Buzul Çağı


Sadece birkaç ay önce, dünyanın tamamını etkisi altına alan küresel bir felaket düşünmemiz gerekse mutlaka şuan yaşanılandan daha gürültülü bir senaryo aklımıza gelecekti. Üçüncü Dünya Savaşı, nükleer bir facia, büyük bir deprem veya tsunami, belki de göktaşı. Ama gündemi yakıp kavuracak bir felaketin bu kadar sakin ve dingin gerçekleşebileceği aklımıza gelmezdi.

Üç hafta önce yazdığım son yazının ardından yaşanılanlar ile sayılar güncellense de, öngörülerimin çok değişmediğini belirtmek isterim. Önümüze keskin viraj çıkmazsa, birkaç hafta içinde virüsün yükselişinin durabileceği ve yaklaşık 2 ay sonra da durumun kontrol altına alınabileceğine inanıyorum. Ama daha önce de söylediğim gibi asıl tahribat sağlık açısından olmayacak.

Şuan herkesin hemfikir olduğu bir gerçek var ki tüm bu yaşanılanlar insanlık tarihi için bir dönüm noktası. Tıpkı daha önce yaşanılan diğer pandemiler gibi. 6. yüzyılda ortaya çıkan veba salgınının o zamanlar dünya nüfusunun yarısını yok ettiği ve birleşmek üzere olan Roma İmparatorluğu'nun bu sebepten ötürü asla birlik olamadığı düşünülür.

14. yüzyılda Avrupa’da yaşanan veba salgını ise genellikle köylülerin hayatını kaybetmesine yol açtı. İşgücü sıkıntısı yaşayan toprak sahipleri zayıfladı, geride kalan sağlıklı köylüler avantaj kazandı ve bu Avrupa'nın feodal bir yapıdan daha modern bir yapıya geçmesine, ticaretin ve ekonominin güçlenmesine neden oldu. İnsan gücü yerine makina kullanımı gelişti, sanayileşmenin önü açıldı.

15. yüzyılda Amerika kıtasına ulaşan Avrupalılar ile yayılan çiçek hastalığının yerel nüfusun %90’ını öldürdüğü düşünülür. Atıl kalan topraklarda gelişen doğal hayat dünyanın iklimini dahi değiştirmiş, etkileri Avrupa kıtasında kuraklık ve kıtlığa sebep olmuştur. Neticesinde yeni topraklar ve bolluk için Avrupalıların tekrar Amerika kıtasına gidişi hız kazanmış, salgın nedeniyle büyük oranda güç kaybeden yerel halkların ise bu işgale direnecek bir gücü kalmamıştır.

Son örnekte bahsedilen salgının yarattığı iklim etkisinden ötürü dünyayı mini bir buzul çağına süreklediği söylenir. Şimdiki Covid-19 salgını da hemen hemen bütün dünyada hayatı dondurup gündelik yaşamı adeta buzul çağına soktu.

Bugün yaşadığımız salgının bütün etkileri muhtemelen yıllar sonra anlaşılacak ama ilk üç ayında bize gösterdiği, artık birçok şey uzunca bir süre, bazı şeylerin ise asla eskisi gibi olmayacağı. Sınırları kaybolup, mesafeleri kısalıp “küreselleşen” dünyada, sınırların geri geldiğini, hatta kapandığını, toplulukların birbirinden uzaklaştığını gördük. Turizm ve seyahat camiasını da en çok endişelendiren bu etkinin salgın sona erse de bir süre daha edeceği konusunda hemfikiriz. Ama hemfikir olamadığımız önemli ayrıntı “ne kadar” devam edeceği.

Kafalarımız düşük moralden ötürü fazla karışık olmalı ki, ihtimaller yelpazesi çok geniş. Bir tarafta, salgının artık kısa bir süre içinde sona ereceğini ve zaten dünyanın gereğinden fazla etkilendiği için hızla normal hayata dönüleceğini düşünenler var. Hem de tedbirler neticesinde devlet tarafından “paraya boğulmuş” bir Avrupa halkı var ve bozuk olan morallerini hemen bir tatil ile düzeltecekler. Bu durumda adı kötü anılan İtalya ve İspanya’ya gitmek yerine ülkemize gelecekler ve işlerimiz hızla artacak.

