Bir dönem Japon elitlerinin, yeni evli çiftlerin ve lüks arayan tatilcilerin gözdesi olan dev tesis, bugün paslanmış demirleri, küflenmiş duvarları ve odalarını saran tropikal sarmaşıklarıyla sessizliğe gömülmüş durumda. Tokyo'nun yaklaşık 300 kilometre güneyindeki volkanik Hachijō-jima Adası’nda yükselen Hachijo Royal Hotel, ışıltılı günlerinden geriye kalan hayalet görüntüsüyle doğanın insanoğlundan intikam alışını gözler önüne seriyor.
"Japonya'nın Hawaii'si" Efsanesi İkinci Dünya Savaşı sonrasında ekonomik bir mucize yaşayan Japonya'da halk zenginleşiyor, ancak katı döviz kontrolleri ve vize kısıtlamaları nedeniyle vatandaşlar yurt dışına kolayca tatile gidemiyordu. Tam da bu dönemde turizmciler, subtropikal iklimi ve palmiyeleriyle öne çıkan Hachijō-jima Adası'nı "Japonya'nın Hawaii'si" olarak pazarlamaya başladı.
Bu çılgınlığın zirve noktası olarak 1963 yılında kapılarını açan Hachijo Royal Hotel, yalnızca adanın değil, tüm ülkenin en iddialı ve gösterişli turizm yatırımlarından biri oldu. Fransız Barok ve Neoklasik tarzda inşa edilen dev kompleks; devasa kristal avizelerle aydınlatılan mermer lobileri, Avrupa'dan ithal edilen Greko-Romen heykelleri, geniş yüzme havuzları, kumarhaneleri ve egzotik bahçeleriyle dönemin lüks anlayışının simgesi haline geldi.
Sınırlar açıldı, rüya bitti
Otelin altın çağı, Japon hükümetinin 1970'lerde yurt dışı seyahat yasaklarını hafifletmesiyle sarsılmaya başladı. Uçak biletlerinin ucuzlamasıyla birlikte tatilciler artık "yerli Hawaii" yerine gerçek Hawaii'ye, Guam'a ya da Okinawa sahillerine yöneldi.
Adadaki turist sayısının hızla düşmesi, devasa tesisin işletme maliyetlerini karşılanamaz hale getirdi. Farklı işletmeciler altında yapılan canlandırma hamleleri ve isim değişiklikleri de sonuç vermedi. Otel, son misafirlerini ağırladıktan sonra 2006 yılında kapılarını bir daha açılmamak üzere kilitledi.
Yıkılamıyor ve yenilenemiyor
Otelin kapatılmasının ardından geçen yıllarda yapı hiçbir zaman yıkılmadı. Anakaranın yüzlerce kilometre açığındaki adada bulunan bu devasa beton kütlesini yıkıp enkazı gemilerle taşımak, astronomik bir maliyet anlamına geliyordu. Bu nedenle tesis olduğu gibi kendi kaderine bırakıldı.
Bugün okyanusun tuzlu rüzgârları, yüksek nem ve bölgeyi vuran sert tayfunlar yapıyı adeta bir harabeye çevirmiş durumda. Lüks süitler küf ve rutubetle kaplanırken, sarmaşıklar ve eğrelti otları kırık pencerelerden içeri girerek lobileri ve balo salonlarını istila etti. Özel mülk statüsünde bulunması ve taşıyıcı sistemindeki çürümeler nedeniyle içeri girilmesi son derece tehlikeli ve yasak olmasına rağmen, Hachijo Royal Hotel bugün dünyanın dört bir yanından gelen harabe fotoğrafçıları ve kentsel keşif tutkunlarının radarına girmiş bir "modern kalıntı" olarak okyanus kıyısında erimeye devam ediyor.







