Coronoya ve normalleşmek

Coronoya ve normalleşmek

Geçen hafta yazdığım yazı bilgisayarımın azizliğine uğrayınca yenisini yazmam gerekti. O yazımda pandeminin mevcut durumu, süreci ve sonrası hakkında bilgiler vermiştim. Bu yazı, o makalenin bir kısmını ve daha fazlasını kapsayacak. Zira aradan geçen hafta içerisinde birçok gelişmeler oldu.

Dünya bizim kuşağımızın görmediği bir kriz ile karşı karşıya. Bu krizle başa çıkmaya çalışırken bir taraftan da onu öğrenmeye yönelik araştırmalar devam ediyor. İnsan neden korkar? Bilinmeyenden.Biz neler biliyoruz? Çok bulaşıcı bir virüs. Yani hızlı yayılıyor.Ölümcüllüğü yüksek değil ancak bulaştığı popülasyonunun sayısı düşünüldüğünde ölüm sayısı inanılmaz boyutlara yükselebiliyor. Tedavisi henüz bulunamadı ve virüs şu anda birinci evreyi geçti. Yani Çin’de ilk görüldüğü şeklinde değil. Mutasyona uğradı ve mutasyon devam ediyor. Kısaca umudumuz bilim insanlarının elinde.İşin ekonomik boyutuna gelirsek durum daha da vahim bir hal alıyor.İnsanların gelirleri azaldı, ekonominin çarkları gıcırdayarak dönüyor ve ne zaman yağlanarak tam randımanlı çalışacağı henüz belirsiz.Ekonominin bütünü içinde istihdama en fazla katkı veren hizmet sektörü pandemiden en çok etkilenen sektör. Ürünü insan olan hizmet sektörü, sosyal mesafe (korunma mesafesi) nedeniyle tamamen durdu. Yeniden başlama konusunda uzmanların görüşleri ise farklılık gösteriyor.“Normalleşme”TDK sözlüğünde anlamı şu şekilde; kurala uygun, alışılagelen, olağan, aşırılığı olmayan, uygun duruma gelme hali. Bu durumda normalleşmek için, pandemi öncesi toplumsal algı düzeyine geri dönmemiz, durumu kanıksamamız, korkmamamız gerekiyor. Eğer bu gerçekleşirse, olağan üstü durum ortadan kalkacağından Kasım 2019 öncesi alışkanlıklarımıza dönebiliriz. Normalleşme için bilim insanlarının farklı görüşleri bulunuyor. Bir kısmı aşının bulunmasını (yani yaygın bir tedavinin olması), bir kısmı sürü bağışıklığını (toplumun 60%’ının hastalığa karşı bağışık hale gelmesi) normalleşme için ön şart kabul ediyor. Büyük bir kısmı ise, psikolojik etkilerinden dolayı asla normalleşemeyeceğimizi söylüyor. Bu en sonuncusu bir toplumsal paranoya durumu gibi görünüyor. Kitle turizmine etkileri nasıl olacak?Mevcut durumda bir kitle turizmi söz konusu değil. Oteller, havayolu şirketleri ve diğer tüm ulaşım imkanları durdu ya da kısıtlandı. Restoran, bar, kafe ve diğer hizmet alım noktaları kapalı. Gelecek günlerde kısmi hareketliliğin başlaması öngörülmekle birlikte, bu hareketin başlangıç tarihi de yine tartışmalı noktalar arasında. Yani genel kabul görür bir tarih belli değil. Bu durum sadece turizm hareketliliği açısından değil, tüm diğer toplu hareket içeren sektörlerde de geçerli. Spor, gösteri, toplantı vb. alanlarda da büyük bir belirsizlik mevcut. Müsabakalar, toplantılar, kutlamalar, konserler gibi sosyal hayatımızın merkezindeki her şey durdu. Hollanda futbol sezonunu iptal etti, diğer ligler ise karar aşamasında.Tüm bu ahval ve şerait içerisinde “Turizm”de neler olacak?Yayınlayamadığım yazımda şunu sormuştum.Kendinize küçük bir anket yapın. Ne zaman tatile çıkarsınız?Bazı tarihler vermiştim. Ramazan bayramı? Yaz tatili? Kurban bayramı? Yılbaşı? Sömestir? 2021 yaz tatili?Bu şıklardan hangisinde bir otelde tatil yaparsınız? Ve bir ek şartım vardı. Rezervasyonunuzu normal iptal şartlarına göre yapacaksınız. Yani son dakikaya kadar iptal şartı aramaksızın. Yani “Normalleşerek”. Bu anket sonuçları bugün yayınlandı. Beş Avrupa ülkesi ve ABD’de 6.750 kişi üzerinden yapılan araştırmada, en yakın ülke içi tatile çıkma tarihine 3 ay içerisinde olarak cevap verenler yaklaşık 25%, 6 ay içinde 55%.En yakın yurt dışı tarihi daha da vahim. 3 ay içerisinde 11%, 6 ay içerisinde 29%.Bu anketin bir çarpıcı sonucu ise, nereye tatile gidersiniz sorusuna ortalamada sadece 10%’u herhangi bir ülkeye cevabını vermiş olması. Yani geri kalan 90%’ı kendi ülkesi ya da yakın çevre olarak cevaplamış.Uluslararası kurumların öngörüleri neler?Geçen yazımda bunu da belirtmiştim ancak bu hafta içinde bazı gazetelerde kısıtlı olarak yayınlandı. Okumayanlar için biraz daha detay vereyim. Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü 2020 yılında uluslararası turist dolaşımının 20-30% azalacağını öngörmektedir. Bu da yaklaşık 300-450 milyar dolarlık bir kaybı ifade etmektedir.Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü turizm ekonomisinde 45-70%’lik bir azalmayı öngörüyor,Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi, turizm piyasasında 75 milyon iş kaybı yaşanacağını öngörüyor. Konsey direktörü, salgının tüm dünyada kontrol altına alınmasıyla birlikte sektörün toparlanmasının 10 aya kadar tamamlanacağını ve normale döneceğini düşünüyor.Bu öngörülere göre, turist sayısı 2010-2012 düzeyine gerilecek, turizm ekonomisi 2010 yılı gelir düzeyine gerileyecek. 20-30% daralmanın çok büyük olmadığını düşünenlere ise bir örnek vermek daha uygun olacaktır. Bu daralma 2009 global ekonomik krizinde sadece 4% olarak gerçekleşmişti.Uluslararası uzmanların geri dönüş için de 3 farklı senaryosu bulunuyor. Bu senaryoları zaten tahmin edebilirsiniz. Hızlı geri dönüş (v), zaman yayılan temkinli geri dönüş (u), kısmi geri dönüş (j). Nasıl? Mucizevi bir öngörü değil mi? Bizim hiç aklımıza gelmemişti! Yani, sözün özü, kimse nasıl bir geri dönüş olacağını öngöremiyor. 

