2026 yaz sezonuna başlarken Şu an yaşanan jeopolitik kriz (Özellikle Orta Doğu merkezli gerilimler ve buna bağlı algı) turizmde “Gerçek riskten çok algı riski” yaratıyor. Bu da özellikle Doğu Avrupa ve Akdeniz destinasyonlarını etkiliyor. 2026’da yaşanan krizle birlikte rezervasyon iptalleri ve ertelemeler ciddi şekilde arttı. Özellikle Berlin’de gerçekleşen ITB turizm fuarı ve devamında ülkemizde %40–60 arası rezervasyon düşüşü yaşandı. Turistler “riskli algıladıkları” Doğu Akdeniz ülkeleri yerine İspanya, İtalya gibi batı destinasyonlarına kaymaya başladı. Uçuş iptalleri, yakıt maliyetleri ve krizin getirdiği ekonomik tedirginlikler talebi daha da düşürdü. Talep aslında tamamen yok olmadı, sadece yer değiştirdi. Bu durumda sadece fiyat düşürmenin çözüm olmadığını, uzun vadede zarar verdiğini tüm Türkiye turizmi geçmiş tecrübelerden gayet iyi biliyor. Ama maalesef başlayan 2026 yaz sezonu ile birlikte tesisler doluluk sağlama telaşı ile fiyatlarda inanılmaz indirimler yaptılar. Düşük fiyat stratejisi rezervasyon oranlarında kısmi bir artış sağlamakla beraber, bize esas sıkıntının fiyatsal olmadığının da mesajını verdi. “Güven satmak” Güvenlik, sağlık ve ulaşım sürekliliği net anlatılarak “safe destination” iletişimi yapılmalı ki bu sadece biz turizmcilerin değil, hükümetimizin de desteğiyle gerçekleşebilir. Hükümetimizin verebileceği en büyük destek öncelikle uluslararası iletişimi güçlü kılmak. Mevcut algıyı yöneterek, “Türkiye güvenli destinasyon” mesajını vermektir. Kısa vadede artan maliyetlerinin de altına girerek düşük fiyatla turist çekmeye çalışan turistik tesislerimiz, hükümetimizin de vereceği ekonomik teşviklerle sürdürülebilirliği kısmen sağlayabilirler. KDV indirimi, Konaklama vergisinin geçici askıya alınması ya da kaldırılması vb. destekler en azından turizmciye biraz olsun nefes aldıracaktır. Bu arada Ortadoğu krizi ile artan yakıt maliyetleri havayolları şirketlerini sarsarken, hükümetimiz tarafından verilebilecek yakıt destekleri de uçak iptallerini azaltmakla beraber, tatil yapmak isteyen turiste binecek maliyeti de düşürecektir. Algı yönetimi konusunda oluşturulabilecek kriz merkezleri, tüm pazarlarda her türlü medya organlarını takip ederek, yanlış yönlendirmelere ve manipülasyonlara anında tepki verebilir. Ülkeler bazında varsa seyahat uyarılarına diplomatik girişimlerde bulunulmasına destek verebilirler. Tüm meslektaşlarıma mevcut süreçte başarılar diliyor, her şeye rağmen iyi bir sezon geçirmelerini yürekten temenni ediyorum. Biz ne krizler atlattık. Aydoğan ÇETİN
İlgili Haberler

Komutanıyla konuştu hayatı değişti: İşte Kâmil Koç’un hikayesi
Türkiye'nin ilk özel karayolu taşımacılık şirketi hangisi? 1926 yılında kurulan “Kâmil Koç”

Görmezden gelinen değil, görülüp kabullenilen bir sorun: Tabela kirliliği
Bir turist Antalya’ya indiği andan oteline gelene kadar ilk neleri görür? Denizi değil, tarih değil. Maalesef yol boyunca bol bol olan kontrolsüz tabelaları.

Görünmeyen köprüden geleceğe yolculuk: Yatırımcı ile danışman arasındaki görünmez bağ
Otelcilik sektöründe yatırımcı ile danışman arasındaki ilişki, çoğu zaman rakamlardan ve raporlardan ibaret sanılır. Oysa bu bağ, finansal tabloların...

Turizm ve otelcilikte krizden çıkışın yolu
Turizm sektörü bugün yalnızca savaşların, politik gerilimlerin veya küresel belirsizliklerin gölgesinde değil; aynı zamanda doluluk oranları, maliyet...

Dünyanın en uzun seyahat günlüğü hangisi?
Tarihin popüler gezginlerinden Marco Polo’nun “II Milione” ve İbn Battuta’nın “Rihla” günlüklerinden çok daha uzun olan bu seri 17. yüzyıldaki siyasi ve...

Turizmde "Soft Socializing" trendi yükseliyor
Son yıllarda turizm sektöründe dikkat çeken bir değişimden bahsedeceğim bu hafta. Hayatın deviniminden insanlarda besleniyor ve talepleri hep devinim içinde....

