Yeşil Pasaport talebinde herkes var, turizmci neden yok?
- 28.03.2026
- 3 H
Yeşil Pasaport talebinde herkes var, turizmci neden yok?
Son zamanlarda farklı meslek grupları tarafından Yeşil Pasaport taleplerinin Meclis gündemine taşındığını sık sık medyada okuyoruz. Talepte bulunan meslek grupları içerisinde mühendisler, mimarlar, diş hekimleri, veterinerler, eczacılar vb. birçok meslek bulunmakta.
Ancak bu noktada dikkat çeken önemli bir eksik var: turizm sektörü.
Sözü geçen meslek grupları Yeşil Pasaport için taleplerini Meclis gündemine taşırken ülkemize döviz girdisi sağlayan, destinasyon tanıtımları için çalışan, turistle birebir faaliyette bulunan turizm sektörü niye bu meslek grupları arasında yer almıyor. Üstelik turizm sektörü, yalnızca ekonomik bir faaliyet alanı değil; aynı zamanda Türkiye’nin uluslararası alandaki görünürlüğünü, imajını ve rekabet gücünü doğrudan etkileyen stratejik bir sektör iken.
Böylesine kritik bir sektörün, mesleki hareket kabiliyetini artıracak düzenlemelerin dışında kalması elbette ki düşündürücü. Oysa turizm için Yeşil Pasaport meselesi, düşünüldüğü gibi bir ayrıcalık ya da prestij talebi değil. Direkt olarak bu işin yapılabilmesi ile ilgili. Çünkü turizmde uluslararası hareket, işin istisnası değil, işin bizzat kendisi. Fuarlar, workshoplar, kongre / etkinlikler, destinasyon tanıtımları, yurt dışı partner görüşmeleri, bölge inceleme gezileri gibi birçok organizasyon turizm profesyonellerinin iş tanımının doğal bir parçası.
Turizm sektöründe faaliyet gösteren profesyoneller için vize süreçleri çoğu zaman yalnızca zaman kaybı değil; aynı zamanda maliyet, operasyonel gecikme ve fırsat kaybı demek. Bu nedenle mesele bir kolaylık talebinden öte, doğrudan sektörün verimliliği ve uluslararası rekabet gücüyle ilgili. Bu hususta TÜRSAB’ın seyahat acenteleri için kamuoyuna yapmış olduğu bir çağrı bulunmakta. Bu çağrıda seyahat acentelerinin yalnızca satış yapan ticari yapılar değil; Türkiye’nin tanıtımını sahada ve uluslararası platformlarda fiilen yürüten aktörler olduğunu belirterek, yeşil pasaport gerekliliğine ilişkin talebini dile getirmiş. Çok haklı bir gerekçe ile bir talepte bulunulduğu aşikâr. Bir seyahat acentesi, tur operatörü ya da turist rehberi için sınır geçebilmek, sadece bir seyahat kolaylığı değil; hizmet üretiminin bir parçası. Ancak turizm yalnızca acentelerden ibaret değil. Rehberlerden konaklama sektörüne, kongre ve etkinlik organizatörlerinden gastronomi ve destinasyon tanıtımı yapan profesyonellere kadar geniş bir ekosistem. Dolayısıyla bu talebin yalnızca bir alt sektörün değil, turizmin bütün bileşenlerinin ortak gündemi olmalı.
Ancak asıl mesele de burada başlıyor: Turizm sektörü bu konuyu hâlâ ortak bir dosya hâline getirebilmiş değil.
Acenteler kendi alanından konuşuyor, rehberler kendi cephesinden zaman zaman ses yükseltiyor, farklı turizm bileşenleri kendi haklı gerekçelerini ayrı ayrı dile getiriyor. Fakat ortaya turizmin tamamını kapsayan, güçlü, sürekli ve sonuç odaklı bir ortak talep ne yazık ki çıkmıyor. Sektörün farklı temsil yapıları zaten mevcut. TÜRSAB, TUREB, TÜROFED, TÜROB, TTYD gibi kurumlar turizmin farklı alanlarını temsil etmekte. Sorun temsil eksikliği değil; bu temsil gücünün ortak bir talep etrafında birleşememesi. Bugün turizmin ihtiyacı, ayrı ayrı açıklamalar değil; aynı masada buluşan, ortak bir metinle kamuoyuna ve karar vericilere sunulan güçlü bir irade.
Turizmin sorunu temsilcisiz olmak değil; çok sayıda temsilci olmasına rağmen ortak dosyada tek ses olamamaktır.
Eğer bugün turizmi gerçekten “stratejik sektör” olarak tanımlıyorsak, bu stratejik tanım yalnızca tanıtım kampanyalarında ya da gelir tablolarında kalmamalı; sektörü ayakta tutan profesyonellerin önündeki bürokratik engellerin azaltılmasında da karşılık bulmalı. Çünkü turizme stratejik sektör muamelesi yapmak, sadece rekor rakamlar açıklamakla değil; o rakamı üreten insan kaynağının işini kolaylaştırmakla mümkün.
Belki de asıl ihtiyaç, tek tek mesleklerin değil; turizmin tamamının aynı cümleyi kurabilmesidir.
Bugün turizmin tüm temsilcilerine düşen görev nettir: Bu konuyu alt sektörler bazında değil, turizmin ortak mesleki hakkı olarak ele almak ve ortak bir dosya ile karar vericilerin karşısına çıkmak. Çünkü turizmin rekabet gücü, yalnızca destinasyonlarımızın cazibesiyle değil; o destinasyonu dünyaya anlatan profesyonellerin hareket kabiliyetiyle de ölçülür.
Yeşil Pasaport turizm için bir imtiyaz değil, işin gereği.
Merve AKSOY







