Avrupa seyahatinde yeni dönem: Vize yetmeyecek, sınırda uzun kuyruklar oluşacak
- 28.03.2026
- 6 H
Avrupa Birliği’nin 10 Nisan 2026 itibarıyla tam kapasite devreye alacağı Entry/Exit System (EES), Türk yolcular dahil AB vatandaşı olmayan tüm seyahatçileri doğrudan etkileyecek.
Level Immigration & Properties CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, yeni sistemin özellikle yoğun dönemlerde sınır geçişlerini ciddi şekilde yavaşlatabileceğini belirtti. Avrupa Birliği’nin sınır güvenliğini artırmak amacıyla hayata geçirdiği Entry/Exit System (EES), 10 Nisan 2026 itibarıyla tüm Schengen ülkelerinde tam kapasiteyle uygulanacak. Yeni sistem kapsamında AB vatandaşı olmayan yolcuların pasaport kontrolü sırasında parmak izi vermesi ve biyometrik fotoğraf kaydı oluşturması zorunlu hale gelirken, bu uygulamanın özellikle yoğun havalimanlarında uzun kuyruklara neden olması bekleniyor. Türk yolcular, vize süreçlerini tamamlasalar dahi sınır geçişlerinde yeni bir prosedürle karşı karşıya kalacak.
Pasaport kontrolünde yeni dönem
EES sistemi, Schengen bölgesine giriş yapan yolcuların biyometrik verilerini kayıt altına alarak giriş-çıkış hareketlerini takip etmeyi amaçlıyor. Sistem kapsamında alınan parmak izi ve biyometrik veriler üç yıl boyunca saklanacak. Ancak bireysel işlem zorunluluğu nedeniyle sınır kapılarında işlem sürelerinin uzaması dikkat çekiyor.
Uluslararası Havaalanları Konseyi (ACI) verilerine göre EES’nin uygulandığı sınır kapılarında işlem süreleri yüzde 70’e kadar artarken, Cenevre ve Lizbon gibi havalimanlarında bekleme süreleri üç ila beş saate kadar çıktı. Bazı yolcuların uçuşlarını kaçırdığı da bildirildi.
“Vize almak artık tek başına yeterli olmayacak”
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Level Immigration & Properties Danışmanlık Hizmetleri CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, yeni sistemin seyahat dinamiklerini değiştireceğini belirtti. “EES ile birlikte Avrupa seyahatlerinde yeni bir dönem başlıyor. Artık vize almak tek başına yeterli olmayacak. Yolcular sınırda ek biyometrik işlemlerden geçeceği için özellikle yoğun sezonlarda ciddi zaman kayıpları yaşanabilir,” dedi.
Aktarmalı uçuşlar risk altında
Yeni sistemin en büyük etkilerinden birinin aktarmalı uçuşlarda hissedileceğini belirten Alamarioğlu, şu ifadeleri kullandı: “İstanbul ve Ankara çıkışlı, Avrupa aktarmalı uçuşlarda süre planlaması kritik hale geldi. Daha önce bir ila iki saat olan aktarma süreleri artık yeterli olmayabilir. Yolcuların uçuşlarını kaçırmamak için daha uzun bağlantı süreleri planlaması gerekiyor,” diye konuştu.
“Kuyruklar yatırım kararlarını da etkileyebilir”
Seyahat süreçlerinde yaşanan zorlukların yatırım eğilimlerine de yansıyabileceğini vurgulayan Alamarioğlu, şunları söyledi:“Vize almak zaten zorken, sınır geçişlerinin de zorlaşması yatırımcı davranışını değiştiriyor. Özellikle sık seyahat eden iş insanları ve yatırımcılar için bu tür belirsizlikler alternatif çözümleri daha cazip hale getiriyor,” ifadelerini kullandı.
Alternatif arayışlar hızlanıyor
Yeni sistemle birlikte yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık programlarına ilginin artabileceğine işaret eden Alamarioğlu, şu değerlendirmede bulundu: “Uzun vadeli ve çok girişli vize ya da oturum programları artık daha fazla talep görüyor. Yatırımcılar her seyahat öncesinde aynı süreci yaşamamak için daha kalıcı çözümlere yöneliyor. Avrupa’da oturum sağlayan Golden Visa programları bu noktada öne çıkıyor,” dedi.
Seyahat planlaması yeniden şekilleniyor
Uzmanlar, Türk yolcuların seyahat planlarını yeni sisteme göre revize etmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Buna göre yolcuların havalimanına daha erken gitmesi, özellikle Münih, Frankfurt ve Paris gibi yoğun aktarma noktalarında daha uzun bekleme sürelerini göz önünde bulundurması gerekiyor. Yoğun sezonlarda seyahat edecek yolcular için ek süre bırakılması, uçuş kaçırma riskini azaltan en önemli önlemler arasında yer alıyor. Alamarioğlu, “Yeni sistem kısa vadede zorluklar yaratabilir ancak yolcuların doğru planlama yapmasıyla bu süreç yönetilebilir. Buna rağmen, uzun vadede daha esnek ve kalıcı seyahat çözümlerine yönelim artacaktır” dedi.







