2017, Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO / BM DTÖ) tarafından “Gelişme İçin Sürdürülebilir Turizm Yılı” ilan edildi. DTÖ üyesi ve “DTÖ Turizm İçin Küresel Etik Kuralları”nı Türkiye’den ilk imzalayan turizm kuruluşu FEST Travel Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Pekin “Bu vesileyle turizm anlayışımızı yeniden gözden geçirebiliriz,” diyor.
Sürdürülebilir turizm ve seyahat anlayışı, doğal, biyolojik, ekolojik, kültürel, toplumsal, kısacası yenilenebilen tüm kaynaklara süreklilik sağlayacak, turistik ürünlerin uzun yıllar arza konu olabilme koşullarını yaratacak, başta çevre olmak üzere kaynakları geliştirerek korumak üzere optimal ve rasyonel şekilde kullanacak bir planlama ve uygulama anlayışıdır.
Sürdürülebilir turizm, bir turizm türü değil, turizm ve seyahat için bir “şart”tır. Turizmin “olmazsa olmaz” koşuludur. Dünya Turizm Örgütü’nün bu yaklaşımı, değişik uygarlıkların sahip olduğu zengin kültür mirasına daha fazla farkındalığı, değişik kültürlerin içerdiği değerlerin daha iyi anlaşılmasını, halklar arasında daha iyi bir anlayışı gerekli kılıyor.
Sonuç: dünya barışının güçlenmesi.
Tabii ki 2017 yılı boyunca BM Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı (Rio+20) kararlarını izlemek, ana amaçlardan olmak zorundadır. Daha önce yayınlanan Çözüm: Kültür Turizmi (İletişim, 2011) adlı kitabında bu konuya değindiğini belirten Faruk Pekin şöyle devam ediyor: “Turizm ve seyahat etkinliklerinin gerçekleştirildiği ortam, insan, bitki örtüsü, hayvanlar topluluğu, mikroorganizmalar gibi canlı, yer, su, hava, iklim, doğal ve tarihsel yapılar, somut kültürel miras gibi cansız, ekonomik, toplumsal ve politik koşullar, somut olmayan, yaşayan kültürel mirası gibi toplumsal çevreden oluşur.
Sürdürülebilir turizm anlayışı tüm turizm türlerine uygulanabilir. Kırsal turizm, yayla turizmi, çiftlik turizmi, agro-turizm, yürüyüş, dağcılık, doğa turizmi, doğal yaşam incelemesi, macera turizmi, rafting, kano, kayak, düşük etkili turizm, yumuşak turizm, yavaş turizm, küçük kasaba ve köy turizmi, küçük ölçekli kongre ve konferanslar… gibi ‘alternatif turizm’ adı altında sıralanan türler de “sürdürülebilir turizm” anlayışıyla gerçekleştirilmek zorundadır.
Diğer yandan artık iyice anlaşılmıştır ki, turizm etkinliği sırasında zarar gören doğal, tarihsel ve kültürel değerler tek bir ulusun, tek bir ülkenin değil, tüm insanlığın malıdır. Bu nedenle sürdürülebilir turizm ülkesel, bölgesel değil, evrensel bir amaçtır.
Sürdürülebilir turizm bir ülkede turizm ve seyahatleri tüm ülkeye ve 12 aya yaymada, doğal, tarihsel ve kültürel mirasın korunup geliştirilerek gelecek nesillere de sunulmasında tek yoldur.
Gerçekte ‘sürdürülebilirlik’ kavramı bugün ekonomi, çevre, toplum gibi üç bileşenin iç içe geçmişliği açısından tüm BM alt kuruluşlarında dikkatle ele alınan yaklaşımları zorunlu kılıyor. Rio+20 belgeleri çerçevesinde sürdürülebilir ekonomi, sürdürülebilir kalkınma, sürdürülebilir inovasyon, sürdürülebilir mimari, sürdürülebilir tüketim… tartışmaları, Kurumsal Sosyal Sorumluluk (CSR), Sorumlu Yatırım İlkeleri (PRI) gibi yeni söylemleri gündeme geliyor, turizm alanında ekoturizm, jeoturizm, sorumlu turizm, yeşil turizm, karbon emisyonu… gibi tartışma konuları açılıyor.
DTÖ, sürdürülebilir turizm konusunda özellikle şu şartları zorunlu sayıyor: Temel ekolojik süreçleri koruyarak ve doğal miras ile biyolojik çeşitliliğin korunmasına yardımcı olarak turizmin gelişmesindeki kilit unsuru oluşturan çevresel kaynakların en uygun kullanımını sağlamalı, turist kabul eden toplumların sosyokültürel otantikliğine saygı duymalı, onların geleneksel değerlerini, var olan ve yaşayan kültürel mirasını korumalı, kültürlerarası anlayış ve hoşgörüye katkıda bulunmalı, tüm paydaşlara adil şekilde dağıtılan, aralarında turist kabul eden toplumlara sosyal hizmetleri, devamlı iş ve gelir getiren fırsatların da olduğu sosyoekonomik faydaları sağlayarak ve yoksulluğun azalmasına katkıda bulunarak tutarlı ve uzun süreli ekonomik faaliyet sağlamalıdır.”
Türkiye şu anda turizm sektöründen kaynaklanmayan sorunlardan dolayı bir kriz dönemi geçiriyor. Bu kriz biraz uzun süreceğe benziyor. “Böylesi bir ortamda sürdürülebilir turizm anlayışı çerçevesinde Türkiye turizmini yeniden biçimlendirebiliriz” diyen Pekin, konunun tüm taraflarını ciddi biçimde bunun tartışmasını yapmaya davet ediyor.
İlgili Haberler

Jolly Tur, o banka ile el sıkıştı
Turizm sektöründe misafir memnuniyetine odaklanan yenilikleriyle trend yaratan Jolly Tur, bu yönde yeni bir işbirliği daha gerçekleştirdi.

Meeting Point Turkey, Türkiye'nin en büyükleri arasında
Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından gerçekleştirilen “Türkiye'nin 500 Büyük Hizmet İhracatçısı” 2015 yılı araştırması sonuçlarına göre, Meeting Point Turkey İlk 500 Hizmet İhracatçısı…

Seyahat acentelerine yakıt desteği yürürlükte
Türkiye'ye turist getirecek A grubu seyahat acentelerine uçuş başına verilen 6 bin dolarlık destek 2017'de de sürecek.

Bentour, Türkiye’den aldığı desteği acentelere dağıtacak
Bentour, Türkiye’ye yurtdışından turist getiren firmalara verdiği yakıt desteğinin bir kısmını acentelere dağıtacak.

Touristfly: "Antalya çıkışlı uçaklı turlarımız devam ediyor"
Sektöre giriş yaptığı 2012 yılında İstanbul destinasyonu ile başlayan Antalya çıkışlı günübirlik turlarına iki yıl önce Efes ve Kapadokya'yı da ekleyen Touristfly, hizmet kalitesini daha geniş…

Setur, turizmin itibarını en çok arttıran marka oldu
Setur, Marketing Türkiye ile Akademetre iş birliğiyle düzenlenen “The One Awards Bütünleşik Pazarlama Ödülleri” kapsamında turizm sektöründe marka ve itibar değerini en çok arttıran marka seçildi.
