Biz maliyetlerle boğuşurken, Yunanistan daha çok Türk turist için atak yapıyor
- 14.01.2026
- 2 Day
Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK) Başkanı Mehmet İşler turizmde önemli rakiplerimizden Yunanistan’ın Türk turisti çekmeye yönelik yeni ataklar yaptığını, vize kolaylıklarından sonra adalarda önemli vergi indirimlerine gittiğini açıkladı. İşler, Türkiye turizminin ise vergi ve maliyet kıskacında ezildiğine, rekabet gücünü kaybetme noktasında alarm zillerinin çaldığına, geç olmadan bunun görülmesi gerektiğine dikkat çekti.
Yunanistan’ın çok net bir strateji uyguladığını,
ülkeye döviz girdisi sağlama yolunda devlet olarak turizmcisiyle işbirliği
yaptığını, sektörün işleyişini kolaylaştırdığını ve rekabette en önemli
faktörlerden olan fiyatların düşmesinde gerekli desteği sağladığını belirten
ETİK Başkanı Mehmet İşler bunun tesadüf değil yıllara yayılmış bilinçli, planlı
ve stratejik bir rekabet hamlesi olduğunu söyledi.
İşler; “Yunanistan vergileri düşürüyor, fiyatları
aşağı çekiyor ve doğrudan Türkiye pazarını hedef alıyor. Bugün Yunanistan,
özellikle Doğu Ege adalarında yaptığı KDV indirimleriyle Türk turistleri kendi
destinasyonlarına yönlendirmeye çalışıyor. Bu tesadüf değil, bilinçli, planlı
ve stratejik bir rekabet hamlesidir. Edindiğimiz bilgilere göre, Yunanistan
hükümeti tarafından, Rodos ve Girit hariç, Ege’nin doğusunda yer alan ve nüfusu
20 binin altında olan 24 adada KDV oranları düşürülmüştür. Yeni uygulamayla
birlikte; standart KDV oranı %24’ten %17’ye,gıda ve konaklamada KDV oranı ise
%13’ten %9’a indirilmiştir. Bu hamleyle, özellikle Oniki Adalar hattında fiyat
avantajı yaratılarak, rekabet gücü artırılmıştır. Ana karaya kıyasla daha düşük
KDV oranları; tatil maliyetlerinden, deniz turizmine, yat tedarikinden teknik
servis hizmetlerine kadar geniş bir alanda ciddi bir maliyet avantajı ve tercih
edilirlik sağlamıştır. Yunanistan, adaları Türk turistlerle doldurarak kendi
ekonomik daralmasını telafi etmeye çalışırken, Türkiye’de turizm sektörü tam
tersine her geçen gün daha ağır bir yükün altına sokulmaktadır. Bu çok üzücü bir durumdur. Artan vergiler,
yükselen enerji ve girdi maliyetleri, enflasyonist ortam, döviz baskısı ve iç
piyasadaki kontrolsüz fiyat artışları turizmi ciddi bir rekabet kaosuna
sürüklemektedir.
VERGİLERİ DENGELEMEZSEK TÜRK TURİZMİ KAYBEDER
Karşımızda vergi politikasıyla turizmi sonuna kadar destekleyen bir rakip var.
Türkiye’de turizm sektörü her geçen gün daha ağırlaşan girdi yükü altında
ezilmekte, rakibiyle mücadele gücünü kendi eliyle kaybetmektedir. Kamuoyunda
hâlâ turizmin “çok kârlı bir sektör” olduğu yönünde bir algı olabilir. Ancak
sahadaki gerçeklik bunun tam tersidir. Turizm sektörü hızla cazibesini ve
kârlılığını kaybetmektedir. Rakiplerimiz maliyetleri aşağı çekerken, biz
baskılanmış dövize ve maliyetlere hapsolmuş durumdayız. Türkiye pahalı bir ülke
konumuna gelmektedir. Bu durum hem yabancı turist hem de yerli turist açısından
tercihleri olumsuz etkilemektedir. Turizm Türkiye için stratejik bir sektördür;
döviz kazandırır, istihdam yaratır, bölgesel kalkınmayı destekler. Yapılması
gereken sektörü aşağı çekmek değil, rakip ülkelerle eşit hatta avantajlı
şartlarda yarışabilecek hâle getirmektir. Turizm; baskı ve denetimlerle,
sürekli takiplerle, “bugün geldik yarın yine geliriz” anlayışıyla yönetilemez.
Bu yaklaşım sektörü güçlendirmez. Aksine yatırımı durdurur, istihdamı azaltır
ve rekabet gücünü zayıflatır. Turizmin ihtiyacı olan şey nettir, makul ve
öngörülebilir vergiler, sürdürülebilir maliyet yapısı, rekabetçi fiyat ortamı.
Vergiler mutlaka düşürülmelidir. Aksi hâlde Yunanistan gibi ülkelerin bugün
kendileri açısından attığı bu doğru ve cesur adımlar karşısında, Türkiye
turizminin pazar kaybı yaşaması kaçınılmaz bir sonuçtur” dedi.