Covid-19 tedbirleri hakkında gelişmeler ne durumda?

Dünyanın her ülkesi kendi içerisinde bir tedbirler zinciri oluşturmaya başladı. Bu yönetmeliklerle ilgili farklı çalışmalar olduğu gibi farklı tepkiler de (olumlu, olumsuz) mevcut.İşletmelerin alması gereken tedbirler, kişilerin alması gereken tedbirler, hükümetlerin alması gereken tedbirler ve kararlar. Bu süreçte hepimiz korunma tedbirleri hakkında uzmanlaştık. Sürekli yayınlanan uzman görüşleri, bizleri de yarı uzman haline dönüştürdü. Ancak konunun uzmanları turizm için bir kurallar silsilesi hazırlığına başladılar. Bir sertifikasyon uygulaması tüm turizm ülkelerinde hazırlanıyor. Bu hazırlıklar sürerken sezonun bir an evvel başlaması için güçlü bir algı yönetimi gerekiyor. Bir sonraki yazımda bu konuya dönmek üzere, sizlere bu pandemiden en güçlü çıkması kesin gözüken tatil trendlerini sıralayacağım. Kişisel yazlık turizmi, kiralama ve devre mülk sistemleri, apart ve butik oteller, villa ve benzeri üniteleri bulunan oteller, karavanlar ve karavan oteller, çadır ve kamping alanları, yatçılık. Sistemsel olarak ise, yarım pansiyon, oda kahvaltı ve sadece oda servisi veren, alacart ve silver servis uygulaması olan işletmeler öncelikli olarak tercih edilecektir. Ülke ve bölge tercihleri ise şu şekilde sıralanacaktır. Pandemiden en az etkilenen ülkeler başta olmak üzere, görece daha sıcak iklimler, nüfus olarak tenha ve iletişimin en az olabileceği muhtemel bölgeler tercih edilecektir. Bu bir kehanet değil, coronoya’nın doğal sonucudur. Son olarak iyimser tabloya bakarsak, bunların hiçbirini düşünmeye gerek yoktur. “Normalleşme” sonrası her şey eskiye döner, fiyatlar düşer ve bildiğimiz kriz yönetimini!!! yaparak hedeflenen rakamları yakalayamasak da kendisini kurtaracak bir sezon geçirmiş oluruz.

Sağlıkla kalın...

A.Adnan Soyaslan

Bizi paylaş!


Tarafsız ve güncel turizm haberlerinin adresi Tourism Today; günümüz teknolojisine uyumlu altyapısı ve sektöre kazandırdığı yeniliklerle turizm sektörünün nabzını tutuyor.

Türkiye ve yurt dışındaki gelişmeleri sıcağı sıcağına takip eden Tourism Today başta sektör temsilcileriyle yapmış olduğu özel röportajlar olmak üzere güncel haber, köşe yazıları, yurt içi ve yurt dışında gerçekleştirilen fuarlara ilişkin fotoğrafları da okurlarıyla paylaşıyor.

Sektöre kazandırdığı ilklerle turizm haberciliğine yeni bir soluk getiren Tourism Today, Türkiye başta olmak üzere birçok ülkenin doğal ve tarihi güzelliklerinin tanıtılmasına yardımcı olurken, sektöre ilişkin tüm gelişmeleri de adeta bir turizm gazetesi gibiymiş gibi çalışarak sektör temsilcilerinin ve okurlarının bilgisine sunuyor.

Turizm sektörüne ilişkin en güncel haberlerin adresi Tourism Today ile sektöre ilişkin en sıcak gelişmeler unutmayın ki bir tık uzağınızda...

Yorum Yap!