Ben nasıl bir Chef’im?
- 16.02.2026
- 16 Day
Türk Mutfağı’na ve gastronomisine
gönül vermiş ve bu uğurda kendisini adamış biz mutfak gönüllüleri. Bu sanattaki
hayalimizdir iyi bir Chef olmak. Son yıllarda ne mutlu ki bu hayal artık okul
yılları itibari ile başlamakta. Eski yıllarda olduğu gibi usta – çırak ilişkisi
ile değil artık açılan Turizm Meslek Liseleri Mutfak bölümleri olsun,
Üniversiteler olsun chef olmak isteği ile kendini gastronomiye adamış
gençlerimize yeni bir kapı olmuştur.
Benim tespitlerim okullarımızda eğitim almış ve buradan başlamış gençlerimizin
en büyük ideali Türk Mutfağına ve Gastronomisine hizmet verecek tanıtacak yön
verecek iyi bir “chef olmak” bu
yolda devamlı kendisini yenileyen araştıran bir gençlik geliyor. Bu
tespitlerimin doğruluğunu da gerek okullarda yapmış olduğum panellerde gerek
yanımda staj yapan öğrencilerimden ve de son yemek yarışmalarında göstermiş
oldukları yüksek performans ile gençlerimizin son derece bu yolda azimli ve
hırslı olduklarına şahit oldum.
Bu olgular Türk Mutfağı açısından sevindirici. Gençlerimize gerekli desteği
verdiğimizde mutfaklarımızda imkân verildiğinde göreceğiz ki ileri ki yıllarda
daha bilinçli kaliteli ve eğitimli Chef’ler yetişecektir. Bu eğitim sürecindeki
sorumluluk ta şuan Chef olarak görev yapan bütün Mutfak Chef’lerine
düşmektedir. Öğretim görevlilerimiz en iyi şekilde gerek pratikte gerek ise
teorikte bu gençleri hazırlıyorlar. Biz Chef’lere de aynı özveri ile bu okullu
gençlere mutfaklarımızda aynı bilinç ile yer ve imkân verdiğimiz de Türk Mutfağının
yarınlarında daha bilinçli aşçılar ve chef’ler olacaktır. Çünkü artık aşçılık hayatta hedefi
olmayan, ne iş yapacağını bilmeyen ve mesleki olarak hayatta tutunamayanların
çırak olarak başladığı bir alan olmaktan çıkmıştır. Tam aksine bu sanatın sadece
pişirip, sunmak olmadığı, tıpkı
bilimle sanatın birleştiği görsel bir sunum tekniği haline gelmiştir.
Chef olarak sorumlu olduğumuz mutfakları birer okul olarak düşünüp,
düşündüklerimizi gastronominin bize sağladığı incelikleriyle birleştirip,
bizden sonraki gençlere kadar indirgediğimiz takdirde, o zaman dünya mutfakları
arasında biz de varız diyeceğime inanıyorum. Bu sanat bu incelikler üzerinde
gelişirken biz chef’ler ne yapıyoruz? Bu düşüncelere bu kadar riayet ediyor
muyuz? Ya da “Aman ben iyi bir chefim
iyi de bir otelim var, bundan sonrası beni bağlamaz, unumu eledim eleğimi astım”
düşüncesi mi var? Ne yazık ki şu an görev yapan birçok şefimizde bu mantık
var.
Kendi köşesinde en iyi usta edaları ile ahkâm kesmek, yapılabilecek en kolay
davranış. Bir de yetmezmiş gibi kendisini Türk Mutfağı’na ve sanatına adamış
kişileri de yıkıcı olarak eleştirmekten o içerisindeki karamsar duygu ve
düşüncelerini de etrafına bir virüs gibi yaymaktan geri kalmıyorlar. Bunun
sebebi ise yapamamaktan, başaramamaktan ve geride kalacağım korkusundan
kaynaklanıyor.
“Sevdiğim Sözler”
Yaşlı
bir marangozun emeklilik çağı gelmişti. İşverenine çalıştığı konut yapım
işinden ayrılmak ve ailesi ile birlikte daha özgür bir yaşam sürmek
istediğinden bahsetti.
Para kazanmayı özleyecekti ama artık emekli olmayı arzu ediyordu.
Müteahhit en iyi işçisinin ayrılmasına üzüldü ve ondan bir iyilik olarak
kendine son bir ev daha yapmasını rica etti. Marangoz kabul etti ve işe
girişti.
Ne var ki artık çalışmak istemediğinden, gönlünü yaptığı işe koymadı ve bu
yüzden baştan savma bir işçilik yaptı, kalitesiz malzeme kullandı. İşini
bitirdiğinde işveren, evi gözden geçirmek için geldi. Dış kapının anahtarını
marangoza uzattı: “Bu ev senin, sana benden hediye.” dedi.
Her zaman ayrım gözetmeksizin yaptığımız işi daima en iyisini yapmalıyız,
şartlar ne olursa olsun.
Ustalık burada gizli.
İyilikle kalın…
Saygılarımla
Ali Rıza DÖLKELEŞ
Mutfak
Yöneticisi / Food Editor
Limak
Cyprus Deluxe Hotel
Bafra Turizm Bölgesi –
İskele/K.K.T.C.
chefard@hotmail.com







