Çocuklarımıza “Eskiden beyazdı” hikayesi mi bırakacağız?
- 2.04.2026
- 4 H
Çocuklarımıza
“Eskiden beyazdı” hikayesi mi bırakacağız?
Bazen bir değeri yok etmek için balyoz gerekmez. Fazla sevmek, kapasitesini
zorlamak ve “turist sayısı” istatistiklerine teslim etmek yeter. Pamukkale travertenleri
bugün tam da bu uçurumun kenarında. 2025 yılında 2,3 milyon ziyaretçi ağırladı.
(Denizli nüfusunun iki katından fazla) Yıllarca “Ne kadar çok turist, o kadar
başarı” dedik. Bugün ise doğa faturayı kesiyor: Pamukkale nefes alamıyor.
450 litreden 150 litreye: Sessizce kuruyoruz
DSİ verilerine göre, Pamukkale’yi besleyen termal su debisi son 30 yılda üçte
iki oranında azaldı. 1993’te saniyede
Dünya bu gerçeği çoktan kabul etti. Machu Picchu’da rastgele dolaşamaz,
Galapagos’a serbest giremezsiniz. Bu yerler halktan koparıldığı için değil,
geleceğe kalsın diye korunuyor.
Pamukkale’yi “geçiş güzergâhı” olmaktan çıkarıp “deneyim merkezi”ne
dönüştürmeliyiz. Travertenlere erişimi bilet, kota ve zaman dilimiyle
kontrollü hale getirmek bir yasak değil, savunma refleksidir. Bu model bize
şunlar kazandırır:
- Fiziksel aşınmayı ve kararmayı minimalize eder.
- Kalabalık içinde fotoğraf telaşı yerine, suyun sesini duyabileceğiniz gerçek
bir deneyim sunar.
- Turizmi daraltmaz, genişletir: Kontenjan
dolunca ziyaretçiler Hierapolis Antik Kenti’ne, Kleopatra Havuzu’na, Karahayıt
termal bölgesine, Laodikya, Tripolis, Buldan, Çal ve Çivril’e yönlendirilir.
Böylece Denizli turizmi gelirini zamana ve mekâna yayar, ziyaretçiler daha uzun
konaklar.
Müze Kart sahipleri ve yerel halk için özel kotalar ile öncelikli saatler
ayrılarak adalet sağlanabilir. Travertenlerden elde edilen gelirin önemli bir
bölümü doğrudan UNESCO mirasının restorasyonu, bilimsel izleme ve su
kaynaklarının korunmasına aktarılmalıdır. DÖSİMM ihalelerinde bu şartnameye
açıkça yazılmalı, harcamalarda yerel dinamikler dikkate alınmalıdır.
Pamukkale’de kontrollü erişim, turizmi kısıtlamak değil; onu geleceğe
taşımaktır. Doğayla rekabet edilmez, onunla uyum içinde yaşanır.
Bugün alacağımız kararlar, yarın çocuklarımızın hâlâ parlayan bir mirası mı
yoksa “eskiden beyazdı” diye başlayan hüzünlü hikâyeleri mi anlatacağını
belirleyecek.
Gazi Murat Şen
DENTUROD Başkanı







