Sururi Çorabatır: "Konaklama vergisi kaldırılsın, ÖTV ve vergi yükleri hafifletilsin"
- 29.04.2026
- 3 H
CHP Antalya Milletvekili Sururi Çorabatır,
"Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” teklifi hakkında TBMM'de bir konuşma gerçekleştirdi.
Turizm sektörü hakkında da konuşan Çorabatır, "Turizm sektörü, sadece döviz kazandıran bir alan değildir" diyerek sektör için alınması gereken önlemleri sıraladı. "Meclisteki tüm grupların milletvekillerine turizmi yakından takip ettikleri ve destekleri için teşekkür ederim" diyen Çorabatır, "Türkiye’nin dünyaya açılan vitrini, güven algısının sahadaki karşılığı ve milyonlarca insanın emeğiyle ayakta duran stratejik bir kalkınma alanıdır. Bu sektörün dili nettir: Güven varsa talep vardır, Güven yoksa sektör durur.
Bugün geldiğimiz noktada mesele artık turizm iyi mi gidiyor, kötü mü gidiyor tartışması değildir. Mesele, küresel risklerin doğrudan Türkiye’nin turizm omurgasına temas ettiği bir yapısal baskı dönemidir. Orta Doğu’da büyüyen çatışmalar ve Rusya–Ukrayna savaşı, yalnızca jeopolitik başlıklar değildir. Bu savaşın gölgesi artık Antalya’nın sahillerine düşmüştür, Egenin otellerine düşmüştür, Bodrum’un restoranlarına düşmüştür, İstanbul’un çarşılarına yansımıştır ve Van’dan Mardin’e kadar ülkenin dört bir yanına kadar uzanmıştır.
Turizm, ekonomimizin yaklaşık %10–12’sini oluşturan güçlü ancak aynı zamanda kırılgan bir sektördür. Bu nedenle turizm, sadece ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda bir güven yönetimidir. Turizm yalnızca otellerden ibaret değildir. Bu sektör; çiftçinin ürününü, esnafın kazancını, çalışanın gelirini ve 50’den fazla yan sektörü doğrudan etkileyen geniş bir ekonomik yapıyı kapsar. Bu nedenle bugün, bu zincirin tamamı ciddi bir risk altında bulunmaktadır.
2026 yılında yaşanan olumsuz gelişmeler, sezonun en kritik başlangıç dönemi olan Nevruz ve Paskalya takvimine denk gelmiş; ülkemize olan talebi daraltmıştır.
İran ve çevre ülkelerden gelen turist sayısında ciddi düşüş var! Bu durum; Van’ı etkiliyor, Ağrı’yı etkiliyor, Hakkari’yi etkiliyor, Mardin’i etkiliyor, Gaziantep’i etkiliyor. Yani sadece sahil değil,
Anadolu’nun ekonomisi etkileniyor!
Bugün sahadan gelen tablo nettir:
Rezervasyon hızında %20–25’e varan yavaşlama, artan iptaller ve değişen turist davranışı…Talep tamamen kaybolmamış, ancak ertelenmiştir.
Artık erken rezervasyon değil, son dakika kararları belirleyicidir.Bu durum sektörün önünü görmesine mani olmaktadır. Bakınız çok açık söylüyorum:
Bu daha başlangıçtır! Eğer bu kriz derinleşirse; Yaz sezonunda kayıp büyüyecek, Sonbaharda pazar kaybı kalıcı hale gelecek ve Türkiye, sadece bir sezon değil, yıllar sürecek bir rekabet kaybı yaşayacaktır!
Aynı anda rakiplerimizde ne oluyor? İspanya doluyor, Yunanistan fiyat artırıyor, İtalya talebi yönetiyor. Peki Türkiye ne yapıyor? İndirim yapıyor, Fiyat kırıyor, Kârından vazgeçiyor. Yani; Türkiye ucuzlayarak ayakta kalmaya çalışıyor, Rakipleri pahalılaşarak büyüyor! Bu tablo sürdürülebilir değildir! Bu sadece bir fiyat farkı değildir. Bu, iki farklı turizm modelidir: Biri değer odaklı büyür, diğeri sadece sayılarla ayakta kalmaya çalışır.
Ve değer üretmeyen model, uzun vadede pazar kaybetmeye mahkûmdur. Aynı anda İran merkezli kriz sadece talebi düşürmüyor, maliyet baskısını da oldukça arttırıyor. Petrol fiyatlarını artırıyor, Jet yakıtını yükseltiyor, Uçuş maliyetlerini katlıyor, belirsizlik nedeniyle uygulanan ücretsiz izinlerle kalifiye personel açığı yaşanıyor.
Bugün sektör, azalan talep ile artan maliyetlerin kıskacı altındadır ve bu sürdürülebilir değildir. Bu tabloyu doğru okumak zorundayız. Çözüm açıktır:
Konaklama vergisinin yarıya indirilmesi veya kaldırılması, ÖTV ve vergi yüklerinin hafifletilmesi, enerji ve ulaşım maliyetlerinde destek sağlanması, SGK prim desteği verilmesi, havacılık ve tur operatörlerine finansal destek sunulması.
Bunlar teşvik değil, ülke ekonomisine yapılan yatırımlardır. Tanıtım politikaları güven algısını güçlendirecek şekilde yeniden kurgulanmalıdır. TGA bu dönemde önemli rol üstlenmesi gerekir.
İç turizm ise bu yapının sigortasıdır; güçlü bir iç pazar, kriz dönemlerinde en büyük dayanaktır.
Tatil kredisi gibi iç turizmi destekleyici önlemler alınmalıdır. Ekonomi Koordinasyon Kurulu, Bakanlıklar, TOBB, TGA, Bankalar Birliği (covid döneminde Başkan ve kamu bankalarının desteği önemliydi) havayolu şirketleri, Turizm STKları ve sektör temsilcileri aynı masada olmalıdır. Parçalı yönetim ve siyasi ayrışma turizmde kayıp üretir. Ve son olarak şunu ifade etmek isterim: Turizm sektörü zayıf olduğu için değil, doğru yönetilmediğinde kırılgan hale gelir.
Unutmayalım: Turizmde pazarı kaybetmek ve fiyat düşüşü hızlıdır, pazarı yeniden kazanmak ve fiyat artışı ise uzun zaman alır."







