The argument in favor of using filler text goes something like this: If you use any real content in the Consulting Process anytime you reach.

  • img
  • img
  • img
  • img
  • img
  • img

Get In Touch

Güncel Haberler
Otel
Acente
Destinasyon
Vacation
Havacılık
Cruise
Teknoloji
Spor
Sağlık
Sanat

Türkiye turizminin artık yatak sayısını değil, değer üretimini konuşması gerekiyor!

Türkiye turizmi stratejiyle mi gelişiyor, yoksa tesadüflerle mi?

Türkiye turizmi son 50 yılda niceliksel olarak önemli bir büyüme gösterdi. Peki, bu büyüme planlı ve istikrarlı bir şekilde mi gerçekleşti? Maalesef, bu büyümenin arkasında tutarlı, planlı, sürdürülebilir ve uzun vadeli bir strateji olduğunu söylemek zor.

Bugün sektör; yüksek yatak kapasitesi, düşük kârlılık, çevresel tahribat ve kırılgan pazar yapısı, personel bulma problemi gibi yapısal sorunlarla karşı karşıya. Bu tablo, ekonomik kesinlikle yetersizliklerden değil, strateji eksikliği ve plansız bir şekilde gerçekleştirilen sürekli otel yatırımları ve yatak artışları ile büyümenin seçilmiş olmasından kaynaklanıyor.

Ekonomik yetersizlik mi, stratejik körlük mü?
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana hatta Osmanlı’nın yaklaşık son 200 yılı da dahil edildiğinde ülke hiçbir zaman ekonomik olarak “rahat” dönemler yaşamadı. Kamu kaynaklarının sınırlı olduğu bu tarihsel gerçeklik bilinen bir durum. Ama sorunun asıl kaynağı maddi imkânsızlıklar değildir. Daha önemlisi, sınırlı kaynakları doğru stratejilerle yönlendirme becerisinin hiçbir zaman kurumsal bir yapıya kavuşamamış olmasıdır.

Türkiye’de yalnızca turizmde değil, pek çok alanda; uzun vadeli hedefler belirlenmeden, net bir yol haritası çizilmeden, “oluruna bırakılan” bir kalkınma anlayışı hâkim olagelmiştir. Dönemsel strateji girişimleri ise siyasi değişimlerle birlikte süreklilik gösterememiştir.  

Turizmde gerçekten bir strateji var mı?  
Soru yukarıdaki açıklamalardan sonra saçma ama konu başlığı gibi kabul edin. Ayrıca bu sorunun net bir çekilde evet vardır şeklinde cevaplanamaması bile vehametin büyüklüğünü göstermektedir. Yıllarını sektörde geçirmiş birçok yönetici gibi, Türkiye’nin sahaya yansıyan, herkesçe bilinen bir turizm stratejisinden söz etmem kişisel olarak maalesef mümkün değil.  Bir dönem Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kapsamlı strateji çalışmaları yapılmış olsa da, bu hazırlıklar ve planlar.  yönetim değişiklikleriyle birlikte rafa kaldırıldı. Sonuç olarak kurumsal hafıza oluşmadı, süreklilik sağlanamadı.

Yatak kapasitesi = Strateji yanılgısı
Zamanla Türkiye’de fiilî bir “strateji” ortaya çıktı: Her yere yeni otel yapmak ve yatak kapasitesini sürekli artırmak. Oysa stratejik planlama; pazar analizi, çevresel ve sosyal etkiler, uzun vadeli hedefler ve taşıma kapasitesi, cevre altyapi, turizm çeşitliliği gibi unsurları birlikte ele almayı gerektiriyor. Türkiye’de ise turizm planlaması çoğu zaman, coğrafyanın sunduğu doğal avantajların üzerine abanarak yüksek kapasiteli tesisler inşa etmeye indirgendi. Bu durum, ormanlar, kıyılar ve koruma alanları üzerinden yürüyen ciddi bir çevresel meşruiyet tartışmasını da beraberinde getirmiştir.

Rakamlar Ne Söylüyor?
Türkiye turizmi çoğu zaman ziyaretçi sayısı üzerinden değerlendirilse de, turist başına gelir gerçek tabloyu ortaya koymaktadır.
- Türkiye: 50–55 milyon turist | ~900–1.000 USD kişi başı gelir
- İspanya: ~1.300–1.500 USD
- Yunanistan: ~1.400 USD
- BAE (Dubai): 2.500 USD ve üzeri

Türkiye, rakiplerinden daha fazla turist ağırlamasına rağmen çok daha düşük gelir üretmekte. Bunun nedeni potansiyel eksikliği değil, fiyat odaklı ve hacme dayalı bir turizm modelinin tercih edilmiş olması. Rekabet kalite ve deneyim üzerinden değil, fiyat üzerinden yapılmakta.

Strateji olmayınca ne oluyor?
Strateji eksikliğinin doğal sonuçları . özellikle tam bilinçli olmayan yatırımcıların çokluğu ve kontrol mekanizmaları iyi çalışmaması nedeniyle:
- Düşük gelirli kitle turizmine sıkışma
- Mevsimselliğin aşılamaması
- Çevresel baskı ve sürdürülebilirlik krizi
- Nitelikli iş gücünün sektörden uzaklaşması
- Yüksek kapasiteye rağmen düşük kârlılık
- Kültürel ve yerel değerlerin turizm ürünü haline getirilememesi gibi dahada arttırılabilecek sorunlarla karşı karşıyadır.  

Sonuç olarak Türkiye turizmi büyümüştür; ancak derinleşememiş, çeşitlenememiş ve olgunlaşamamıştır.

Ne yapılmalı? (Özetle)
Türkiye turizminin artık yatak sayısını değil, değer üretimini konuşması gerekmektedir.
- Siyaset üstü, 20–25 yıllık ulusal bir turizm stratejisi oluşturulmalı
- Yeni yatak yatırımları sınırlandırılmalı, kalite dönüşümü teşvik edilmeli
- Destinasyonlar uzmanlaşmalı; her bölge her şeyi yapmaya çalışmamalı
- Başarı ölçütü turist sayısı değil, harcama, konaklama süresi ve deneyim olmalı
- İnsan kaynağı ve çevresel sürdürülebilirlik stratejinin merkezine alınmalı

Türkiye turizmi potansiyel açısından rakipsizdir. Ancak potansiyel, strateji olmadan değere dönüşmüyor. Bugüne kadar sektör büyük ölçüde doğal avantajlar ve tesadüflerle büyüdü. Bundan sonrası ise ancak akılcı planlama, süreklilik ve kararlılıkla mümkün olacaktır. Aksi halde Türkiye turizmi, büyüyen ama zenginleşemeyen; kalabalık ama değersizleşen bir sektör olarak yoluna devam edecektir.  

İbrahim ÇELİK