Türkiye turizm sektöründe yönetici profilleri ve kaybolan mentorluk kültürü
- 30.04.2026
- 9 H
Türkiye turizm sektöründe yönetici profilleri ve kaybolan
mentorluk kültürü
Bugün Türkiye turizmi olarak yatak kapasitesi, hizmet
çeşitliliği ve operasyonel hacim açısından dünya ile rekabet ediyoruz. Otel
yatırımları ve yatak kapasitesinde sayılı ülkelerden birisi olduk. Ama aynı
gelişimi tesislerimizin iyi yönetimi, yatırımcı memnuniyeti, çalışan
memnuniyeti, yönetici kalitesi özellikle üst düzey yönetim ve liderlik kültürü alanlarında
göremiyoruz.
Son yıllarda çok tartışılan ve sürekli gündemde olan en kritik problemlerinden
biri; iyi yönetici eksikliği ile kalifiye personeli bulma ve elde tutma
sorunudur. Bu konu son dönemde sürekli her platformda dile getiriliyor. Ama
kimsenin pek bahsetmediği hiç konuşulmayan bir diğer önemli sorun, mentor
yönetici eksikliği ve bu rolün yeterince gelişmemesidir. (Mentor
yönetici: öğretici, yol gösterici ve örnek alınan kişi.) Bu
eksiklik, tahmin edilenden çok daha ciddi sonuçlar doğurmaktadır.
Her yıl yenileri eklenen ve artarak devam eden tesislerimiz nedeniyle gelişimini
tam tamamlayamamış birçok departman müdürü, yeterlilik ve yetkinlikleri
yeterince değerlendirilmeden genel müdür pozisyonuna getirilmiştir. Bu konuda
Fettah Tamince’nin bir röportajında, 60–70 milyon dolarlık bir tesisi emanet
edebileceği yönetici bulmakta zorlandığını ifade ettiğine denk geldim. Bu
görüşe tamamen katılıyorum. Sektörde yetkin ve mentor özellik taşıyan yönetici
eksikliği oldukça yüksek seviyededir. Bu eksikliğin etkisini anlamak için
sektörde sıkça karşılaşılan yönetici profillerine bakmak yeterlidir.
Operasyoncu ama öğretmeyen yöneticiler
Bu profil operasyonu yürütür; krizleri çözer, sezonu yönetir ve misafir
memnuniyetini sağlar. Ancak bilgisini paylaşmaz, ekibini geliştirmez ve yetki
devretmez. Süreçler kendisine bağımlıdır. Ayrıldığında sistem zayıflar, çünkü
sürdürülebilir bir yapı kurma hedefi yoktur. “Benden sonrası tufan” anlayışı
hâkimdir.
Rakam odakli ama insan yönetemeyen yöneticiler
Kârlılık ve maliyet yönetiminde başarılıdırlar. Ancak çalışan deneyimini ihmal
ederler. Bu durum, düşük çalışan memnuniyeti ve yüksek personel devir oranı ile
sonuçlanır. Kısa vadede başarılı görünen bu yapı, uzun vadede marka değerini ve
sürdürülebilirliği zayıflatır.
İlişki odakli ama sistem kuramayan yöneticiler
Güçlü ilişki ağlarına sahiptirler; acenteler, misafirler ve yatırımcılarla
etkili iletişim kurarlar. Ancak operasyonel derinlikleri sınırlıdır. Sistem,
çoğu zaman güçlü ekip üyelerine dayanır. Bu kişiler ayrıldığında yapı aksar.
Sürdürülebilir bir yönetim modeli oluşturamazlar ve çoğunlukla imaj odaklı bir
yaklaşım sergilerler.
Statükocu yöneticiler
Yaygın ancak fark edilmesi zor bir profildir. Risk almaktan kaçınır, değişime
direnç gösterir ve “sezon bitsin yeter” anlayışıyla hareket eder. Bu yaklaşım,
işletmenin rekabet gücünü zayıflatır ve genç yeteneklerin sektörden uzaklaşmasına
neden olur.
Unvan sahibi ama liderlik sergilemeyen yöneticiler
Pozisyon sahibidirler ancak liderlik göstermezler. Karar almaktan kaçınır,
sorumluluk üstlenmez ve kriz anlarında geri planda kalırlar. Bu durum
organizasyonda liderlik boşluğu yaratır ve zamanla toksik bir çalışma ortamına
yol açar.
