliği yaratmalıdır.
Kurumsallaşma, bir hedef
değil; bir yolculuktur.
Otelcilikte kurumsallaşma, insanla
başlar
Otelcilik, insan işidir.
Misafirle kurulan bağ,
çalışanla kurulan güven, yöneticinin sahaya inme sıklığı…
Bunlar kurumsallaşmanın
gerçek göstergeleridir.
Ve bu göstergeler, sadece
kağıt üzerinde değil; günlük operasyonun içinde yaşanmalıdır.
Unutmamak gerekir ki;
Sizi kurtaracak olan, işleyen
sistemlerdir.
Ve o sistemler, doğru
insanlarla çalıştığında anlam kazanır.
Gerisi? Gerisi gerçekten boş
işlerdir.
Görüp hissettiklerin neyse
sana da o kalıyor.
İyilerle ve iyiliklerle kalın.
İyiler gittikleri her yere
iyiliklerini de götürürler.
Bir iyi gelir çok şey
değişir.
İyilik bulaşıcıdır.
Çok çabuk yayılır.
İyi olun ve iyiliği yaşatın
yayın, çoğaltın.
Güzel bir hafta dileği ile...
Nevzat Ahmet ÇELEBİ







