The argument in favor of using filler text goes something like this: If you use any real content in the Consulting Process anytime you reach.

  • img
  • img
  • img
  • img
  • img
  • img

Get In Touch

Güncel Haberler
Otel
Acente
Destinasyon
Vacation
Havacılık
Cruise
Teknoloji
Spor
Sağlık
Sanat

Yeni oturma odamız: Otel lobileri

Yeni oturma odamız: Otel lobileri


Check-in’siz misafirler hoş geldiniz, lobi artık herkese açık!


Sabahın dokuzunda Antalya'nın şehir merkezindeki Akra V Hotel'in lobisine giriyorsunuz. Kalmıyorsunuz orada - sadece çalışmak için bir masa arıyorsunuz ya da bisikletinizi tamir ettirmeye geliyorsunuz. Lobi katındaki kafede barista sizi karşılıyor, Akdeniz ve Toros dağlarını çerçeveleyen cam cephe önündeki masanızda kahveniz hazır. Resepsiyon görevlisi gülümseyerek bakıyor. Check-ininiz yok ama hoş geldiniz. Bu sahne bir istisna değil. Bir trendin ilanı.

Sosyolog Ray Oldenburg, 1989’da hayatlarımızı üç mekâna böldü: Ev, iş ve ikisi arasındaki "üçüncü yer"  kafe, kütüphane, meydanlardı. Ait olduğumuzu hissettiğimiz ama ne ev ne iş olan o belirsiz ara bölge. Pandemi bu denklemi altüst etti. Ofisler boşaldı, kafeler kalabalığa battı, çalışma masası ile kanepe arasındaki sınır silindi. Ve tam o anda oteller sahneye çıktı: Biz o üçüncü yer olabiliriz dediler.

Antalya bu dönüşümün hem güzel hem de çarpıcı örneklerini barındırıyor. Şehir otelciliğinde iyi bir örnek var elimizde; Akra V Hotel, tam da bu felsefenin üzerine kurulu bir konseptle çalışıyor: “Urban Social” Şehir merkezinde konumlanan otel, kendini yalnızca konaklama yeri olarak değil, Antalya'nın kentsel dokusuna entegre bir sosyal alan olarak tanımlıyor. Lobi katındaki “Başka Ol” adlı mekân bu fikrin belki de en yaratıcı yansıması oldu son yıllarda. Yiyecek-içecek alternatifleriyle, kitap ve hediyeliklerin yanı sıra bisiklet tamiri, bisiklet ekipmanları ve bisiklet satışı da sunan bu alan, bisiklet severler için organik bir buluşma noktasına dönüşmüş durumda.

Sabah kahvesini içen biriyle bisiklet pedalını değiştiren birinin aynı mekânda buluşması işte "üçüncü yer" tam da buna denir. Akra Antalya'da ise bu sosyal atmosfer çok daha geniş bir kitleye yayılmış. Misafirler otelde yıllarca üye olarak fitness kulübünden yararlanmış, kafelerini ve lobiyi sürekli ziyaret etmiş. Otel, konaklayanların çok ötesinde, şehrin düzenli sakinleri için de tanıdık bir adrese dönüşmüş. Bu ayrım küçük görünebilir ama sektör açısından köklü bir değişimi işaret ediyor. Şehirden biraz uzaklaşınca akla gelen benim de çok sevdiğim IC Hotels Green Palace ise "üçüncü mekân" tartışmasına bambaşka bir boyut katıyor. Kundu'nun palmiye ormanları arasına gömülü bu beş yıldızlı resort, lobisini adeta bir ritüel sahnesine dönüştürmüş. Misafirler kapıdan girer girmez naneli limonlu su, limonata, köpüklü şarap ve lokumla karşılanıyor; sabahtan akşama kadar açık IC Café, günün her saatinde çay ve kahve servis ediyor. Lobi bar ise gece yarısını çok geçe kadar kapılarını kapatmıyor. Burada lobi, şehre açılan bir pencere değil; dışarıdan koparılmış, kendi içinde tamamlanan ve misafirin zamanını yeniden tanımladığı özel bir dünya. Bu model, konaklayanın lobide geçirdiği süreyi artırmayı hedefliyor aslında dışarıdan ziyaretçi çekmeyi değil... Yine de sonuç aynı; Lobi, odanın önünde bekleyen bir koridor olmaktan çıkıp deneyimin ta kendisine dönüşüyor.

Tabloya bambaşka bir ölçekte bakmak isteyenler için Lara sahilinde Mardan Palace örneğini de vermekte fayda var. Otelin mimari tasarımı İstanbul'un dört ikonik yapısından ilham alıyor; bunların başında 2 bin 800 metrekarelik Dolmabahçe Lobisi geliyor. Beş katlı cam tavan ve görkemli mermer merdiveniyle bir sarayın atmosferini yeniden yaratan bu alan, dünyaca ünlü devlet zirvelerinden sosyal davetlere, parıltılı düğünlerden kurumsal etkinliklere kadar pek çok farklı buluşmaya ev sahipliği yapıyor. Dolmabahçe Lobisi "üçüncü mekânın" en teatral ve en büyük ölçekli yorumunu fısıldıyor bir konuklarına; kentle değil, kendi büyüklüğüyle buluşmayı teklif ediyor.


Yeni adıyla oturma odası haline gelen lobilerin bu dönüşümünün arkasında ne var?

Boş lobi boşa harcanan metrekare demek. Ziyaretçi çeken bir lobi ise kahve satar, yemek satar, etkinlik satar ve en önemlisi marka kimliği inşa eder. Pandemi sonrasında serbest çalışan sayısının hızla artmasıyla birlikte oteller, bu kalabalığa kapı açmak için gerçek bir fırsat sezdi. Dijital göçebeler, şehrin dokusuna ait hissetmek isteyen gezginler, "turistik" görünmekten kaçınan konaklayanlar, hepsi için lobi artık yeni bir anlam taşıyor. Tabi meraklılar için şu soruya da yanıt bulmak gerek: Oteller için lobicilik gerçek bir açılım mı, yoksa sofistike bir pazarlama hamlesi mi?

Lobi "herkese açık" ama menüdeki fiyatlar seçici. Ortak çalışma alanı "ücretsiz" ama saatleri ve koşulları belli. Otel şehriyle bütünleştiğini söylüyor ama asıl çektiği kitle o şehrin varlıklı sakinleri. Oldenburg'un tanımladığı üçüncü mekânın ruhu erişilebilirlikte yatıyordu herkese, her saatte, ücret ayrımı gözetmeksizin açık olmak. Beş yıldızlı bir lobinin "herkes" tarifi ise oldukça dar bir çemberi kapsıyor.

Belki de oteller bize şunu söylüyor: "Konaklama bitti, deneyim bitmedi. Lobi bu felsefenin vitrin camı. Gerisi, bize ne kadar inanmak istediğimize kalmış…”

Işık TUNÇEL