Diğer uçta ise bu iyimserlikten çok uzakta, sadece sağlık ve karantina etkilerinin aylar süreceğini, bu yılın tamamen kaybedildiği, hatta değişen alışkanlıklar ile sonraki yıllarda da turizmin ciddi bir düşüş yaşayacağını düşenenler. Buna bir ekleme de ben yapayım, iki-üç bin yolcunun balık istifi bir arada olduğu “her şey dahil” tesisler de gözden düşebilir, bu konuda çözüm üretemeyen oteller boş birer tapınağa dönüşebilir.

Akılcı olan, birçok ihtimali göz önünde bulundurup, tedbirler alarak alternatifleri olan planlar yapmaktır. Her bir işletmenin alacağı “kişisel” tedbirlerin yanında asıl ihtiyaç duyulan “kamusal” tedbirler konusunda şuan durumu çok da değiştirecek bir adımın atıldığını düşünmüyorum.

Kısa çalışma ödeneği, brüt ücretin yarısını karşılıyor olmakla birlikte sektörün en “nakitsiz” döneminde olmamız sebebiyle işverene kalan diğer yarısı da önemli bir sorun teşkil etmekte. Atlatmak zorunda olduğumuz süre çok uzarsa bu tedbir işlevini yitirecektir. Özel bankaların kredi ödemelerini ertelemek için talep ettikleri yüksek faiz oranları dermandan çok dert olacak cinsten. Yeni kredileri ancak kredibilitesi yüksek işletmeler alabilecekse, bu zaten olağan ticari bir seçenek, olağanüstü kamu tedbiri sayılmaz.  Tamamen duran trafik sebebiyle konaklama vergisinde erteleme ve iç havayolu taşımacılığında KDV indirimi kısa vadede kullanılamayacak. Acenta ve otel arasında avans ödemesinin iade edilebilmesi için kredi imkanı iyi niyetli bir çaba ama kazanılacak paranın avansı yerine faizli borç para ancak sıkıntının yer değiştirmesi demek.

Belirtildiği gibi duruma göre desteklerinin genişletilebileceğini düşünüyorum ve muhtemelen daha etkili hale gelebilecektir. Ama unutmamamız gereken bir gerçek var. Tıpkı bu virüsün sağlıklı bünyelere tesirinin daha etkisiz, ama zayıf veya hastalıklı olanlara etkisinin daha yıkıcı olduğu, bu sayede bir seleksiyon yarattığı gibi, işletmeler açısından da nakit kabiliyeti yüksek olan bünyelere tesiri az olurken, zaten sorunlu işletmeleri de sonlarına sürükleyeceği ve ticari bir seleksiyon olacağı.

“Alınyazımızda ne varsa çekeriz” kaderciliğinin profesyonel hayatta yerinin olmadığını düşünürüm. Bütün bu sürecin sonunda sektör olarak avantajlı bir pozisyonda olmak istiyorsak, virüs ile ilgili bu çok dinamik süreci de başarı ile yürütmeliyiz. Özellikle Avrupa bu ateşi yavaş yavaş söndürürken bizde hararet daha da artmakta ise, kontrolü kaybetmiş bir görüntü çizip şeffaflığı da ortadan kaldırırsak, güvenin yerini şüphe ve korku alırsa, destinasyon olarak Türkiye’nin üzerini hemen çizebilirsiniz. Yüksek nüfusumuz sebebiyle hasta sayımız yüksek olsa bile, kontrolü kaybetmeyen işinin ehli bir profil sergileyip, ölüm oranını düşük tutabilirsek, vatandaş ve kamu sabırla üzerine düşeni kusursuz bir şekilde yerine getirirse ülkemiz güvenli bir bölge olarak saygınlık kazanır. İşletmeler de aynı şekilde profesyonel ve sorumluluk sahibi bir tutum sergilemeleri durumunda kendilerini birkaç adım öne çıkarabilirler. Böylece –belki de- bu süreci başladığımızdan da iyi bir noktada sonlandırabiliriz.

Özgür ACAR
Elefti Travel
ozgur.acar@elefti.com
30.03.2020

TOURISM TODAY

Turizm haberciliğinde 10 yıllık tecrube ve bilgi birikimi ile titizlikle hazırlanan Tourism Today; özel haberleri, röportajları, seyahat dosyaları ve güncel haberlerini; haber akış sistemleri, internet siteleri, sosyal medya hesapları, mobil uygulamalar ve multimedya basın merkezleri gibi ürünlerle paylaşan bir haber ajansıdır.

Yorum Yap!