Özbekistan: Sessiz ve kararlı bir turizm yükselişi
- 7.05.2026
- 2 Day
Özbekistan: Sessiz ve kararlı bir turizm yükselişi
Taşkent’e ilk ziyaretimi 2015 yılında, Türkiye
vatandaşlarına henüz vize uygulanırken ailemle birlikte gerçekleştirmiştim. İlk
izlenimim; geniş caddeleri, yoğun yeşil dokusu ve düzenli şehir yapısıyla
dikkat çeken, sakin ama derli toplu bir başkent olduğuydu. Taşkent; müzeleri,
pazarları, uluçınarlarla ormanı andıran parkları ve tarihî yapılarıyla
etkileyiciydi, ancak turizm deneyimi açısından sınırlı seçenekler sunuyordu. Şehrin
önemli noktalarını bir-iki gün içinde rahatlıkla gezebilmek mümkündü.
Aynı seyahatte ziyaret ettiğim Semerkant ve Buhara ise İpek Yolu’nun tarihsel
zenginliğini güçlü biçimde hissettiren duraklardı. Registan Meydanı, Emir Timur
Mozolesi ve Şah-ı Zinda gibi yapılar hafızamda derin izler bırakmıştı. Ancak bu
şehirler de, tüm ihtişamlarına rağmen, kısa süreli ziyaretlerle gezilebilecek
destinasyonlar görünümündeydi.
Aradan geçen on yılın ardından, bu yıl yaptığım son ziyaretimde ise bambaşka
bir Özbekistan ile karşılaştım. Ülke, turizmi stratejik bir kalkınma alanı
olarak ele almış ve kayda değer bir değişim yaşamış. Bugün Özbekistan “birkaç
günde gezilecek” bir ülke değil; en az bir haftalık, hatta daha uzun süreli
seyahatleri hak eden çok katmanlı bir destinasyon haline gelmiş durumda.
Bu değişimin etkisi rakamlarda da açık biçimde görülüyor. 2016 yılında yaklaşık
2 milyon olan yabancı ziyaretçi sayısı, 2025 yılında 11,7 milyon turistle tüm
zamanların rekorunu kırmış durumda. Aynı dönemde konaklama kapasitesi de önemli
ölçüde artmış; yaklaşık 37.500 olan yatak kapasitesi 185.000 seviyelerine ulaşmış.
Uluslararası otel zincirlerinin sayısı her geçen gün artıyor. Ülkenin 2030
hedefi ise yıllık 20 milyon turist.
Turizm gelirlerindeki artış da dikkat çekici. 2015 yılında 500 milyon ABD
doları olan turizm geliri, 2025’te 4,8 milyar dolara ulaşarak güçlü bir sıçrama
kaydetti. Turist başı harcama ise 2015’te 275 dolar iken 2025’te 410 dolar
seviyesine yükseldi.
Ancak bu büyümeyi yalnızca rakamlarla açıklamak yeterli değil. Ziyaretçi
profilinde de önemli bir değişim dikkat çekiyor. Önceden daha çok bölge
ülkelerinden gelen turistler ağırlıktayken, bugün Avrupa, Hindistan, Çin,
Japonya, Endonezya, Malezya, Rusya, Türkiye ve Orta Doğu’dan gelen
ziyaretçilerin sayısı belirgin şekilde artmış durumda. Bu da Özbekistan’ın
artık yalnızca bölgesel değil, küresel bir destinasyon olma yolunda
ilerlediğini gösteriyor.
Turizmdeki bu sıçramanın arkasında yalnızca sayısal büyüme değil, aynı zamanda
güçlü bir vizyon bulunuyor. Özellikle vize kolaylıkları, elektronik vize
uygulamaları ve artan uluslararası uçuşlar ülkenin erişilebilirliğini ciddi
ölçüde artırmış. Devlet Başkanı Şevket Mirziyoyev döneminde hız kazanan
reformlar, Özbekistan’ı daha açık ve rekabetçi bir turizm destinasyonu haline
getirmiş durumda.
