Yaklaşık bir yıl önce kariyerini Antalya’dan Çin’e taşıyan Mutfak Şefi Veli Can Ocak, sunduğu yemeklerle Türk lezzetlerini Çinli misafirleri ile buluşturuyor. Kendisini geliştirmek için Çin’e giden Ocak, “Burada Türk şeflere ve Türk yemeklerine karşı ciddi bir saygı var” dedi.
Tuncay SEVİN / Tourism Today
Bir yıl önce yüzlerce otelin bulunduğu Antalya’dan Çin’e gittiniz. Neden, kariyerinizi binlerce kilometre uzağa dünyanın diğer ucuna taşıdınız?
Antalya’da uzun yıllar çok değerli otellerde çalıştım ve bana büyük bir deneyim kazandırdı. Ancak bir noktadan sonra kendimi farklı bir kültürde, farklı bir mutfak anlayışının içinde geliştirmek istedim. Konfor alanından çıkmadan gerçek anlamda gelişmenin zor olduğuna inanıyorum. Çin’e gitme kararım da tam olarak bu düşünceden doğdu. Bugün geriye dönüp baktığımda bunun kariyerimde verdiğim en doğru kararlardan biri olduğunu söyleyebilirim. Sadece mesleki anlamda değil, liderlik, iletişim ve farklı kültürleri yönetme konusunda da çok şey öğrendim.
Türk aşçılar iş için çoğunlukla Ortadoğu ve Avrupa'ya gidiyor. Siz çok uzak bir ülkeyi gittiniz. Çin'de Türk aşçı olarak nasıl karşılandınız?
İlk başta doğal olarak herkesin merakı vardı. Türk mutfağını ne kadar bildiğim, nasıl bir mutfak kültürüyle yetiştiğim ve neler katabileceğim ilgiyle takip edildi. Zamanla hazırladığımız yemekler ve mutfaktaki disiplinimiz sayesinde hem ekip arkadaşlarımızın hem de misafirlerimizin güvenini kazandık. Çin’de Türk şeflere karşı ciddi bir saygı olduğunu düşünüyorum. Özellikle et pişirme teknikleri, kebap kültürü ve Akdeniz mutfağı konusundaki tecrübemiz ilgi görüyor.
Bu mesleğe adım attığınızda nasıl bir kariyer planınız vardı? Şimdi nasıl bir kariyer planınız var?
Mesleğe başladığımda tek hedefim iyi bir aşçı olmaktı. En iyi şeflerin yanında çalışıp sürekli öğrenmek istiyordum. Yıllar geçtikçe şunu fark ettim; iyi yemek yapmak tek başına yeterli değil. Bir mutfağı yönetebilmek, güçlü ekipler kurabilmek, maliyet kontrolü sağlayabilmek ve sürdürülebilir bir sistem oluşturabilmek de en az yemek kadar önemli. Bugün hedefim sadece iyi yemek yapan bir şef olmak değil; farklı ülkelerde başarılı mutfaklar yöneten, ekipler yetiştiren ve uluslararası alanda iz bırakan bir mutfak yöneticisi olmak.
Çinli misafirlerinize Türk mutfağından örnekler sunuyor musunuz? Türk mutfağı orada tanınıyor mu?
Türk mutfağının önemli lezzetlerini misafirlerimizle buluşturuyoruz. Özellikle kebap çeşitleri, mezeler, baklava ve bazı geleneksel tarifler büyük ilgi görüyor. Çin’de Türk mutfağını tanıyan insanların sayısı her geçen gün artıyor ancak hâlâ anlatacak çok hikâyemiz ve tanıtacak çok lezzetimiz var. Ben de bulunduğum her mutfakta Türk mutfağını en doğru şekilde temsil etmeye çalışıyorum.
Son yıllarda çok sayıda aşçımız iş için yurt dışına gitti. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bunu genel olarak olumlu bir gelişme olarak görüyorum. Yurt dışında çalışmak sadece daha farklı bir kariyer fırsatı sunmuyor; aynı zamanda insanın bakış açısını değiştiriyor. Farklı kültürleri tanıyor, yeni teknikler öğreniyor ve uluslararası standartlarda çalışma deneyimi kazanıyorsunuz. Elbette Türkiye çok güçlü bir gastronomi ülkesi. Ancak yurt dışında edinilen bilgi ve deneyimlerin bir gün ülkemize geri dönmesi, Türk mutfağının gelişimine de önemli katkılar sağlayacaktır. Dünyanın farklı noktalarında çalışan Türk şefler aynı zamanda ülkemizin gastronomi elçileri olarak önemli bir görev üstleniyor.

