Turizmde insan kaynakları krizi: Sorun personelde mi, yönetimde mi?
- 3.02.2026
- 15 H
Turizmde
insan kaynakları krizi: Sorun personelde mi, yönetimde mi?
Son
yıllarda turizm sektöründe en çok duyduğumuz cümle şu: “Personel bulamıyoruz.”
Ama asıl soruyu yeterince sormuyoruz: Bulamıyor muyuz, yoksa tutamıyor muyuz?
Tüm
tecrübelerime dayanarak şunu söyleyebilirim ki bugün yaşanan insan kaynakları
krizinin; yalnızca maaşlardan, genç kuşaktan ya da sezonluk yapıdan ibaret
olduğunu düşünmüyorum. Krizin merkezinde, çoğu zaman fark edilmeden yapılan
yönetici hataları da olabilir.
Uzun
yıllar boyunca sektörde şu refleks yerleşti: Giden gider, yenisi gelir. Oysa
bugün nitelikli personel; yerine konabilen değil, kurumu ayakta tutan bir
değerdir. Bu gerçeği hâlâ kabul edemeyen işletmeler, sürekli aynı döngüyü
yaşıyor. Yüksek devir, düşük kalite, artan maliyet.
Birçok
yönetici hatayı hemen görür, ama doğruyu sessizce geçer. Çalışan için en
yıpratıcı şey şudur: Nerede durduğunu bilmemek. Takdir edilmeyen emek, bir süre
sonra ya yavaşlar ya da gider.
IK
hâlâ birçok işletmede; bordro, izin ve puantajdan ibaret. Oysa gerçek insan
kaynakları; kariyer planı yapar, yetkinlik geliştirir, yöneticilerle çalışanlar
arasında köprü kurar. İK’yı masada tutup sahaya indirmeyen her yapı, krizi
büyütür.
Sessiz,
işini iyi yapan personel çoğu zaman şununla ödüllendirilir: daha fazla
sorumluluk. Bu adil görünse de sürdürülebilir değildir. Çünkü iyi olan yorulur,
vasat olan ise görünmezliğe bürünerek saklanır. Sonunda işletme, en değerli
insanını kendi eliyle kaybeder, vasatlara bağlı kalır.
Sezonluk
çalışmak, değersiz çalışmak değildir. Ama birçok yönetici sezon bitince bağı da
bitirir. Oysa çalışan şunu unutmaz: Sezon bittiğinde kim aradı, kim sordu?
Aidiyet böyle oluşur ve böyle kaybolur.
Turizm
sektörünün bir başka kronik sorunu ise, yönetici yetiştirememek. İyi çalışandan
kötü yönetici çıkması. İşi bilmek başka, insan yönetmek başkadır. Yetki verilip
liderlik öğretilmediğinde, personel işten değil, yöneticiden kaçar.
Adalet
yoksa; vardiya belirsizse, ücret politikası şeffaf değilse, terfi kriteri net
değilse… “Aile” söylemi çalışan için bir motivasyon değil, güvensizlik üretir.
Sonuç
olarak Turizmde yaşanan insan kaynakları krizi; ne sadece maaş meselesidir, ne
de “gençler çalışmak istemiyor” meselesi. Bu kriz büyük ölçüde yönetim anlayışı
meselesidir.
İnsan
kaynağını maliyet değil, değer olarak gören; yöneticiliği makam değil,
sorumluluk bilenler ise farkı şimdiden yaratıyor.
Asıl
soru şu:
Sektör
bu sorunu kabule ve dönüşüme hazır mı?
A. Murat ABDULLAHOĞLU







