The argument in favor of using filler text goes something like this: If you use any real content in the Consulting Process anytime you reach.

  • img
  • img
  • img
  • img
  • img
  • img

Get In Touch

Güncel Haberler
Otel
Acente
Destinasyon
Vacation
Havacılık
Cruise
Teknoloji
Spor
Sağlık
Sanat

Turizmde insan kaynakları krizi: Sorun personelde mi, yönetimde mi?

Turizmde insan kaynakları krizi: Sorun personelde mi, yönetimde mi?

Son yıllarda turizm sektöründe en çok duyduğumuz cümle şu: “Personel bulamıyoruz.” Ama asıl soruyu yeterince sormuyoruz: Bulamıyor muyuz, yoksa tutamıyor muyuz?

Tüm tecrübelerime dayanarak şunu söyleyebilirim ki bugün yaşanan insan kaynakları krizinin; yalnızca maaşlardan, genç kuşaktan ya da sezonluk yapıdan ibaret olduğunu düşünmüyorum. Krizin merkezinde, çoğu zaman fark edilmeden yapılan yönetici hataları da olabilir.

Uzun yıllar boyunca sektörde şu refleks yerleşti: Giden gider, yenisi gelir. Oysa bugün nitelikli personel; yerine konabilen değil, kurumu ayakta tutan bir değerdir. Bu gerçeği hâlâ kabul edemeyen işletmeler, sürekli aynı döngüyü yaşıyor. Yüksek devir, düşük kalite, artan maliyet.

Birçok yönetici hatayı hemen görür, ama doğruyu sessizce geçer. Çalışan için en yıpratıcı şey şudur: Nerede durduğunu bilmemek. Takdir edilmeyen emek, bir süre sonra ya yavaşlar ya da gider.

IK hâlâ birçok işletmede; bordro, izin ve puantajdan ibaret. Oysa gerçek insan kaynakları; kariyer planı yapar, yetkinlik geliştirir, yöneticilerle çalışanlar arasında köprü kurar. İK’yı masada tutup sahaya indirmeyen her yapı, krizi büyütür.

Sessiz, işini iyi yapan personel çoğu zaman şununla ödüllendirilir: daha fazla sorumluluk. Bu adil görünse de sürdürülebilir değildir. Çünkü iyi olan yorulur, vasat olan ise görünmezliğe bürünerek saklanır. Sonunda işletme, en değerli insanını kendi eliyle kaybeder, vasatlara bağlı kalır.

Sezonluk çalışmak, değersiz çalışmak değildir. Ama birçok yönetici sezon bitince bağı da bitirir. Oysa çalışan şunu unutmaz: Sezon bittiğinde kim aradı, kim sordu? Aidiyet böyle oluşur ve böyle kaybolur.

Turizm sektörünün bir başka kronik sorunu ise, yönetici yetiştirememek. İyi çalışandan kötü yönetici çıkması. İşi bilmek başka, insan yönetmek başkadır. Yetki verilip liderlik öğretilmediğinde, personel işten değil, yöneticiden kaçar.

Adalet yoksa; vardiya belirsizse, ücret politikası şeffaf değilse, terfi kriteri net değilse… “Aile” söylemi çalışan için bir motivasyon değil, güvensizlik üretir.

Sonuç olarak Turizmde yaşanan insan kaynakları krizi; ne sadece maaş meselesidir, ne de “gençler çalışmak istemiyor” meselesi. Bu kriz büyük ölçüde yönetim anlayışı meselesidir.

İnsan kaynağını maliyet değil, değer olarak gören; yöneticiliği makam değil, sorumluluk bilenler ise farkı şimdiden yaratıyor.

Asıl soru şu:
Sektör bu sorunu kabule ve dönüşüme hazır mı?

A. Murat ABDULLAHOĞLU