Uluslararası otel zincirleri, ‘güvenli liman’ olarak gördükleri Türkiye'de yatırımlarını artırıyor
- 27.04.2026
- 2 H
Ziyaretçi ve turizm gelirindeki artışın yanı sıra
Türkiye turizmde yapısal olgunluğa ulaşarak küresel yatırım haritalarında
kalıcı bir yer ediniyor. Uluslararası otel zincirleri, ‘güvenli liman’ olarak
gördükleri Türkiye'de yatırımlarını artırırken yeni fırsatları değerlendiriyor.
Türk iş dünyası ve turizm sektörünün uluslararası alandaki başarılı
temsilcilerinden Deniz Dorbek Koçak, “Uluslararası otel markalarının
Türkiye’deki varlığını istikrarlı şekilde artırması, pazarın yapısal olgunluğa
ulaştığının göstergesi. Bu konjonktürel bir popülerlik değil; tüm temel
göstergeler Türkiye’nin yatırım için elverişli olduğuna dikkat çekiyor” dedi.
Türkiye, turizmde yaptığı
ataklarla küresel seyahat pazarından aldığı payı artırırken; güçlü turizm
dinamikleriyle uluslararası yatırımların da merkezi oluyor. Turizm sektöründe
yedi ülkede, üç kıtada üst düzey görevler üstlenen Regulus Collective Kurucusu
Deniz Dorbek Koçak, bu ivmenin sistemli bir sektörel iradenin sonucu olduğunu
vurguladı.
Dünyadaki çatışma ortamlarının
neden olduğu tedirginlikler karşısında Türkiye'nin coğrafi ve yapısal konumu
itibarıyla bölgede en dirençli pazarlardan biri olmayı sürdürdüğüne dikkat
çeken Koçak, uluslararası seçkin yatırımcıların sürdürülebilir pazar arayışında
Türkiye’nin merkezi konumunun altini çizdi. Türkiye’nin çok segmentli turizm
mimarisinin bu açıdan önemini ele alan Koçak, “Uluslararası otel markalarının
Türkiye’deki varlığını istikrarlı şekilde artırması, pazarın yapısal olgunluğa
ulaştığının göstergesi. Bu konjonktürel bir popülerlik değil; tüm temel
göstergeler ülkemizin yatırım için elverişli olduğuna işaret ediyor.
“Kalıcı değer yaratarak büyüyor”
Türkiye pazarının global
görünümünü değerlendiren Deniz Dorbek Koçak, şöyle devam etti: “Birleşmiş
Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) verilerine göre Türkiye, 2025 itibarıyla
64 milyonu aşan uluslararası ziyaretçi ve 65,2 milyar dolarlık tarihinin en yüksek
turizm geliriyle dünyada dördüncü sıraya yerleşti. Gelir sıralamasında ise
2017'de 15. sırada yer alırken 7. sıraya çıktı. Türkiye burada kendini adeta
yeniden var ediyor. Geçmişte sadece "güneş-deniz-kum" odağında
algılanan bir yapıdan, bugün dört mevsime yayılan çok katmanlı ve segmentli bir
turizm mimarisi kuruluyor. Bu dönüşüm tesadüfi değil; uzun vadeli ve sistemli
bir sektörel iradenin sonucu. Önümüzdeki dönemde bu yapının kalıcı değer
yaratan bir büyümeye evrildiğini göreceğiz. Bölgede yaşanan politik gerilimler
elbette turizm psikolojisini etkiliyor ama turizm, tarihsel olarak en hızlı
toparlanma kaydeden sektörlerin başında geliyor. Türkiye ise her kriz döneminde
bu dayanıklılığını veri ile kanıtlamış bir pazar.
“3 büyük temel unsur öne çıkıyor”
Koçak, uzun yıllardır deneyim
sahibi olduğu ABD pazarındaki yatırımcıların Türkiye’ye artan ilgisine vurgu
yaparak, “Dönüşümü sağlayan birkaç unsur var. Birincisi, kur arbitrajı. Dolar
bazlı yatırımcı için maliyet yapısı, oluşan dalgalanmalara rağmen elverişli.
İkincisi, coğrafi yeniden çerçeveleme. Amerikalı fon yöneticileri Türkiye'yi
artık Doğu Avrupa ile değil, Körfez ve Güney Akdeniz ile yan yana değerlendirme
eğiliminde. Üçüncüsü ve en az konuşulan; Türkiye'nin küresel anlatı içerisinde
giderek daha belirgin hale gelmesi. Uluslararası yapımlar, gastronomik
zenginlik ve büyük etkinliklerin ev sahibi olarak konumlanması” diye konuştu.
“Butik segmentte derin arza sahip”
Turizm sektöründe büyük
potansiyel barındıran ancak yeterince değerlendirilmemiş bir alanın da butik
otelcilik olduğunu vurgulayan Koçak, şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye,
butik otelcilik açısından dünyada sayılı destinasyonlardan biri ve bu henüz tam
anlamıyla keşfedilmedi. Kapadokya, Ege’nin asırlık taş konakları, Güneydoğu'nun
tarihi mimari dokusu; bunlar global zincirlerin franchise bayrakları ile değil,
yerel sahiplik ve kimlikle anlam kazanan mekanlar. Sofistike gezginler ‘her
yerde aynı’ deneyimi değil, ‘sadece burada’ yaşanabilecek deneyimi arıyor.
Türkiye bu talebe karşılık verebilecek son derece derin bir arza sahip. Zincir
oteller ve büyük markalar standardı belirler; ama duyguyu, kültürü ve özgünlüğü
yaratamaz. O alanı dolduracak olanlar, yer ve kimlikle derin bir bağ kuran ve
yerelden evrilen butik markalar olacak” dedi.







