Turizm Haberleri
TT29 Haziran 2026 Pazartesi
TT29 Haziran 2026 Pazartesi
Dünyanın bilinen ilk kenti neresi?

Dünyanın bilinen ilk kenti neresi?

2 dk okuma

Çatalhöyük. Konya sınırları içerisinde yer alan ve 1958 yılına kadar kimsenin bilmediği bir yerden bahsediyoruz. İsmi bile sonradan verildi. Ova seviyesinin altında olduğu için de bugüne kadar çok iyi korunabilmiş.

10 Kasım 1958’de İngiliz arkeolog James Mellaart’ın keşfi ile ortaya çıktı. Obsidyen ve yanmış duvar buluntusu ilgisini çekti. Kazı 1961 yılında başladı ve 4 sezon sürdü.
1965'te eser kaçakçılığı şüpheleriyle kazı izni iptal edilmiş; alan 1993'te Ian Hodder gelene dek atıl kalmış. Kazılar bugün Anadolu Üniversitesi önderliğinde sürüyor.

Çatalhöyük dünyanın bilinen ilk yerleşimi değil, Jericho daha eskidir. İlk anıt değil, Göbeklitepe daha eskidir. İlk köy değil, yakındaki Canhasan ondan 750 yıl önce
kurulmuştur. Çatalhöyük bilinen ilk kenttir. 8 bin civarı kişi burada yaşamıştır.
MÖ 7.400 ile 6.200 arasında, üst üste 18 kat inşa edilmiş, yaklaşık 2000 yıl sürmüştür.

Duvarlarda av sahneleri, soyu tükenmiş yaban hayvanları, leoparlar ve akbaba resimleri var. İnanca göre ölüler, etleri akbabalar tarafından temizlensin diye açıkta bırakılıyordu.

Dünyanın ilk haritası da burada: Hasan Dağ'ın zirvesi ve önde kuş bakışı bir şehir planı bulundu. Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde görebilirsiniz.

Bu dönemde halk üretici; tarım yapıyor, koyun güdüyor, ekmek ve lapa yapıyor. Ürünler her evin kendi deposunda saklanmış. Yani şehir koloni değil, bireysel bir yapı üzerine kurulmuş.

Bitişik nizamda duran evlere çatıdan giriliyor. Girişin altında fırın ve ocak var. Yemek pişiyor, oda ısınıyor, duman aynı delikten çıkıyor. Bu nedenle evler çok isliymiş. Yapılan araştırmalar evlerdeki bu islerin insan ömrünü kısalttığını ve erken ölüme neden olduğunu düşündürüyor.
İskeletlerin kaburgalarındaki kurumlar bu tezi doğruluyor. Neolitik dönem olmasına rağmen ciddi bir temizlik anlayışı var. Bazı odalar 450 kez üst üste sıvanmış.

Bu zamana kadar kentin sadece yüzde 6'sı kazılmış. Binlerce yapı hâlâ toprak altında. En dıştaki evlerin penceresi yok, duvarlar vahşi hayat ve sel baskınlarına karşın doğal bir sur görevi görmuş. Tapınak, saray benzeri bir yapı hala bulunmadı. Eldeki verilere göre eşit bir halk ve özgür haneler görüyoruz. Yani kent eşitlikle kurulmuş.

Çatalhöyük'ün Göbeklitepe ile bağını da araştırdım ama doğrudan akrabalık kanıtı bulamadım. İki dönemde ortak sembolleri görüyoruz: Akbaba, boğa, vahşi hayvan. Ama bu yeterli değil. Kim bilir, kazılar derinleştikçe belki bir bağ kurulabilir.

MÖ 7. binyılda iklim, hastalık ve sosyal çözülmenin baskısıyla kent terk edilmiş, nüfus dağılmış, yerleşik tarımı batıya taşımışlar. Yazılı eser olmadığı için süreci tam olarak bilmiyoruz. Ancak Avrupa'nın ilk çiftçileri bu halkın torunlarıdır diyebiliriz.

UNESCO listesine girdiği ilk senelerde ziyaretçi sayısında gözle görülür bir artış olmasına rağmen Göbeklitepe'den çok daha az ziyaretçi alıyor. Oysa anlatılacak çok şey var.

Bir gün hak ettiği değeri görmesi dileğiyle.

Sezer ŞENER

EtiketlerAnkara
Bu haberi paylaş