2026 yaz sezonuna başlarken
- 23.04.2026
- 2 H
2026 yaz sezonuna başlarken
Şu an yaşanan jeopolitik kriz (Özellikle Orta Doğu merkezli gerilimler ve buna
bağlı algı) turizmde “Gerçek
riskten çok algı riski” yaratıyor. Bu da özellikle Doğu Avrupa ve
Akdeniz destinasyonlarını etkiliyor.
2026’da yaşanan krizle birlikte rezervasyon
iptalleri ve ertelemeler ciddi şekilde arttı. Özellikle Berlin’de
gerçekleşen ITB turizm fuarı ve devamında ülkemizde %40–60 arası rezervasyon düşüşü yaşandı.
Turistler “riskli algıladıkları” Doğu Akdeniz ülkeleri yerine İspanya, İtalya
gibi batı destinasyonlarına kaymaya başladı. Uçuş iptalleri, yakıt maliyetleri
ve krizin getirdiği ekonomik tedirginlikler talebi daha da düşürdü. Talep aslında
tamamen yok olmadı, sadece yer değiştirdi.
Bu durumda sadece fiyat düşürmenin çözüm olmadığını, uzun vadede zarar verdiğini
tüm Türkiye turizmi geçmiş tecrübelerden gayet iyi biliyor. Ama maalesef başlayan
2026 yaz sezonu ile birlikte tesisler doluluk sağlama telaşı ile fiyatlarda
inanılmaz indirimler yaptılar.
Düşük fiyat stratejisi rezervasyon oranlarında kısmi bir artış sağlamakla
beraber, bize esas sıkıntının fiyatsal olmadığının da mesajını verdi. “Güven satmak”
Güvenlik, sağlık ve ulaşım sürekliliği net anlatılarak “safe
destination” iletişimi yapılmalı ki bu sadece biz turizmcilerin değil,
hükümetimizin de desteğiyle gerçekleşebilir.
Hükümetimizin verebileceği en büyük destek öncelikle uluslararası iletişimi
güçlü kılmak. Mevcut algıyı yöneterek, “Türkiye
güvenli destinasyon” mesajını vermektir.
Kısa vadede artan maliyetlerinin de altına
girerek düşük fiyatla turist çekmeye çalışan turistik tesislerimiz,
hükümetimizin de vereceği ekonomik teşviklerle sürdürülebilirliği kısmen sağlayabilirler.
KDV indirimi, Konaklama vergisinin geçici askıya alınması ya da kaldırılması
vb. destekler en azından turizmciye biraz olsun nefes aldıracaktır.
Bu arada Ortadoğu krizi ile artan yakıt
maliyetleri havayolları şirketlerini sarsarken, hükümetimiz tarafından
verilebilecek yakıt destekleri de uçak iptallerini azaltmakla beraber,
tatil yapmak isteyen turiste binecek maliyeti de düşürecektir.
Algı yönetimi konusunda oluşturulabilecek
kriz merkezleri, tüm pazarlarda her türlü medya organlarını takip ederek,
yanlış yönlendirmelere ve manipülasyonlara anında tepki verebilir. Ülkeler bazında
varsa seyahat uyarılarına diplomatik girişimlerde bulunulmasına destek
verebilirler.
Tüm meslektaşlarıma mevcut süreçte başarılar
diliyor, her şeye rağmen iyi bir sezon geçirmelerini yürekten temenni ediyorum.
Biz ne krizler atlattık.
Aydoğan ÇETİN







