Değişen turizm dünyamızda, yeni bir yönetim anlayışı şart: Durumsal Yöneticilik
Her insanı aynı şekilde yönetemezsiniz. Her problemi aynı yöntemle çözemezsiniz. Her dönemde aynı yönetim tarzıyla başarılı olamazsınız.
Turizm sektörü sürekli değişiyor. Misafir profilleri, çalışanların beklentileri, teknoloji, pazar koşulları ve rekabet anlayışı her geçen gün farklılaşıyor.
Bu değişim yalnızca otellerimizi ve sunduğumuz hizmetleri değil, yönetim anlayışımızı da değiştirmemizi gerektiriyor.
Tam da bu noktada son yıllarda yönetim dünyasında daha fazla konuşulan bir kavram karşımıza çıkıyor Durumsal yöneticilik.
Aslında bu, başarılı yöneticilerin uzun yıllardır uyguladığı ancak belki de adını çok fazla koymadığı bir yönetim biçimi.
Durumsal yöneticiliğin temelinde oldukça basit ama önemli bir gerçek bulunuyor:
Her insanı aynı şekilde yönetemezsiniz.
Her problemi aynı yöntemle çözemezsiniz.
Her dönemde aynı yönetim tarzıyla başarılı olamazsınız.
Çünkü şartlar değişir. İnsanlar değişir. Dolayısıyla yöneticinin de gerektiğinde yaklaşımını değiştirebilmesi gerekir.
Her çalışana aynı yönetim tarzı uygulanamaz Geçmişte yöneticilik daha basit bir anlayışla tarif edilebiliyordu. Yönetici karar verir, çalışan uygular.
Bugünün çalışma hayatında ise bu anlayış tek başına yeterli değil. Artık aynı işletmenin içerisinde farklı kuşaklardan, farklı kültürlerden, farklı eğitim ve deneyim seviyelerinden çalışanlarımız var. Üstelik çalışanların yöneticilerinden beklentileri de geçmişe göre çok farklı.
İşe yeni başlayan genç bir çalışanımızın daha fazla yönlendirmeye ve eğitime ihtiyacı olabilir. 15 yıldır aynı işletmede çalışan, işini ve kurum kültürünü çok iyi bilen bir başka çalışanımıza ise sürekli ne yapması gerektiğini söylemek yerine yetki ve güven vermemiz gerekir.
Bir çalışan ilk kez hata yaptığında ona eğitim vermek doğru yaklaşım olabilir.
Ancak aynı çalışan aynı hatayı üçüncü kez yapıyorsa bu defa eğitimden ziyade daha net bir yönetim, sorumluluk ve hesap verebilirlik gerekebilir.
İşte durumsal yöneticilik tam olarak burada başlıyor:
Doğru kişiye, doğru zamanda, doğru yönetim tarzıyla yaklaşabilmek.
Otel yönetiminde de tek bir reçete yok bence.
Durumsal yöneticilik yalnızca çalışanlarla ilişkilerimiz açısından değerlendirilmemeli. İşletmenin yönetiminde de aynı yaklaşım geçerli. Yüzde 70 dolulukla çalışan bir otelde aldığımız kararlarla, yüzde 90 doluluğa ulaşmış bir otelde aldığımız kararlar aynı olamaz. Kriz dönemindeki yönetim tarzımızla büyüme dönemindeki yönetim tarzımız da aynı olmamalı.
Bir misafir şikâyetinde prosedürü eksiksiz uygulamak yeterli olabilir. Başka bir misafir şikâyetinde ise yöneticinin prosedürün ötesine geçerek inisiyatif alması gerekebilir.
Çünkü otelcilik yalnızca prosedürleri doğru uygulama işi değildir. Aynı zamanda doğru zamanda doğru kararı verebilme sanatıdır.
Bir yöneticinin başarısı da çoğu zaman burada ortaya çıkar.
Durumsal Yöneticilik Kuralsızlık Değildir. Burada özellikle altını çizmem gereken önemli bir nokta var. Durumsal yöneticilik, kuralsız yöneticilik değildir.
Elbette kurallarımız olacak….
Standartlarımız olacak….
Prosedürlerimiz olacak….
Disiplinimiz olacak….
Ancak insan yönetirken elimizde herkese uyguladığımız tek bir reçete olmayacak.
Bazen anlatacağız….
Bazen dinleyeceğiz….
Bazen öğreteceğiz….
Bazen destekleyeceğiz….
Bazen yetki vereceğiz….
Ve gerektiğinde çok net biçimde, “Hayır, bunu böyle yapamayız.” da diyebileceğiz.
İyi yöneticiyi farklılaştıran özellik, her durumda aynı tepkiyi vermesi değildir.
İyi yönetici, hangi durumda nasıl davranması gerektiğini bilen yöneticidir.
Yeni kuşak, yeni beklentiler, yeni yöneticilik.
Turizm sektörünün önümüzdeki yıllardaki en önemli konularından birinin insan kaynağı olacağına inanıyorum. Yeni kuşakların çalışma hayatından beklentileri değişiyor. Çalışanlarımız artık yalnızca ücret değil, kendilerine değer verilmesini, fikirlerinin dinlenmesini, gelişim fırsatı sunulmasını ve yöneticileri tarafından güvenilmesini de bekliyor.
Bu nedenle dün başarılı olmuş bir yönetim tarzının yarın da aynı sonucu vereceğini düşünemeyiz. Dünün yöntemleriyle bugünün çalışanını yönetemeyiz.
Belki de yöneticiler olarak zaman zaman kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor.
“Ben insanlardan sürekli bana ve benim yönetim tarzıma uyum sağlamalarını mı bekliyorum; yoksa ben de değişen insanlara ve şartlara uyum sağlayabiliyor muyum?”
Bu soru önümüzdeki dönemin yöneticiliğini belirleyecek önemli sorulardan biri olacaktır.
Geleceğin yöneticisi kim olacak? Geleceğin başarılı yöneticisinin en sert yönetici olacağını düşünmüyorum.
En yumuşak yönetici de olmayacak.
Her şeye “evet” diyen de olmayacak, her şeyi kendisi kontrol etmeye çalışan da.
Geleceğin başarılı yöneticisi, durumu doğru okuyabilen, insanını tanıyan, ne zaman yönlendireceğini, ne zaman dinleyeceğini, ne zaman yetki vereceğini ve gerektiğinde ne zaman müdahale edeceğini bilen yönetici olacaktır.
Yani gerektiğinde yönetim tarzını değiştirebilen yönetici.
POYD olarak mesleğimizin geleceğini konuşurken tesislerimizi, teknolojimizi ve ürünümüzü geliştirmek kadar yöneticilerimizi ve yönetim kültürümüzü geliştirmemizin de önemli olduğuna inanıyoruz.
Çünkü milyonlarca Euro yatırım yaparak çok güzel oteller inşa edebiliriz.
En yeni teknolojileri satın alabiliriz. En güzel odaları, restoranları ve sosyal alanları oluşturabiliriz. Ancak bütün bunları hayata geçiren yine insandır.
Sonuçta otelleri binalar değil, insanlar yönetiyor.
Ve biz insanı ne kadar doğru anlayıp doğru yönetebilirsek, işletmelerimizi de o kadar başarılı yönetebiliriz.
Belki de durumsal yöneticiliğin bize verdiği en önemli mesaj budur: İnsan değişiyorsa, şartlar değişiyorsa, iyi yönetici de değişebilmelidir.
Hakan SAATÇİOĞLU
POYD Yönetim Kurulu Başkanı