Altyapı yatırımları da bu dönüşümün önemli bir parçası. Taşkent – Semerkant – Buhara
hattında hizmet veren yüksek hızlı tren, şehirler arası ulaşımı konforlu ve
hızlı hale getirirken, yeni otoyol ve havalimanı projeleri ülke içi mobiliteyi
güçlendiriyor. Semerkant’a yaptığım son yolculukta trenin dakikliği ve konforu,
Avrupa’daki benzer hatları aratmayacak seviyedeydi.
Özellikle Taşkent’teki değişim dikkat çekici. Modern şehircilik anlayışıyla
geliştirilen Taşkent City projesi, uluslararası örnekleriyle yarışabilecek
ölçekte. Yeni alışveriş merkezleri, parklar ve kültürel projeler şehri daha
dinamik ve çekici hale getirmiş. Bu kapsamda bu yıl açılan İslam Medeniyetleri
Müzesi, mimarisi ve içeriğiyle öne çıkıyor. Yaklaşık iki saat süren rehberli
gezide, yalnızca eserleri değil, anlatının bütünlüğünü de hissetmek mümkün. Müze
çıkışında hissettiğiniz şey, sadece görmüş ve bilgi edinmiş olmak değil; bir
medeniyetin sürekliliği bilgisine kavuşmuş olduğunuz hissi. Bununla birlikte
organizasyonel bazı aksaklıklar hâlâ dikkat çekiyor. Bilet temini beklenenden
daha zahmetli bir süreç gerektirebiliyor; müze çıkışında ani bir yağmur
başladı, şemsiye satan kimse yoktu; bu tür fırsatları henüz ticari olarak
kullanmıyorlar. Zamanla mutlaka gelişecektir.
Turizmin çeşitlendirilmesi yönünde atılan adımlar da dikkat çekiyor. Semerkant’ta
inşa edilen kongre merkezi ve dokuz otelli kompleks, ülkenin MICE turizminde
iddialı bir oyuncu olma hedefini ortaya koyuyor. Bu tür yatırımlarla turizmin
yıl geneline yayılması amaçlanıyor. Elbette hızlı büyümenin getirdiği bazı
zorluklar da yok değil. Özellikle hizmet kalitesinde standartlaşma, yabancı dil
bilen personel sayısı ve fiyat-performans dengesi gibi konularda hâlâ gelişim
alanları bulunuyor.
Yeni nesil turizm projeleri de bu vizyonun bir parçası. Taşkent’e yaklaşık 1,5
saat mesafede geliştirilen Charvak Baraj Gölü havzasında hayata geçirilen ve
2030’da tamamlanması planlanan Sea Breeze projesi; plajları, yürüyüş yolları ve
sosyal yaşam alanlarıyla dikkat çekiyor. Yaklaşık 5 milyar dolarlık yatırım
hacmine sahip bu proje, Özbekistan’da yeni bir turizm konsepti oluşturmayı
hedefliyor. Doğa ve kış turizmine yönelik yatırımlar da hız kazanmış durumda. Özellikle
Amirsoy Mountain Resort, kayak merkezi, uluslararası standartlardaki wellness
ve spa tesisleri, restoranları ile dört
mevsim hizmet veren yapısıyla öne çıkıyor.
Tüm bu gelişmeler, Özbekistan’ın turizmi yalnızca ekonomik bir gelir kaynağı
olarak değil, aynı zamanda stratejik bir kalkınma aracı olarak
konumlandırdığını gösteriyor. Bu model, bir anlamda planlı ve devlet
yönlendirmeli bir turizm büyümesi örneği sunuyor.
Bugün gelinen noktada Özbekistan, tarihî mirasını koruyarak modernleşmeyi
başaran nadir ülkelerden biri olmaya doğru gidiyor. Bu hızlı büyüme
sürdürülebilir mi? Eğer kalite, eğitim ve kültürel koruma aynı kararlılıkla
devam ederse, bu sorunun cevabı büyük ölçüde “evet” olabilir.
Özbekistan artık yalnızca geçmişinin ihtişamıyla değil, geleceğe dair
iddiasıyla da dikkat çeken bir ülke. İpek Yolu’nun kadim durakları, bugün
yeniden dünyanın rotasına girerken; bu yükselişin henüz başlangıç olduğunu
söylemek abartı olmayacaktır.
İbrahim ÇELİK







