Sektör nezle oldu


Sektör adına birçok dinamiğin olumlu ilerlediğini düşünürken, bu kez darbe pek de hazırlıklı olmadığınız bir yönden geldi. Ocak ayında dünyanın diğer bir köşesinden önümüze düşen virüs haberlerinin küresel bir krizin başlangıcı olduğunu tahmin etmemiştik. Birinci ayında hızla Çin geneline yayılan hastalık doğal olarak son 20 yılda karşımıza SARS, MERS, Ebola, kuş veya domuz gribi olarak çıkan travmaları hatırlattı. Bugün geldiğimiz noktada gördüğümüz kadarı ile virüsün dünya üzerinde yarattığı etki ve yıkım, insan sağlığına olan etkisinden çok daha ağır bir tablo oluşturdu.

Salgının merkezi olan Çin, 2008 ekonomik krizininden de zor bir dönem geçirirken, yüzlerce fabrikada üretim durdu, tedarik zinciri kırılınca ticaret ve ekonomiye olan etkisi, virüsün kendisinden daha hızlı şekilde dünyanın geri kalanına yayıldı. Birçok büyük kuruluş küresel planlarını yeniden yapılandırmak zorunda kalırken, petrol tüketiminde bile dünya genelinde rekor bir düşüş gözlendi.

Bu denli bulaşıcı ve yeni bir salgının önüne geçebilmek için alınan tedbirler doğal olarak seyahat ve turizm faaliyetlerinin önemli oranda azalmasına neden oldu. Birçok etkinlik, toplantı, fuar, spor aktiviteleri, konserler ve tabi ki tatil planları iptal oldu. Şimdiden iflas eden havayollarına ait haberler düşerken, havacılık sektörünün bu süreçten zararının 110 milyar doların üzerinde olacağı tahmin ediliyor. Bu demek oluyor ki daha çok havayolu iflası haberi yolda.

Seyahat trafiğindeki bu önemli düşüş, tedarik zincirindeki bütün halkalara etki ederken asıl sorun bu sıkıntının ne kadar zaman alacağını tam olarak bilmiyor oluşumuz. Bir yandan bir çeşit viral nezle olduğunu bildiğimiz bu rahatsızlığın en azından kuzey yarım kürede havalar ısındıkça azalacağını düşünebiliriz. Ama diğer yandan da şimdiki sorun; yalnızca birkaç hafta önce dünyanın bazı yerlerinde sadece birkaç bin hastadan bulaşan bu virüs, artık bugün dünyanın hemen her yerinde onbinlerce hasta vasıtası ile bulaşacak olması ve batının kapısına dayanan kriz.

Yaz sezonu nisanda başlayıp, mayısta hareketleniyorsa, bizim için şimdilik hayati bir kaybın olduğunu düşünmeyebiliriz. Ancak halen belirsiz olan durum sektör adına oldukça can sıkıcı bir altyapı oluşturmakta. Bence insanların seyahat etmekten geri durmalarının asıl sebebi, hastalığa yakalanma korkularından çok, virüs ile mücadele faaliyelerinden etkilenmek. Kronik bir rahatsızlık altyapınız yoksa ve güçlü bir bünyenizin olduğuna inanıyorsanız bu virüsün size zarar verme ihtimali sıradan bir mevsim nezlesi kadar. Ama endişe duyacağınız başka sorunlar var. Bulunduğunuz bölge, kullandığınız tren, yolcu gemisi hatta otel bir anda karantinaya alınabilir ve haftalarca buna uymak zorunda kalabilirisiniz. Sınırlar kapanıp, uçuşlar durabilir. Olası bir şüphede ağır bir medikal tetkik süreci ile karşı karşıya kalıp haftalarca aileniz veya işinizden uzak kalabilirsiniz. Kendi adınıza virüsten endişe etmeseniz bile taşıyıcı olup etrafınızda daha zayıf bünyeye sahip bir yakınınıza bulaştırabilirsiniz. Tüm bu potansiyel durum, insanların virüs konusundaki paranoyasını hastalığın çok daha ötesine taşıdı.

Kendi adıma düşüncem, yılın bu ilk çeyreğini altüst eden etkinin sonraki çeyrekte azalacağı ve sağlık açısından durumun haziran ayından itibaren daha iyi olacağı. Ölümcül sonuçları olabilecek bu salgını küçümsemeden ve insan hayatının en önemli değer olduğunu en başa kalın harflerle yazarak, beni daha iyimser bakmaya iten şeyleri bir toparlayalım. 

