Parasızken marka olmak: Karadeniz Vapuru (1926)
- 23.01.2026
- 1 Day
Parasızken marka olmak: Karadeniz
Vapuru (1926)
Cumhuriyetin ilk yılları.
Bütçe yok.
Ama büyük bir vizyon var:
Bir gemi ile Avrupa’yı gezelim,
Türkiye’yi tanıtalım.
86 gün, 12 ülke, 16 liman
Bence modern okullarda ders olarak okutulacak çok
yönlü bir faaliyeti başarmışız.
100 sene öncesinden bahsediyoruz.
Savaştan yeni çıkmış bir devlet olarak o günün
şartlarında kır kanaat bir bütçe ile tanıtım nasıl yapılır, dünyaya göstermişiz.
Feyz almamak elde değil:
Projenin direktörlüğünü Galatasaray SK Kurucusu Ali Sami Yen üstlenmiş..
20 kategori, 100’lerce ürün.
Anadolu mozaiği oluşturulmuş.
Kütahya Çinisi’nden Hereke Halısı’na uzanan derin
bir portföy.
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası bile bu
yolculuğa eşlik etmiş.
“Yeni Türkiye” algısını Batı’ya anlatmak için
gemide modern balolar düzenlenmiş, Anadolu mutfağını en iyi şekilde anlatan gastronomi
sunumları yapılmış.
Modern Türkiye Şoku
Evet, Avrupalı basın mensupları bu etkinliği bu
tona benzer başlıklarla duyurdu.
Avrupa ve Rusya müthiş ilgi gösterdi.
En önemlisi Avrupa modern Türk insanı ile tanıştı.
Bu gezi Türkiye’ye çok şey kazandırdı.
Genç Türkiye “Ziyaret edilebilir modern bir ülke”
olarak kodlandı.
Döneme damga vurmuş tanınmış insanlar gemide
ağırlandı.
Bu sayede dönemin kanaat önderleri üzerinden
Türkiye lehine içerik üretilmesi sağlandı. (O dönem için influencer marketing)
1926 yılında Karadeniz Vapuru ile yapılan bu
faaliyet, o günün kısıtlı bütçesi ve zorlu bir iklimde bugün bile örnek
alınması gereken bir projedir.
Dünya literatüründe 1909’da hayata geçmiş Rus
Seyyar Sergileri gibi ticari denemeler bulunsa da; Karadeniz Vapuru, kimlik
satışına odaklanan ilk projedir ve diğer örneklerinden ayrışır.
Bu çalışma aynı zamanda Japonya’nın 1960’larda
"Sakura Maru" ile sanayi gücünü dünyaya yaymak için kullandığı yüzen
fuar konseptinin, 40 yıl önceki bütünleşik ve sosyo-kültürel öncüsüdür.
Yani "İlktir".
1926’da savaş yorgunu bir ülke, dünyaya bir şekilde
kendini anlattı.
Peki, bugün, 100 yıl sonra?
İmkânlarımız bu kadar fazlayken,
Biz kendimizi dünyaya ne kadar anlatabiliyoruz?
Sezer ŞENER







