Ak mizah – Kara mizah: Bir alim insan İlber Ortaylı
- 16.03.2026
- 34 Day
Ak mizah – Kara mizah: Bir alim insan, İlber Ortaylı
Özellikle ilk defa seyahat
ettiğiniz bir rotada Tur Rehberi son derecede önemlidir. Rehber turu Vezir de
eder Rezil de. Hele hele Anadolu’nun bir seyahat destinasyonu olarak yeni yeni
keşfedildiği 70’li 80’li yıllarda rehberden beklenen hizmetler sonsuzdur: “Öyle
mihmandarlar (tercüman rehber) vardır ki Türkiye’nin kültür tarihini adeta
şiirleştirmiştir. Onlar bu ülkenin gizli kahramanlarıdır.” (Prof. Dr. İlber
Ortaylı - 26.03.2023 – Hürriyet Gazetesi)
Ramazan’a rastlayan Anadolu turlarında öğlen iyi bir aşçı, geceleri iyi bir
disk jokey olabilmelisiniz. Yolları bilmiyorum demeyin, bu konuda “mış” gibi
yapmak mübahtır, sesinizi ekonomik kullanın zira otobüsünüzün mikrofonu her an
greve gidebilir. Seyahat ettiğiniz güzergahtaki tüm bitkilerin ve hayvanların
kimliklerini, karşıdan gelen kamyonun ne taşıdığını bilmelisiniz ve daha neler
neler... Bütün bunlara karşılık Rehberin intikamı da acıdır: Sultanahmet
Camii’nde (Blue Mosque) halı dokumacılığının inceliklerini 25 dakika anlatırken
camiinin kubbesini, mimarisini, fayanslarını 15 dakika da anlatıp bitirir. Şu
kilisenin hangi tarihte yapıldığını, önümüzdeki müzenin özelliklerini bilmesen
de hangi halının C2’sinde kaç ilmik olduğunu bilmelisin. Bu çok önemli!
“Cahilden daha beter ne
vardır?” sorusuna “yarı-cahil” diye cevap veren; kendisini alim sananlar için
en çok kullandığı sıfat haklı olarak “cahil” olan, bilgi küpü, dobra tavırlı,
gülüşü yaramaz bir çocuğu andıran, tarihin kılcal damarlarına girerek, bir
cerrah titizliğiyle onu yorumlayabilen, büyük bir tarihçi, alim bir insan = kim
olduğunu bilin bakalım; Prof. Dr. İlber Ortaylı. Onu tarif etmek benim haddim
olmayabilir; ama ben buna cesaret ettim. Bu satırları okursa, “N’olacak,
cahil...” dediğini duyar gibi oluyorum. Bu büyük alim Ankara Üniversitesi tarih
bölümünde talebeliği esnasında, acentemiz Camel Tur’da yazları Almanca
tercüman-rehber olarak çalıştı. İleride çağının en başarılı tarihçilerinden
olacağını sanki bilirmiş gibi, rehberlik yaptığı grupta bir yarı cahil veya bir
şarlatan veya en hafifinden “bir ukala” yakalarsa acımasızca gerekeni yapardı.
En kıymetli/kaliteli gruplarımızı ona emanet eder ancak grup 1 hafta sonra
Anadolu’dan dönene kadar da meraktan ölürdük. Hiç unutmuyorum, 40 kişilik bir
Alman mimarlar grubumuz için tercüman-rehber/mihmandar seçimi yapacaktık ki
ilim-bilim açısından İlber Ortaylı en uygun olanı idi; ancak İlber Ortaylı bir
sanat şaheserini heyecanla anlatırken, ukala bir mimar lafını keser, aptalca
bir soru sorar veya kibirli bir tavırla tarihe ters düşerse vay haline grubun.
Biz korka korka, İlber Ortaylı’da karar kıldık. Tura çıkarken de kendisine
“İlber bak, bu grup çok önemli, içlerinden bir ukala çıkarsa lütfen adamı fazla
hırpalama, büyüklük sende kalsın” demekten kendimizi alamadık.
Tabii ki grup süper-memnun turdan döndü, rehberlerine hayran kalmışlardı...
Ergun GÜVENÇ







