The argument in favor of using filler text goes something like this: If you use any real content in the Consulting Process anytime you reach.

  • img
  • img
  • img
  • img
  • img
  • img

Get In Touch

Güncel Haberler
Otel
Acente
Destinasyon
Vacation
Havacılık
Cruise
Teknoloji
Spor
Sağlık
Sanat

Türkiye, hâlâ turist sayısı derdinde! Biz nerede hata yapıyoruz?

Türkiye, hâlâ turist sayısı derdinde! Biz nerede hata yapıyoruz?

Turizm gelirleri nasıl artırılabilir?

Turizm gelirlerini artırmak istiyorsak, artık alışılmışın dışında düşünmek zorundayız. Sahip olduğumuz potansiyeli neden yeterince verimli kullanamıyoruz. Önceki yazımda günlük turları değerlendirmiştim. Bu yazıda ise turizmin gelir üretme potansiyeli en yüksek, ancak aynı zamanda en fazla eksiklerimiz olduğuna inandığım alanlardan biri olan yeme-içme ve eğlence sektörünü gündeme almaya çalıştım, bu konu her şey dahil sistemini yeniden masaya yatırmadan değerlendirmek pek doğru olmaz; ancak bu yazıda özellikle bu başlığa girmeyeceğim.

Bir turist bir şehri neden hatırlar?
Otelini mi, yoksa yaşadığı deneyimi mi?

Bugün Türkiye’nin birçok turistik şehrinde yeme-içme ve eğlence sektörü belirli ölçüde gelişmiş görünse de, çeşitlilik ve kalite standardı açısından önemli eksiklikler olduğu rahatlıkla görülebiliyor. Turizmimizin başkenti Antalya’ya bakalım.

Antalya sahillerinde turistler saatler geçiriyor ama neden unutulmaz bir deneyim yaşamıyor? Cevap, yeme-içme ve eğlencede saklı.

Restoran çeşitliliği sınırlı. Gerçekten iyi olan birkaç yer ise çoğu zaman aşırı pahalı.

Eğlence sektörü ise birçok bölgede henüz istenilen profesyonel seviyeye ulaşmış değil. Bazı işletmelerin atmosferi ve işletmecilik anlayışı, özellikle ailelerin rahatlıkla tercih edebileceği bir ortam sunmakta yetersiz kalıyor. Oysa yeme-içme ve eğlence, deneyim odaklı turizmin en kritik iki unsurudur.

Bir turist yalnızca otelde uyumaya gelmez.
Bir şehri tatmak, yaşamak ve hatırlamak ister.
Ve bu deneyimin büyük bölümü: Restoranlarda, sahil mekanlarında, gece hayatında, sokak atmosferinde yaşanır.

Birçok alanda olduğu gibi biz genel olarak bu alanı da planlamak yerine rastlantıya bırakıyoruz.

Bir karşılaştırma yapalım. Dubai’deki Jumeirah Beach bölgesini düşünün. Burada sahil boyunca planlanmış restoranlara baktığınızda şunu görürsünüz:
• Farklı dünya mutfakları
• Farklı mimari konseptler
• Farklı fiyat segmentleri
• Ama hepsinde kabul edilebilir veya yüksek kalite standardı

Bir gastronomi koridoru gibi çalışır.

Benzer bir yaklaşımı Avrupa’nın en güçlü turizm şehirlerinde de görüyoruz. Örneğin Barcelona. Şehirde sahil bölgesi, tarihi merkez ve gastronomi bölgeleri bilinçli şekilde planlanmıştır. Barceloneta sahilinde deniz ürünleri restoranları, El Born ve Eixample bölgelerinde modern gastronomi, tapas barları ve tasarım konseptli mekanlar yan yana konumlanır. Turist bir sokaktan diğerine geçtiğinde sürekli yeni bir deneyim keşfeder.

Bir başka örnek ise Londra. Londra’da Covent Garden, Soho veya Shoreditch gibi bölgeler yalnızca restoranların olduğu yerler değildir. Bu bölgeler bir deneyim sahnesi gibi tasarlanmıştır. Dünya mutfakları, yaratıcı kokteyl barları, canlı müzik mekanları ve sokak atmosferi bir bütün olarak çalışır. Bu nedenle turist şehirde daha uzun kalır ve daha fazla harcama yapar.

Şimdi şehrin göbeğinde olan dünyaca ünlü Antalya - Konyaaltı sahiline bakalım.
Kilometrelerce uzanan sahil şeridinde çoğu işletme:
• Birbirinin benzeri
• Benzer menüler
• Benzer dekorasyon
• Benzer müzik anlayışı ve çoğu zaman gereksiz derecede gürültülü ortamlar
• Benzer kalite
• Sokaktan müşteri çevirmeye çalışma ucuzluğu

Üstelik işletmelerin önemli bir kısmı profesyonel gastronomi veya eğlence işletmeciliği vizyonundan uzak. Bazı işletmeler canlı müzik yaparak ilgi çekmeye çalışıyor ama gereksiz bir gürültü ve sürekli el değiştiren işletmelerle bir arpa boyu yol alınamıyor.

Daha gerçekçi, hedef kitleler belirlenip ona göre konseptler belirlense, fiyatlandırma yapılsa 12 aylık bir süreç düşünülenerk operasyon yapılsa, hem işletmeci, hem çalışan , hemde turistler ve yerel halkın hoşuna gidecek bir atmosfer yaratılabilir.

Ama mevcut durumla sonuç?
Turist sahile geliyor ama keşif hissi yaşamıyor.

Bir destinasyon turistin karşısına farklı deneyimler koyabildiği ölçüde güçlüdür. Bir şehirde: Japon restoranı, Peru restoranı, modern Anadolu mutfağı, yaratıcı kokteyl barları, kaliteli ve fiyatı fahiş olmayan canlı müzik işletmeleri, tematik gece mekanları olmadıkça o şehir turizmde üst lige çıkamaz.

Bugün dünya turizmi “otel merkezli turizm”den “şehir deneyimi turizmine” geçti. Türkiye ise hâlâ büyük ölçüde daha fazla turist sayısı derdinde? En ufak bir rüzgarda bu seneyi "nasıl kurtarırız" tartıştığımız olumsuz bir hava hemen sektöre hakim oluyor. Bundan yorulmadık mı hâlâ?

Gelen turist şehirde ne deneyim yaşayacak?
Turist sayısını ve geliri artırmanın yolu daha fazla deneyim yaratmaktan geçiyor.

Yeme-içme ve eğlence sektörü de bu deneyimin en güçlü iki sahnesi.

Bugün turistik şehirlerimizin sahil şeritleri ve şehir merkezleri planlı bir gastronomi ve eğlence vizyonuyla yeniden ele alınmalıdır. Farklı mutfakların teşvik edilmesi, konsept restoranların desteklenmesi, kalite standartlarının oluşturulması ve profesyonel işletmeciliğin artırılması bu dönüşümün temel adımları olabilir. Turist sayısını artırmaktan daha önemli olan şey, gelen turistin şehirde daha fazla zaman geçirmesi ve daha fazla deneyim yaşamasıdır. Turizm gelirlerini artırmanın yolu da tam olarak buradan geçmektedir.

Toplum olarak genel yaklaşımımız nedeniyle mevcut durumun değişmeden devam etmesine neden olacak bütün paydaşların yeteri kadar sebebi var. Sadece karar vermemiz lazım, herkes mevcut durumdan şikayetçi ve aynı şeyleri yaparak farklı sonuç alamayacağımız da kesin…

Biz nerede hata yapıyoruz?

İbrahim ÇELİK