Turizm Haberleri
TT29 Eylül 2026 Salı
TT29 Eylül 2026 Salı
Misafir ve personel memnuniyeti olmadan maliyetleri yenemezsiniz!

Misafir ve personel memnuniyeti olmadan maliyetleri yenemezsiniz!

2 dk okuma
Misafir ve personel memnuniyeti olmadan maliyetleri yenemezsiniz!

Nevzat Ahmet Çelebi’nin açıklamaları şöyle: “Otelcilikte maliyetin net bir tanımı ve kalıbı yoktur, kişilere, kurumlara, kurguya düşünceye ve konsepte göre farklılıklar içerir. Kısaca tesisin gelir elde etmek için ürettiği sunduğu hizmetlerin oluşabilmesi için harcanan bedel olarak görürüz maliyetleri. Sektörel anlamı ile tesiste sunulan ürünlerin verilen hizmetlerin misafir kişi başına ve gecelik olarak harcanan değerlerin tümüne maliyet deniliyor. Mesleğin dilinde buna; Kişi başı gecelik maliyet diyoruz: Per person per night cost.

Diğer yandan, tesisin günlük haftalık aylık ve yıllık olarak toplam maliyetine de kırılım dengesi diyoruz: Break event point. Maliyet her yerdedir ve her şey ayrı ayrı birer maliyettir. Başta yatırım, enerji, iş gücü, işlenmiş işlenmemiş gıdalar, yatırımın sigortası ödediğiniz vergiler, zaiyatlar, fireler, işletme malzemeleri yardımcı malzemeler, reklam ve tanıtımınız her biri birer maliyettir.

Peki, en büyük maliyet kalemi nedir? Kimine göre; iş gücüdür kimine göre enerjidir kimine göre yiyecek içecek malzeme alımıdır, vergidir. kiradır. Diğer yandan çok fark edilmeyen ve zayi edilen değerleri nedense hiç kimse görmez. Bu kocaman yatırımlarda en büyük maliyet kalemi boşa ve yanlış harcanan zamandır, iş bilmez yatırımcılar ve basiretsiz yöneticilerdir, çağa ayak uyduramamaktır, en büyük maliyet kalemi Atalet’tir. Takım, ekip olamamaktır. Doğru çalışanları bulamamak verimsiz bir çalışanı etkin hale getirememek eğitmemektir. Doğru iş ortamını iklimi oluşturamamak, sistem kuramamaktır.
Günümüzde sektörümüzde maalesef maliyet çok yanlış anlaşılmış, yanlış algılanmaktadır.

Markalaşma ve kalitenin anlamını bilmeden, çalışmasını yapmadan kendine profesyonel diyen halbuki markanın kalitenin yanından bile geçmemiş bir profesyonelliğin var edildiği bir süreçte yaşıyoruz. Tanımı olmayan nitelikleri dilinden düşürmeyen, otelinden bahsederken yedi yıldız diye anlatan fakat önüne konulan yemeğin tadına bakmadan tuz ve karabiber ekleyen profesyonellerin yönettiği bir sektör haline geldi otelcilik.

Anlamıyoruz, anlamıyorsunuz, anlamıyorlar maliyetin ruhundan. Sabit giderlerde arıyorsunuz hep maliyeti. İşletmenin stoklara giren ürünlerin giriş sırasını takiben çıkmaya başlamasına dayalı bir değerleme tekniği olan; ilk giren ilk çıkar gibi ezberci bir eğitim modeli ile alınıyor o belgeler, diplomalar. Ne bekliyoruz ki? Bence, sektörün ‘seni anlamadığımız gibi suçu hep senin üzerine atıyoruz’ diyerek maliyetten iyi ve derin bir özür dilemesi lazım aslında.

Kalemi eline alan enerji gideri şu kadar, maaşlar şu kadar, yiyecek içecek malzeme gideri şu kadar, vergi tutarı şu kadar, diye alt alta yazıp topluyor rakamları. Rakamlara göre bir bakıyorsunuz şirket ölüm çizgisinde. Rakamlar her şey midir? Eğer öyleyse bu iş çoktan bitti. Maliyetlerin kontrol edilmesi sadece mali işlerin görevi midir? Nedir maliyet sizce?

Anlamayanlar, markalaşmadan kaliteyi oluşturmadan kanıtlamadan bilinen tercih edilen olmadan misafir memnuniyetini ve sadakatini yakalamadan maliyetleri yenemezsiniz.”

Bu haberi paylaş

İlgili Haberler

Güncel

Farkındalık

Her ne kadar aktif iş yaşamının içinde olmasam ve yöneticilik yapmıyor olsam da bazen oturup, düşünüyorum; “Çalışma hayatı nasıl daha keyifli ve iş arkadaşları nasıl daha üretken olabilirdi?” diye.