The argument in favor of using filler text goes something like this: If you use any real content in the Consulting Process anytime you reach.

  • img
  • img
  • img
  • img
  • img
  • img

Get In Touch

Güncel Haberler
Otel
Acente
Destinasyon
Vacation
Havacılık
Cruise
Teknoloji
Spor
Sağlık
Sanat

Parşömenin Bergama’dan geldiğini biliyor muydunuz?

Parşömenin Bergama’dan geldiğini biliyor muydunuz?

Parşömenin Bergama’dan geldiğini biliyor muydunuz?

Antik dünyada kütüphane en önemli güç göstergelerinden biriydi ve dönemin en büyüklerinden birisi İskenderiye Kütüphanesi’ydi.


Ona rakip olmak için kurulan Pergamon Kütüphanesi kısa sürede duyuldu, İskenderiye Kütüphanesi’nin de bulunduğu Mısır’a hükmeden Ptolemaios Kralı papirüs ihracatını yasakladı. Bunun üzerine Pergamon alternatif bir yazı yüzeyi olan parşömene yönelmiş. Parşömen hayvan derisini tabaklamadan doğal yollarla inceltilerek hazırlandığı için hem dayanıklı, hem de iki yüzüne yazı yazılabilirdi. Bu sağlamlığı sayesinde de günümüze kadar ulaşmıştır.


Neden anlatıyorum: Parşömen yapımında dünyadaki sayılı ustalardan İsmail Araç’ı geçen hafta kaybettik. Kendisi 2000 yıllık geleneği 1953 yılından beri yaşatan en deneyimli ellerden biriydi. Bu ustalığı nedeniyle ilk olarak 2017’de Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı" ilan edildi. 2022’de ise UNESCO’nun desteklediği “Yaşayan İnsan Hazinesi” ünvanına layık görüldü.


Bugün dünyada bu geleneği sürdüren bir avuç insan kaldı. “Ben ölürsem bu sanat biter” demesine rağmen, iki usta yetiştirmiş. Kendisinin el verdiği kadın ustalar Demet Sağlam Tokbay ve Nesrin Ermiş Pavlis sayesinde bu zanaat sonraki nesillere aktarıldı. Mekanın cennet olsun Usta.


Bu ünvanın hukuki zemini UNESCO'nun 2003'te kabul ettiği “Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması” sözleşmesidir. Türkiye bu sözleşmeye 2006'da taraf oldu ve listede yaklaşık 140 ülkeden 700’e yakın konu kayıtlı. Türkiye 32 başlıkla Çin’den sonra ikinci sırada yer alıyor. Bizi Fransa, Japonya ve Güney Kore takip ediyor.


Bazı miraslarımız:
Meddahlık, Mevlevi Sema, Karagöz ve Nevruz,
Kırkpınar Güreşleri, Türk Kahvesi, Ebru, Çini Ustalığı.


Aslında bu sistemi ilk Japonya kuruyor. Savaş sonrası kabul edilen 1950 tarihli Kültür Varlıklarını Koruma Kanunu'na dayanıyor. Japon hükümeti 1964'ten beri “Yaşayan Ulusal Hazine” ünvanı verdiği kişilere her yıl 2 milyon Yen (yaklaşık 13.500 $) ödenek veriyor. Şu an ülke genelinde en fazla 116 “Yaşayan Ulusal Hazine” var. İçlerinden birisi ölürse yerine yeni bir birey seçiliyor.


Japonya’dan etkilenen Güney Kore 60’lı yıllarda sistemi kendine göre yorumluyor. Hatta UNESCO’ya teklifi götüren ülke de G. Kore imiş. Ancak G.Kore'yi farklı kılan şey mirasın mekanlaştırılmasıdır. Mesela Jeonju Hanok Köyü kültürel miras turizmine verilebilecek en önemli örneklerden. Hem kentin eski dokusu ayakta tutuluyor, hem de gelen halk bu yaşamı deneyimleyebiliyor. Hatta Seoul’da miras taşıyıcılarını ve onların haleflerinin halkla bir araya geldiği Kültürel Miras Festivali bile var.


Kültür Bakanlığı son yıllarda “Kültür Yolu Festivali” ile 20’den fazla şehirde yaşayan miras şölenini oluşturdu. Özetle Kore’nin festival ayağını fazlasıyla karşılıyor. Ama mekanlaştırma ve gelenekselleştirme adına atacağımız daha cesur, daha somut adımlar olmalı. Çünkü miras, anıldığında bir hatıra; yaşatıldığında bir değerdir.

Sezer ŞENER