Corendon Sport Talks, olimpiyat şampiyonu Mete Gazoz'u ağırladı
- 25.03.2026
- 2 H
Corendon
Sport Talks’un 50. bölümüne dünya ve olimpiyat şampiyonu Mete Gazoz konuk oldu.
Başarıya giden yolu, zihinsel gücünü ve şampiyonluk anlarının görünmeyen
tarafını anlatan Gazoz, “Asıl tatmin kazanmaktan değil, o hissi tekrar
yaşayabilmekten geliyor” diyerek spora ve hayata bakışını paylaştı.
50. bölümünde Mete Gazoz’u konuk eden Corendon Sport Talks, Corendon
Airlines’ın uçuş destinasyonları arasında yer alan Antalya’nın simge noktaları
Düden Şelalesi, Kaleiçi Limanı ve Konyaaltı’nda çekilen bu özel bölümle,
izleyicileri ilham veren bir yolculuğa davet ediyor.
“Şampiyonluk 3 dakika…”
Corendon Sport Talks’un 50. bölümünde konuşan Mete Gazoz, şampiyonluk kavramına
dair alışılmışın dışında bir perspektif sundu: “Şampiyonluk dediğiniz şey
aslında çok kısa sürüyor. O an yaşadığınız duygu belki 3 dakika, belki biraz
daha fazla. Ama asıl mesele o değil. Benim hissettiğim şey, o noktaya gelene
kadar verdiğim emeğin, çektiğim yorgunluğun bir anda bitmesi. Sonrasında ise
yeniden başlama isteği geliyor. Yani ‘tamam artık oldum’ demiyorsunuz, aksine
‘daha fazlasını yapabilirim’ diyorsunuz.”
“Oku bırakmadan önce nereye gideceğini
hissediyorsunuz”
Okçuluğun en kritik anına dair konuşan Mete Gazoz, performansın arkasındaki
görünmeyen emeği şu sözlerle anlattı: “O kadar fazla tekrar yapıyorsunuz ki,
aslında oku daha bırakmadan nereye gideceğini hissediyorsunuz. Bu bir sihir
değil. Saatlerce, günlerce, yıllarca yapılan antrenmanın bir sonucu. Eliniz,
zihniniz ve vücudunuz artık aynı dili konuşuyor.”
“Atış anında duyduğum tek şey: ‘Devam et’”
Zihinsel gücün performanstaki rolüne değinen Gazoz, yarışma anındaki iç
dünyasını şu sözlerle paylaştı: “Atış yaparken dış dünyayı çok fazla
duymuyorum. O an aslında en net duyduğum şey kendi iç sesim oluyor ve o ses
bana sadece şunu söylüyor: ‘Devam et.’ Başka hiçbir şey yok. Ne kalabalık ne
rakip ne de baskı… Sadece o an ve o ses.”
“Ne yaparsa yapsın beni yenemeyecek”
Mete Gazoz, okçuluğun yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda güçlü bir zihinsel
oyun olduğunu vurgulayarak rakiplerle kurduğu psikolojik dengeyi şu sözlerle
anlattı: “Yarışma sırasında sadece kendi atışınıza odaklanmazsınız. Aynı
zamanda rakibinizin psikolojisini de yönetirsiniz. Benim yaptığım şey rakibi
demoralize etmek değil, onun dikkatini dağıtmak ve kontrolü elimde tutmak.
Hareketlerimle, duruşumla, atış tempomla rakibime şunu hissettirmeye çalışırım:
Ne yaparsa yapsın beni yenemeyecek.”
Gazoz, bu stratejinin tamamen antrenman ve tecrübeyle geliştiğini belirtirken,
yarışma sırasında her detayın bir avantaj yaratabileceğini vurguladı: “Bazen
son saniyede atarım, bazen çok hızlı atarım. Rakibin ritmini bozmak önemli. Ama
bunu kurallar içinde, sporun saygısını bozmadan yaparsınız. Çünkü bu iş sadece
fiziksel değil, tamamen zihinsel bir mücadele.”
“Benim en büyük başarım, ‘ben de yapabilirim’ dedirtmek”
Başarıyı sadece madalyalarla tanımlamayan Mete Gazoz, asıl gurur duyduğu
noktayı şöyle ifade etti: “Benim için en büyük başarı, insanların beni izleyip
‘ben de yapabilirim’ demesi. Ekran başındaki bir çocuğun, ‘ben de çalışırsam
başarabilirim’ diye düşünmesi. Madalya önemli ama bundan daha değerli olan şey
ilham verebilmek.”
“Çaba göstermeyen insanlar beni rahatsız
eder”
Başarıya giden yolda en önemli unsurun mücadele olduğunu vurgulayan Gazoz, bu
konudaki duruşunu net bir şekilde ortaya koydu: “Pes eden insanlara bir şey
diyemem. Çünkü zaten o noktada bitmiş oluyorlar. Ama mücadele etmeyen, çaba
göstermeyen insanlar beni rahatsız ediyor. Çünkü o potansiyelin boşa gittiğini
görüyorsunuz.”
“2028 Olimpiyatları için hedefim iki
altın madalya”
Gelecek hedeflerine dair de net konuşan Mete Gazoz, Los Angeles 2028 için
iddiasını ortaya koydu: “2028 Olimpiyatları için hedefim çok net: İki altın
madalya. Bu bir hayal değil, hedef. Bunun için çalışıyoruz ve hazır olacağız.”
“Benden sonra gelenlerin daha fazlasını başarması gerekiyor”
Kendi başarısını bir başlangıç olarak gören Mete Gazoz, gelecek nesillere dair
vizyonunu şu sözlerle anlattı: “Benden sonra gelenlerin daha fazlasını
başarması gerekiyor. Ancak o zaman benim kazandığım madalyalar daha anlamlı
hale gelir. Yoksa sadece ‘geldi, kazandı ve gitti’ olarak kalır.”