Tesis sayısının hızla artması ve yöneticilerin yeterli gelişim süreçlerinden
geçmeden üst pozisyonlara gelmesi, sektörde olgunlaşmamış bir üst yönetim
yapısının oluşmasına neden olmdu. Bu durum, bugün karşılaşılan birçok sorunun nedenleri
arasındadır.
Son yıllarda turizm sektörümüzde mentorluk yapan, insan yetiştiren ve rol model
olan liderlerin sayısı yok denecek kadar az, olanlarada yeteri kadar önem
verilmiyor. Mentor yöneticiler değer görmediği için bu rol zayıfldı, hatta yok
olma seviyesine geldi. Bunda dolayı nitelikli yöneticilerin çoğu farklı
sektörlere yöneldi, yönelmeye devam ediyor.
Sonuç olarak, mentor yönetici eksikliği sektörün en önemli yapısal
problemlerinden biridir. Bu durumun temelinde bilgi paylaşımının zayıf olması
ve insan yetiştirme kültürünün yeterince gelişmemiş olması yatıyor. Mevcut yapı
çoğu zaman bu tür yöneticileri desteklemek yerine dışlamakta. Bu boşluk
nedeniyle birçok yeni yönetici “deneme-yanılma” yöntemiyle gelişmek zorunda kalıyor.
İlave olarak sistematik eğitim eksikliğide olunca genç profesyoneller ya köreliyor
ya da sektörden ayrılıyor.
Sürdürülebilir başarı sıkça dile getirilse de çoğu zaman söylemde kalıyor. Oysa
sürdürülebilirlik, yetiştirilen insan ve ekip kalitesiyle doğrudan ilişkili. Bu
alandaki zayıflığın en önemli nedenlerinden biri mentor yönetici eksikliğidir. Bu eksikliğin sektöre maliyeti oldukça yüksek
Yüksek personel devir oranı, Standartlaşma eksikliği, Hizmet kalitesinde
dalgalanma , Orta kademe yönetici açığı, Çalışanlar arasında toksik ilişkiler , Marka değeri kaybı hatta direct ve dolaylı olarak sektörden çalışan
kaçması gibi sorunların ana
sebeplerinden de en önemlisidir.
Peki ne yapılmalı?
Öncelikle bakış açısı değişmeli ve proaktif adımlar atılmalıdır. Mentorluk,
kurumların temel performans göstergelerinden (KPI) biri haline getirilmelidir.
Yöneticilerin başarısı yalnızca finansal sonuçlarla değil, yetiştirdikleri ve
geliştirdikleri insan kaynağı ile de ölçülmelidir.
Bilgi saklayan değil, bilgi paylaşan bir kurum kültürü oluşturulmalıdır. Bu
doğrultuda operasyon standartları (SOP), yapılandırılmış eğitim programları ve
gölgeleme (shadowing) sistemleri yaygınlaştırılmalıdır.
Orta kademe yöneticilere yatırım yapılmalı; şefler, süpervizörler ve asistan yöneticiler
planlı gelişim programlarına dahil edilmelidir.
Ayrıca operasyonel başarı ile eğitmenlik becerisi ayrıştırılmalıdır. Her
başarılı operasyon yöneticisinin iyi bir eğitmen olmadığı unutulmamalıdır.
Yönetici seçiminde liderlik, iletişim ve geliştirme yetkinlikleri birlikte
değerlendirilmelidir.
Uzun vadeli insan kaynakları stratejileri oluşturulmalı; sezonluk bakış açısı
yerine 3–5 yıllık ekip planlamaları yapılmalıdır. Üst düzey yöneticiler için de
sürekli gelişim hedefleri belirlenmelidir. Genel müdürlük, gelişimin sonu değil
yeni bir başlangıçtır. Bu nedenle genel müdürlerin hem kendileri hem de
ekipleri için hazırlanmış gelişim programları oluşturması gerekmektedir.
Mentorluk süreci ölçülebilir hale getirilmelidir:
- Belirlenen bireysel gelişim hedeflerinin gerçekleşme oranı (%)
- Düzenli ve aksiyona dönüştürülebilir geri bildirim mekanizmaları geliştirilmeli.
Türkiye turizminin geldiği noktadaki başarıları, insan yetiştirme ve liderlik
kültürüne de taşınmalı - hatta bu alanda derinleştirilmelidir.
Gerçek rekabet avantajı, tesislerin fiziksel özelliklerinden değil; insan
yetiştirme kapasitesinden doğar.
İbrahim ÇELİK