-          Virüs’ü artık tanıyor ve nasıl tespit edeceğimizi biliyoruz. Çoğu Alman, bir grup bilim adamı virüsü tam olarak saptayacak testi 13 Ocakta açıkladı.  -          Hastalık, ilk vaka olan 31 Aralık 2019 tarihinden sadece bir hafta sonra tanımlandı ve virüse bağlı olduğu tespit edildi. Bu süre HIV virüsünde 2 yıldan daha uzun sürmüştü. Virüsün yarasalar kaynaklı olduğu, kısa bir mutasyon yaşadığı, ait olduğu tip ve gen haritasını anlamak sadece 10 gün sürdü.  -          Hastalık kişiler üzerinde hafif etkiler ile devam etmekte. Hastaların %81’i semptomları ya hiç hissetmez veya çok az hissederken, %14’ü zatürreye çevirmekte. Hastaların sadece %5’i hastalığın daha ağır durumları ile karşı karşıya kalmakta. -          Virüsün merkezi olan Çin’de durum giderek iyileşiyor ve bu virüsün şuan artışta olduğu bölgelerin geleceğine de bir ışık tutmakta. Çin’in bazı bölgelerinde yayılma durmuşken, çıkış noktası şehirlerde de yeni vaka sayısı iyileşen hastalardan daha az.  -          Virüs zannedildiği kadar dayanıklı değil ve dikkatli bir hijyen ile başa çıkılabilir. Alkol bazlı etkili bir dezenfektan ile temizlik kısa bir sürede virüsü etkisiz hale getirip başkaları için zararlı olma ihtimalini ortadan kaldırmakta. Daha sık sabunla el yıkama gibi kişisel önlemler de çok etkili. -          Hastaların çoğu kısa zamanda iyileşiyor. Bugün itibarı ile virüs bulaşan yaklaşık 110.000 kişinin 60.000’den fazlası tamamen iyileşti.  -          Çocuklara çok daha az zarar veriyor. Vakaların sadece %3’ü 20 yaş altı kişilerde görülmekte. Ölümlerin ise sadece %0,2’si.  -          Bilim dünyası top yekün virüs ile savaşıyor. Bilgi etkileşimi virüsten de hızlı bir şekilde gerçekleşti ve tetkikten tedaviye kısa sürede yüzlerce makale yazıldı ve bu sayede genetik, ilaç bilimi, karantina veya korunma ile ilgili doğru bilgiler çok seri bir şekilde paylaşıldı.  -          Aşının prototipi bulundu. Adeta bir yarışa dönen bu çabada ilk haber Avustralya’dan geldi ve insanlar üzerinde test aşamasına gelinen bir prototip üretildi.  -          Aşı hastalıktan korunma yöntemi iken, halihazırda virüs taşıyan hastalar için ilaç bulma çalışmaları rekor bir hızla ilerlemekte. Şimdiden 80’den fazla klinik çalışma, antiviral veya zatürre ilaçlarının hangilerinin bu virüs için etkili olduğunu ve yeni çalışmaların hangi yönde ilerlemesi gerektiğini ortaya koymakta.
Bulunduğumuz bu noktadan ileriye baktığımızda, bence iki farklı perspektifi değerlendirmemiz lazım. İlki sağlık, yaklaşık 2,5 aylık Çin faslını atlatıyor gibi görünüyoruz ve eldeki tecrübe ile Avrupa ve ABD’de önemli bir nüfusu tehdit etse de yine buna yakın bir sürede başa çıkılacağını düşünebiliriz. Ancak asıl ciddiye alınması gereken ikinci perspektif, ticaret ve finans üzerine olan etkisinin, virüsün sağlık üzerine olan etkisinden daha uzun süreceği ve yılın tamamına yayılabileceğini hesap etmemiz lazım.

Küresel ticaret ve petrol fiyatları nedeniyle değer kaybeden şirketler, belki daha uzun vadede işsizlik ve tasarruf, faiz kararlarının kur ve altın fiyatlarına etkisi, azalan seyahatlerin zor durumda bıraktığı havayolları, tur operatörleri derken etkilerinin bize sıkça dokunacağı bir yıla girmiş gibi görünüyoruz.

Bu durumda ülke turizmi adına da vakit kaybetmeden tüm sektör bileşenleri ile bir araya gelip, sağlıklı bir durum değerlendirmesi ve ardından yol haritası belirlemekte fayda var. Umut ile planları birbirine fazla karıştırmamak gerektiğine inanıyorum.

Özgür ACAR
Elefti Travel
ozgur.acar@elefti.com
09.03.2020

TOURISM TODAY

Turizm haberciliğinde 10 yıllık tecrube ve bilgi birikimi ile titizlikle hazırlanan Tourism Today; özel haberleri, röportajları, seyahat dosyaları ve güncel haberlerini; haber akış sistemleri, internet siteleri, sosyal medya hesapları, mobil uygulamalar ve multimedya basın merkezleri gibi ürünlerle paylaşan bir haber ajansıdır.

Yorum Yap!