Yazar : Haluk Özsevim

Tümü

Uyuyan güzel Türkiye

Uyuyan güzel Türkiye

Türkiye turizmi daha çok yaz aylarına bağımlı bir yapı sergiliyor. Türkiye’nin elinde bulundurduğu potansiyel, 12 ay turizmi hak ediyor. Ancak turizmi 12 aya yaymak için yaz ayları dışındaki dönemi de farklı turizm hareketleri ile harekete geçirmeliyiz.

Türkiye, deniz-kum-güneş ile Ege ve Akdeniz sahillerinde iyi bir çizgi yakaladı. Ancak iç bölgeler için aynı şeyi maalesef söyleyemiyoruz. Birkaç bölge dışında yaz ayları dışındaki dönemde turizm hareketliliği yakalayan bölge yok. Türkiye’nin turizm gelirlerini artırması için tek başına kıyı bölgelerimiz yeterli değil. Eğer Türkiye turizm gelirlerini artırmak istiyorsa kuzeyden güneye, doğudan batıya kadar bütün turizm potansiyelini harekete geçirmesi gerekiyor.

Bakın geçtiğimiz günlerde Adana Valiliği’nin ev sahipliğinde Adana Lezzet Festivali’ni organize ettik. 3 günde 300 bin ziyaretçi ağırladık. Türkiye’nin farklı noktalarından bu festival için Adana’ya gelenler vardı. Müthiş bir potansiyel bu Adana için. Adana’da gastronominin yanına tarih, kültür ve doğal güzellikleri de dahil ederek şehirde 12 ay turizm hareketliliği yakalayabilirsiniz. Lezzet Festivali deyip geçmeyin, Adana bu festival ile 150 milyon TL’lik bir ekonomik hareket yakaladı. Buradan bu festivale katkı sunan herkese çok teşekkür ediyoruz.

Bir diğer örnek ise Kapadokya’da gerçekleştirilen Salomon Cappadocia Ultra Trail’dir. Bu organizasyon 64 farklı ülkeden 3 bine yakın patika koşucusu ağırladı. Kapadokya’nın gözde bölgesi Ürgüp’te iki gün süren organizasyonda bölge otelleri güzel bir doluluk yakaladı. 25 milyon TL’lik ekonomik değer yaratan bu etkinlik, Kapadokya’nın kültür turizminin yanı sıra spor turizmindeki başarısını da ortaya koyuyor. Organizasyon, sosyal medya etkisi ile çok sayıda sporcuya tanıtım imkanı sundu. Bu başarılı organizasyon için de Aydın Ayhan Güney ve ekibini kutluyorum.

Adana ve Kapadokya örneğinde olduğu gibi Anadolu şehirleri de en önemli zenginliklerini farklı sunumlarla gözler önüne sermeli. Biraz gayret ve sabır ile birkaç sene içinde ekilen tohumların meyvesini yiyebilirler. Çünkü her şehrimiz ayrı bir zenginlik taşıyor. Anadolu şehirlerinin zenginliklerini sahiplenmesi gerekiyor. Anadolu şehirleri bu noktada adım atarsa turizmciler zaten bu potansiyeli değerlendirmek için harekete geçecektir. Turizmciler tek başlarına yeni bir turizm merkezi yaratamazlar. Turizm merkezi olabilmek için topyekün hareket etmek gerekiyor.

Pandemi ile seyahat etmeyi tüm dünya gibi iç pazar da özledi. İç pazar burada ayrı bir parantez açmak isterim. Sadece kriz dönemlerinde önemsenen iç pazar son 7 yıldır yaşanan krizlerle turizm sektörünün önceliğini kazandı. Ancak krizler sona erdiği zaman iç pazar üvey evlat muamelesi görmeye devam ediyor. Bazı büyük gruplar, iç pazarın öneminin farkına vardı ve çalışmalarını da bu yönde değiştirdi. Ancak bu yeterli değil. Turizm sektörü iç pazarı pamuklara sarmalı, önem vermeli. Çünkü iç pazar artık sadece kıyı bölgelerini tercih etmiyor. Farklı ürünler sunan turizm merkezleri iç pazardan nasibini fazlasıyla alıyor. Dolayısı ile 12 ay turizm için atacağımız adımları önce iç pazar için atmalıyız. İç pazar potansiyeli olduğu zaman yabancı turist ister istemez gelecektir.

İç turizmden bahsederken bir konuya daha değineceğim. Halkımız maalesef turizm değerlerimizin farkında değil. Önce kendi halkımız turizmi ve turizm değerlerimizi benimsemeli. Bu noktada bir çalışma yapılmalı. Kendimiz turizm değerlerimizi tanımalıyız ki iç turizmi daha haraketli kılalım.